Parti Sözcümüz Ayşegül Doğan, Genel Merkezimizde yaptığı basın toplantısında güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Doğan, şunları söyledi:
Dün Merkez Yürütme Kurulumuz, Eş Genel Başkanlarımız başkanlığında toplandı ve son gelişmeleri değerlendirdik. Merkez Yürütme Kurulumuzdaki tartışmaları, tabii yasa ile ilgili değerlendirmeleri ve bundan sonraki süreçte yapacaklarımızı sizlerle paylaşmak üzere karşınızdayız.
Farklı siyasi partiler ortak bir amaç için imza verdi
Öncelikle yasa hazırlık aşamasında tartışma, değerlendirme ve önerileriyle katkı sunan, emek veren herkese bir kez daha teşekkür ederiz. Değerini zaman içerisinde, aylar ilerledikçe, uygulama başladığında ve sonrasında çok daha iyi göreceğimiz bir yasadan bahsediyoruz. Taslağı çok tartışıldı, teklife dönüşmesi çok tartışıldı, hatta aylarca beklendi. Denilebilir ki Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yakın zamanda özellikle ilk kez bu kapsamda bir yasa teklifini konuştuk ve buna hazırlık yaptık. Bu hazırlık aşaması saatler, günler, aylar süren istişarelerle oldu. Neticede yasa Meclis’in gündemine geldi. 467 evet oyuyla çıkan bir yasadan bahsediyoruz. Çerçeve yasa, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi ismiyle geldi Meclis’in gündemine. İşte bu dayanışma ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine de 467 evet oyu çıktı. Bu oyların her biri farklı nedenlerle farklı siyasi partiler tarafından verildi. Ancak ortak bir amaç için verildiği varsayımıyla hareket ediyoruz ve bundan sonra da öyle devam edeceğiz. Toplumsal barış için, adında olduğu gibi toplumsal bütünleşmeyi güçlendirmek için, bu barış çabalarını kalıcı hale getirmek için. O yüzden bizim için önemli bir yasa. İlk kez biz de böyle bir yasa teklifini imzalıyoruz. Temsil ettiğimiz siyasi geleneğin siyasi tarihinde, demokratik siyasette bir ilk. Yasanın mahiyetini elbette konuşacağız, konuşmamız gerekiyor. Yasa üzerinde çokça tartışma var. Aslında Genel Kuruldaki tartışmalar da belli ki mahiyetine ilişkin bundan sonra değerlendirmelerin devam edeceğini gösteriyor. Bunlar da güçlendirici etkiler.
Yasanın eksiklikleri var ancak ilk adım olarak tarihsel önem taşıyor
Bu düzenleme daha önce de ifade ettiğimiz gibi bütün sorunları çözen nihai bir sonuç olmasa da yeni siyasi ve hukuki imkanlar yaratıyor. Kapsamlı bir çözümün ilk adımı, ilk aşaması olarak tarihsel önem taşıyor partimiz açısından. Dün MYK toplantımızda tüm bunlar yeniden vurgulandı. İlk adımı önemsemek, tamamlanması gereken yanları görmezden gelmeyi gerektirmiyor. Aksine, tamamlanması gereken yanların daha çok vurgulanması gerektiği anlamına geliyor bizim için. Eksikleri eleştirmek de bunun değerini azaltmıyor. Tümüyle bu eksikler nedeniyle bu yasaya sırt çevirmemiz de gerekmiyor. Bunu reddetmek de gerekmiyor. Ne yasa çıktı, Kürt sorunu ve demokrasiye dair sorunlar çözüldü şeklindeki bir yaklaşım doğru olur ne de her talebi karşılamıyor, o halde hiçbir değeri yok şeklindeki bir yaklaşım doğru olur. Kürt sorunu ve Türkiye'nin demokratikleşmesine dair çok ciddi bir yol açıldı ve o yüzden de bu yolda yürümeyi teklif ediyoruz. Birlikte yürümeyi, birlikte mücadele etmeyi teklif ediyoruz. Bu yüzden evet dedik ve bu yüzden de bu yönlü uygulamaları böyle karşılamak gerektiğine inanıyoruz. İlk defa somut şekilde hukuki bir mekanizmanın da işlediği bir yasa sürecine girdi Türkiye. Daha net ifade etmemiz gerekirse 100 yıllık bir meselede ilk kez hukuki bir adım var. Bunun önemini, değerini biliyoruz.
