Engelliler Komisyonu Eş Sözcümüz Hatice Betül Çelebi'nin açıklaması:
Türkiye’de yaşayan 10 milyon engelli yurttaş ve aileleri için engelli kimliğine yönelik sağlamcı bir saldırganlık sistemi egemendir. Ancak engellilik bireysel bir “eksiklik” değil; erişilemeyen kentlerin, ayrımcı politikaların ve sağlamcı anlayışın yarattığı toplumsal bir eşitsizlik alanıdır. Sorun da bedenlerde değil, engelleyen sistemdedir.
10-16 Mayıs Engelliler Haftası, engelli bireylere yönelik acıma, yardım ya da “farklılıkları sevme” söylemlerinin değil; eşit yurttaşlık, erişilebilirlik ve hak mücadelesinin konuşulması gereken bir dönemdir. Ancak engelli bireyler hala, “yardıma muhtaç”, “ilham veren”, “sevgiyle aşılması gereken engellerin taşıyıcısı” gibi yaklaşımlarla temsil edilmektedir. Oysa bu dil, ayrımcılığı yeniden üretmektedir. “Hepimiz bir engelli adayıyız” ya da “engelleri sevgiyle aşıyoruz” gibi söylemler de engelliliği trajik bir durum gibi göstermekte ve sağlamcı bakışı güçlendirmektedir. Bizler; merhamet değil hak, sadaka değil eşitlik, engelliler olmadan onlar adına kurulan bir temsiliyet değil doğrudan söz ve karar hakkı için mücadele ediyoruz.
Erişilebilir olmayan bir kentte, eğitimde, sağlıkta, istihdamda ve siyasette eşitlikten söz edilemez. Bu nedenle, Engelliler Haftasını yalnızca sembolik bir farkındalık haftası olarak değil; erişilebilirlik, bağımsız yaşam ve demokratik katılım mücadelesinin bir parçası olarak görüyoruz. Bu dönemde sağlamcılık ideolojileri teşhir edilmeli ve karşı dönüşüm için birçok faaliyet planlanmalıdır.
Bizler, engelli bireylerin kendi sözünü kurduğu ve karar süreçlerinde yer aldığı bir yaşamı savunuyoruz. Ayrıştıran değil kapsayan, görünmez kılan değil eşitleyen bir toplumsal yaklaşım mümkündür. Sağlamcı dili ve ayrımcı politikaları birlikte değiştirebiliriz. Çünkü erişilebilirlik yoksa eşitlik de yoktur. Erişilebilirlik ve eşitlik yoksa; yoksulluk, işsizlik ve her türlü yaşamsal soruna çözüm bulmak güçleşmektedir.
Engelliler Haftası; erişilebilirlik, istihdam, sosyal yardım, eğitim, sağlık ve siyasal temsil gibi somut hak alanlarına dair politikaların tartışıldığı ve geliştirildiği bir mücadele zemini olarak değerlendirilmelidir. Türkiye’nin hiçbir kenti erişilebilir değildir. Yerel yönetimlerin bu konuda özeleştirel durumda olduğu gerçeğine uygun bir söylem kurulmalıdır. Hem kentlerimiz tam erişilebilir hale getirilmemiştir hem de engellilik meselesi bir gün ya da bir haftayla sınırlı olmayan, sürekli ve örgütlü bir demokratik mücadelenin parçasıdır.
Sonuç olarak; Engelliler Haftası kapsamında yürütülecek faaliyetlerin, Engellilik Manifestomuzda ortaya koyduğumuz eşitlikçi, özgürlükçü ve eşit yurttaşlık temelli yaklaşımla uyumlu olması sağlamcılığa karşı dönüşümü hızlandıracaktır. Sağlamcı dili yeniden üreten, engelli bireyleri nesneleştiren ve ayrımcı kültürü pekiştiren her türlü pratikten kaçınılmalı; eşit yurttaşlık temelinde, kapsayıcı, dayanışmacı ve dönüştürücü bir politik hat ve söylem güçlendirilmelidir.
Hatice Betül Çelebi
Engelliler Komisyonu Eş Sözcüsü
9 Mayıs 2026
