Emek Komisyonumuzun açıklaması:
8 Kasım 2025’te Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde, Ravive Kozmetik’e ait parfüm dolum imalathanesinde çıkan yangında 3’ü çocuk 7 işçi yaşamını yitirdi, 6 işçi yaralandı. Aradan bir yıl geçti. Ancak kaybettiğimiz 7 emekçinin aileleri için acı dinmediği gibi adalet arayışı da henüz karşılığını bulmadı. Dilovası’nda yaşananlar bir iş kazası değil, işçi sağlığını ve yaşam hakkını hiçe sayan üretim anlayışının, denetimsizliğin ve sermayenin sınırsız kâr hırsının sonucudur. Çocukların güvencesiz koşullarda çalıştırıldığı, iş güvenliği önlemlerinin bulunmadığı iddia edilen bir işyerinde yaşanan bu felaket, çalışma yaşamındaki sömürünün ve denetim mekanizmalarındaki ağır sorunların boyutunu bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Dilovası’nda yalnızca 7 işçi yaşamını yitirmedi; işçi sağlığını, çocukların korunmasını ve kamusal denetimi piyasanın insafına bırakan anlayışın sonuçları da bütün çıplaklığıyla açığa çıktı. Aradan geçen bir yılda adalet mücadelesi veren ailelerin talepleri ise hâlâ karşılanmış değil. Şirket yetkilileri ve kamu görevlilerinin de aralarında bulunduğu 23 sanığın yargılandığı davanın 3 Kasım 2026 tarihinde görülen beşinci duruşmasında, Ali Osman Akat ve Abdurrahman Bayat hakkında tahliye kararı verilmesi, ailelerin adalet beklentisini bir kez daha yaralamıştır. Ailelerin duruşma öncesinde sanıklar adına kendilerine para, ev ve araba teklif edildiğine ilişkin açıklamaları da son derece ciddi iddialardır ve mutlaka aydınlatılmalıdır. Yakınlarını kaybeden ailelerin talebi açıktır: Sorumluluğu bulunan herkes yargılanmalı, hiçbir sanık ayrıcalıklı muamele görmemeli ve adalet bütün yönleriyle sağlanmalıdır. Bu dava yalnızca işverenlerin değil, ruhsatsız faaliyet gösterdiği belirtilen bir işyerinin nasıl çalışmaya devam edebildiğinin, denetim görevini yerine getirmesi gereken kamu kurumlarının ve görevlilerinin sorumluluğunun da ortaya çıkarılması gereken bir davadır. Sorumluluk yalnızca birkaç kişiyle sınırlandırılamaz. İşyerinin faaliyetini sürdürmesine göz yuman, denetim görevini yerine getirmeyen ve çalışma koşullarındaki ihlallere müdahale etmeyen bütün sorumlular hesap vermelidir.
DEM Parti Emek Komisyonu olarak bir kez daha vurguluyoruz: İş cinayetleri kader değildir. İşçilerin yaşamı sermayenin kâr hesabına, çocukların geleceği ucuz işgücü arayışına, kamusal denetim ise şirketlerin çıkarlarına teslim edilemez. Güvencesiz ve kayıt dışı çalışmaya son verilmeli, sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalı, bağımsız ve etkin denetim mekanizmaları kurulmalıdır. Dilovası’nda yaşamını yitiren 7 emekçiyi saygıyla anıyor, ailelerinin adalet mücadelesini sahipleniyoruz. Ailelerin acısını tahliyelerle büyüten değil, adaletle hafifleten bir hukuk düzeni istiyoruz. Bu davanın sonuna kadar takipçisi olacağız. Bütün sorumlular hesap verene, iş cinayetleri son bulana ve hiçbir emekçi ekmek parası uğruna yaşamını kaybetme riskiyle karşı karşıya bırakılmayana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Dilovası’nı unutmadık, unutturmayacağız!
DEM Parti Emek Komisyonu
8 Kasım 2026