Güven, güvencelerle oluşur ve bunun yolu yasadır
Yine tekrar etmekte fayda olduğunu düşündüğümüz bir başka konu. Bizim açımızdan barışın yalnızca bir an meselesi olmadığı, bir sonuçtan ibaret olmadığı; bir yol olduğu, bir süreç olduğu, hukuki ve siyasi adımlarla aşama aşama inşa edeceğimiz yeni bir döneme daha kapı aralandığı gerçeğidir. Şimdi aralanan bu kapıdan hep birlikte içeriye girmenin ve sonuna kadar demokrasi, eşitlik ve özgürlük için mücadele etmenin zamanı. İlk düzenlemenin sınırlı olmasına dair tartışmalar da var tabii ve bu da sonraki adımları zorunlu kılıyor. Yasa, gerekçesinde de ifade edildiği üzere yeni bir döneme girişin kapısını aralarken başka yeni düzenlemelere ilişkin de çok önemli bir referans oluşturuyor. Hep söyleyegeldik; güven, güvencelerle oluşur ve bunun yolu yasadır, yasanın uygulanmasıdır, takvimin belirlenmesidir. Tüm bunlar bundan sonra hep birlikte takip etmemiz gereken süreçler olacak.
Gizli ajandaları değil 86 milyonun geleceğini ilgilendiren bir süreç
Birtakım tartışmalara da buradan yanıt vermek istiyorum. Sürece karşı çıkanlar var. Biz eleştiriler, öneriler bu süreci güçlendirir dedik. Yeter ki yapıcı olsun, yeter ki katkı sunsun, yeter ki kategorik reddiyeler içermesin. Yeter ki eski reflekslerden arınmış, yeniyi birlikte oluşturabilmeye dönük eleştiriler olsun. Sürece karşı çıkan, ancak yalnızca “güvenlikçi” reflekslerle karşı çıkan çevrelerin argümanları üzerinden isterseniz bir değerlendirme yapalım değerli Türkiye halkları. Şöyle diyenler var: “Bu süreç devleti zayıflatır”. “Bir al-ver süreci”. “Gizli ajandalar var bizden saklanan”. Aylardır diyoruz ki bu bir al-ver süreci değil, gizli ajandaların olduğu bir süreç değil; bu, 86 milyonun geleceğini ilgilendiren ve önümüzdeki yüzyılı birlikte kazanmamızı sağlayacak bir süreç. Ancak buna rağmen hala bu argümanlarda ısrar edenlerin haklı gerekçeleri olduğunu tarih bize söylemiyor.
Harlanmış ateşi söndürmek ancak güçlü ve demokratik bir ülke yaratmakla mümkündür
40 yıldır, hatta 52 yıldır süren çatışma bu devleti güçlendirdi mi? Hayır, güçlendirmedi. Eğer çatışmayla güçlenseydi ne olurdu? Güçlü bir demokrasiden bahsederdik bugün. Güçlü bir ekonomiden bahsederdik bugün. Krize saplanmış bir Türkiye demokrasisi ya da ekonomisi üzerine analizler yapıyor olmazdık ya da buna çareler arıyor olmazdık. Binlerce insanın eli yüreğinde, milyonlarca eve ateş düştü bu sebeple. Harlanmış ateşi söndürmek ancak güçlü ve demokratik bir ülke yaratarak mümkün olur. Bu çatışma bu yüzden sonlanmalı, kalıcı bir şekilde sonlanmalı. Bunu sonlandıracak her adım bizim için değerlidir. Eksiklerine, yetersizliklerine rağmen önemli bir adımdır. Eli yüreğinde annelerin acısını hafifletmek için, bir daha hiçbir annenin eli yüreğinde yaşamaması için hepimiz sorumluluk hissetmeliyiz bundan sonrasına dair. Ülkenin bütçesini, hukukunu, demokrasisini, uluslararası itibarını da güçlendirecek olan hukuktur, adalettir, demokrasiye dönük adımlardır. Çatışmanın doğrudan ve dolaylı maliyetine ilişkin de araştırmalar ortada. Trilyonlarca dolarla ölçülüyor artık. Asıl işte bu zayıflatıcıdır. Güçlendirici olan ise bu sonuçları ortadan kaldırmak.
Tüm taraflar akamete uğramış süreçlerden ders çıkarmalı
Yine bir başka argüman, bir taviz argümanı. Ortada kendini feshetmiş, stratejik olarak silahlı mücadeleyi bitirdiğini ilan etmiş, silahlarını yakarak imha etmiş bir örgüt var. Şimdi bu münfesih örgüt için bir yasal çerçeve oluşturuluyor. Bunun hukuki sonuçlarını düzenleyecek bir çerçeve. Nerede bir taviz var? Şu döngüden çıkmak gerekiyor: Yenme-yenilme, bölme-bölünme, inkar-imha, isyan-ret. Tüm bunları geride bırakmak gerekiyor artık. Yeni dönemin yeni kelimeleri olmalı. Yeni dönemin yeni bir zihniyetle karşılandığını gösteren, hayatımıza değen. O yüzden karşısında duranların da artık yeni argümanlara ihtiyaçları var. Aksi takdirde öne sürdükleri her şey yalnızca hamaset ve siyasetsizlik olarak algılanır, sürece kategorik karşıtlık olarak algılanır. Çatışmaya, kana, gözyaşının akmasına dönük bir gayret olarak algılanır. Böyle algılanmaması için yeni bir siyaset üretmek gerekiyor. Mesela sürecin hiçbir yerinde hiçbir zaman ayrılıkçı bir talep dile gelmedi. Oysa bazıları çıkıp ne diyorlar? Sanki ülke bölündü bölünecek gibi birtakım propaganda yapmaya çalışıyorlar. Bunların karşılığı yok. Bir ayrılık talebi yok. Aksine birleşme ve bütünleşmeye dair, yasanın ve Meclis’teki komisyonun adında da olan birliği ve beraberliği güçlendirmeye dair adımlar atılıyor. Ortak geleceğimizi güçlendirmeye dönük adımlar atılıyor. Yine, bu sorun yalnızca güvenlikçi yöntemlerle ya da operasyonlarla çözülürmüş gibi birtakım argümanlar öne sürülüyor. Bu yöntem 40 yıl kesintisiz bir şekilde denendi. Sonuç vermedi, çatışma üretti, sorunu derinleştirdi. Üstelik sorunun karakterini de değiştirdi, uluslararası hale getirdi. Güvenli ülke, çatışmanın nedenlerini ortadan kaldırmaya karar vermiş ve bu yönlü adım atmak için siyasi irade ortaya koymuş ülkedir. Bu da hukukla, siyasetle, diyalogla, müzakereyle mümkündür. İçinden geçtiğimiz sürece de böyle bakmak gerekiyor. Dünyada silahlı çatışmaların büyük çoğunluğu da ancak diyalog ve müzakereyle sona ermiş süreçlerdir. “Daha önce denendi başarısız oldu, efendim nasıl güveniyorsunuz?” diyenler de var. Doğru, başarısız olmuş ve akamete uğramış süreçler yaşadı Türkiye son yıllarda. Biz ilk günden beri şu uyarıyı yaptık, dedik ki tüm taraflar akamete uğramış süreçlerden ders çıkarmalı. O yüzden bu süreç kalıcı bir biçimde özellikle hukukla çerçevelenmeli. Dersler de belli: Yasa, yasanın uygulanması ve takvimi, toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesi. Bugün geldiğimiz aşamada bunlar adım adım hayata geçirilmeye çalışılıyor. İstenilen hızda olmasa da zaman zaman inişleri çıkışları olsa da doğrusal bir hatta ilerlemese de bunun bir şekilde rayına oturması için çaba sarf ediliyor. Bu çabayı görmezden gelmemek gerekiyor.
Yasanın beklentilerimizi karşılaması için mücadeleyi artırmalıyız
Şimdi yasa var, izleme için Meclis var, Meclis’in iradesi var. Dolayısıyla toplumsal irade, toplumsal destek ve dayanışma var. Yeni kurullar oluşturulacak. Gizli saklı hiçbir şey yok. Her şey apaçık bir şekilde ilerletilmeye çalışılıyor. Herhangi bir gizli ajandamız da yok. Eksikler var. Biz de biliyoruz ve bu eksiklerin tamamlanması için de mücadele ediyoruz. Yasa bizim beklentilerimizin tamamını karşılıyor mu? Hayır, bizim de beklentilerimizin tamamını karşılamıyor. Peki, tek bir yasa hepimizin tüm beklentilerini karşılayabilecek güce sahip olabilir mi? Bu da gerçekçi bir yaklaşım değil. Rasyonel olan şey beklentilerimizin tamamını karşılamadığı için bu yasayı değersizleştirmemektir; onu beklentilerimizi karşılayabilecek hale dönüştürmek için ortak mücadeleyi artırmaktır. Binlerce insanın hayatını ilgilendiren, özgürlüğünü etkileyen bir yasadan bahsediyoruz. Binlerce insana tahliye ve özgürlük yolunu açacak, yine bir o kadar insanın dönüşünü sağlayabilecek, yurt dışından gelişleri sağlayabilecek bir yasadan bahsediyoruz. Türkiye'deki iklimi değiştirme potansiyeli taşıyan bir yasadan bahsediyoruz. Bu iklimi hangi yönde değiştirme potansiyeli taşıyor? Düşünce ve ifade özgürlüğünü güçlendirme yönünde, örgütlenme özgürlüğünü güçlendirme yönünde. Bugüne kadar konuşamadığımız, tabu sayılan konuları konuşabileceğimiz bir demokratik siyasete zemin oluşturma yasası olarak değerlendiriyoruz. Tabii yalnızca karşı çıkanlar bu argümanlarla mı karşı çıkıyorlar? Hayır. Bir de temel haklar erteleniyor, bu yasa kapsamında yok diyenler var. Evet, bu yasa kapsamında yok. Ancak bu yasanın çatışmadan demokratik siyasete geçiş hukukunu oluşturma yasası olduğunu akılda tuttuğumuzda işte bu temel haklar ve Türkiye'nin demokratikleşmesine dair sorunlar, Meclis Başkanının da bizatihi ifade ettiği gibi, sonraki hukuki adımlara işaret ediyor. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun raporunda da var bu tespitler. Bunlar daha sonra tartışılmayacak, kayda geçmeyecek ya da olmayacakmış gibi davranmak yine kategorik reddiye olarak algılanır.
Yasa bir ihtimalden çok daha fazlası ve daha fazlasını birlikte başarabiliriz!
Sevgili arkadaşlar, değerli Türkiye halkları; barış çok değerli bir imkan ve bu ilk adımla ilk kez bir ihtimalden çok daha fazlası artık. Daha önce yine bu kürsüden, barış artık yalnızca bir ihtimal değil demiştik. Bugün yasayla birlikte üzerine şöyle bir ekleme yapıyoruz. Bir ihtimalden çok daha fazlası. Çok daha fazlasını ancak birlikte başarabiliriz. Barış fikri ve emeği, çözüm tahayyülü hep saldırı altında olur. Bu saldırıları birlikte göğüslemeliyiz. Bir zamanlar Türkiye'de en azından savaş hukuku tanınsın tartışmaları yapılıyordu. O günlerden bugünlere geldik. Bunu da hatırda tutmak gerekiyor. O yüzden bugün ortaya çıkan yasa yetersiz de olsa acıların derinleşmemesi, kan ve gözyaşının akmaması için çok önemli. Bizi çıkmaz bir yoldan yeni bir kapıyla bambaşka ve yeni bir hayata taşıyabilme potansiyeli olan bir yasayla karşı karşıyayız. Yıllardır içinde kıvrandığımız bu döngüden çıkmaya çalışıyoruz. Biz pedalı her zaman barış ve demokrasi yönünde çevirmeye devam edeceğiz. Pedalın hep bu yönde dönmesi için de çabaları artırmaya devam edeceğiz. Düzenleme yapısal sorunlara dokunmuyor diyenlere de son bir söz söylemek istiyorum bu bağlamda. Silahlı çatışma hâli kalıcı bir biçimde sona erdiğinde Türkiye'nin yapısal sorunlarına ilişkin konuşabileceğimiz alan genişleyecek. Çünkü bugüne kadar demokratik siyaset alanı hep bu gerekçeyle kriminalize edildi. Şimdi yepyeni bir döneme kapı aralanıyor. Yasanın açtığı bu kapıyı ardına kadar açmak ise bundan sonra bizim işimiz, barış savunucularının işi; eşitlik, demokrasi, özgürlük mücadelesi verenlerin işi. Tabii merak edilen bir başka konu da uygulamasının nasıl olacağı. Bundan sonraki aşamalar nasıl gerçekleşecek? Bunu da önümüzdeki günlerde hep birlikte takip edeceğiz. Tabii biz de bir yandan buna ilişkin çalışmaları sürdürüyoruz. Biliyorsunuz uygulama için bir teyit tespit mekanizması ve çeşitli kurullar öngörülüyor. Bu kurulların oluşturulması, onların çalışmaya başlaması, tüm bunlar önümüzdeki günlerde netleşecek başlıklar.
Yeniden yapılanmanın başlangıcı olarak kongremizi 6 Eylül’de yapacağız
Biz bir yandan da bu yasa çalışmalarının yanı sıra daha önce de sizlere duyurduğumuz gibi kongre hazırlık çalışmaları yapıyoruz. 20 Eylül'de yapacağımızı duyurduğumuz olağan kongremizi öne alıyoruz. Yeniden yapılanma döneminin başlangıcı olarak kongremizi delegelerimizle birlikte 6 Eylül'de yapmaya karar verdik. Değişim ve dönüşümün öncülüğünü sağlayacak en önemli öznelerden biri olarak DEM Parti için yeniden yapılanma dönemini de güçlendirecek bir hazırlık kongresi olacak. Epeydir bu konudaki tartışmalarımız sürüyordu. Çeşitli komisyonlarımız oluştu kongre hazırlığını yapabilmek için. Kongre Hazırlık Komisyonumuz, Mutabakat Komisyonumuz ve Genişleme Komisyonumuz. Program ve Tüzük Komisyonumuz da çalışmalarını sürdürüyor. Aynı zamanda il konferansları gerçekleştirdik, bölge konferansları gerçekleştirdik. Bir yandan bu yasayla ilgili hazırlıkları ve yasa sonrası hazırlıkları tamamlamaya çalışıyoruz ve buna dair planlamalar yapmaya çalışıyoruz. Öte yandan da kongre çalışmalarını güçlendirmeye çalışıyoruz ve 6 Eylül'de Ankara'da Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde gerçekleştireceğimiz kongremizle de yeniden yapılanma döneminin startını vermiş oluyoruz. Bunu da buradan duyuralım. Tekrar ediyorum, 6 Eylül'de Ankara Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde olağan kongremizi delegelerimizle gerçekleştireceğiz.
Yasayı ve yeni dönemi anlatmak için halk buluşmalarına hazırlanıyoruz
Bir yandan da yeni halk buluşmalarına hazırlanıyoruz. Hep sahada olan bir siyasi partiyiz. Yeniden yeni planlamalarla sahada olacağız. Bu defa yasayı anlatacağız. Yasanın gereklerini, uygulamasını, bundan sonra oluşabilecek riskleri ortadan kaldırabilmek için hep beraber ne yapmamız gerektiğini konuşacağız. Partimizin yol haritası her zaman olduğu gibi sahadan çıkacak, sahadan güçlenecek. Farklı toplumsal kesimlerle buluşacağız. Eş Genel Başkanlarımız, MYK ve PM üyelerimiz, milletvekili arkadaşlarımızla zaten ağırlıklı olarak sahada çalışan bir siyasi partiyiz. Sahada yeni planlamalar için buluşacağız. Biliyorsunuz yine ilk günden beri bu süreci kadınlarla, gençlerle birlikte örgütledik. Özellikle kadınların ve gençlerin katılımını ne kadar önemsediğimizi her defasında dile getirdik. Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin başarıya ulaşabilmesi için hem kadınlar ve gençler hem de farklı kesimlerle buluşmalar bizim için olmazsa olmaz oldu. Dünya çatışma çözümü deneyimlerinden de kadınların ve gençlerin aktif bir biçimde içinde yer aldığı çözüm ve barış süreçleri genellikle daha başarılı olmuş. O yüzden biz kadınların ve gençlerin bu sürece katılımını çok önemsiyoruz. Meclis’te kurulacak kurullarda da kadınların temsiliyetinin olmazsa olmaz olduğunu düşünüyoruz. Bu konuda yarın Kadın Meclisi Sözcümüz Halide Türkoğlu geniş bir açıklama yapacak. Şimdilik yalnızca bu kadarına değinmiş olayım. Ama kadınlarla buluşmalar ve kadınların temsiliyetinin partimiz açısından öneminin altını çizmek isterim. Merkezi Örgütlenme Komisyonumuz önümüzdeki dönem yapılacak buluşmalarla ilgili planlamayı bilahare zaten duyuracaktır. Bizler de sizlerle paylaşacağız. Türkiye'nin her bölgesinin en büyük illerinde Eş Genel Başkanlarımızın ve MYK üyelerimizin katılımıyla gerçekleşecek büyük buluşmalara hazırlanıyoruz bu süre içerisinde.
Yasa bir an önce uygulanmalı, risklere karşı zamana yayılmamalı
Soru: Saat 16.00'da İmralı Heyetiniz Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşecek. Sizin elinizde şu an çerçeve yasanın nasıl uygulanması gerektiğine dair bir takvim var mı? Yoksa bu görüşme sonrasında bu takvime dair bir şeyler netleşecek mi?
Takvime ilişkin biliyorsunuz bazı kurulların kurulması gerekiyor. Aşağı yukarı ne olacağı belli ama yol haritası ve netleşmiş bir takvim henüz yok. Evet bugün İmralı Heyetimiz Cumhurbaşkanı Erdoğan'la görüşecek. Tabii ki son gelişmeler de değerlendirilecek. Ancak takvime ilişkinse yasada da olduğu gibi bir teyit-tespit ve Milli Güvenlik Kurulu kararından sonraki bir zamana işaret ediliyor. Biz bir an önce uygulamaya geçilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Zamana yayılmaması gerekiyor. Zamana yayıldıkça riskler artabiliyor. Riskler artmasın diye, sürecin enfekte olmaması için tabii ki gereken her şey gerektiği süre içerisinde yapılmalı, uygulanmalı. Beklentiler bu anlamda karşılanmalı.
Yüksekdağ ve Demirtaş çoktan özgürlüğüne kavuşmuş olmalıydı
Soru: Demirtaş'ın tahliyesiyle ilgili bir takvim var mı?
Ne Demirtaş'ın ne de Yüksekdağ'ın içeride kalmasını gerektirecek bir hukuki neden yok. Bunu açık açık her zaman ifade ettik. Bir daha vurgulamak isterim. Siyasi nedenleri ortadan kaldırmak için bir sürecin içerisindeyiz ve o halde buna uygun bir şekilde davranılmalı. Kulislere, iddialara mahal vermek yerine ne yapmak gerekiyor? Zaten AİHM, AYM kararları var değerli Türkiye halkları. Ne Demirtaş ne Yüksekdağ ne de hakkında AİHM ve AYM kararları bulunan diğer hiçbir tutsak için yeni bir yasal düzenlemeye dahi gerek yok. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun da bu konuda ortak raporu var. Tüm siyasi partilerin altına imza attıkları rapor. Yani bu beklentileri karşılayabilecek şey nedir? Bağlayıcılığı bulunan bu yargı kararlarını hayata geçirmektir. Bir saniye dahi içeride tutulmamalı hakkında bu yönlü kararlar olanlar. Demirtaş ve Yüksekdağ çoktan tahliye olmalıydı, özgürlüklerine kavuşmuş olmalıydı. Bunun da hızla gerçekleşmesini istiyoruz. Yalnızca düşüncelerini açıkladıkları için, yalnızca siyaset yapma haklarını kullandıkları için haksız hukuksuz bir şekilde yıllarca içeride tutulan herkes özgürlüğüne bir an önce kavuşmalı.
Pirs: Piştî derketina Qanûna Çarçoveyî nexşeyêyek heye, xalên ku di qanûnê de hene dê çawa bimeşin?
Bersiv: Qanûn dibêje ewilî divê em tespît bikin ku çek hemû hatine danîn û divê em fesihkirinê jî teyît bikin û tespît bikin. Yanî Lijneya Ewlekariya Neteweyî divê derheqê vê de biryarekê bide û piştî vê biryarê jî ew di Rojnameya Neteweyî de bê çapkirin. Piştî wê em ê nexşerêyê bibînin. Lê hin tişt diyar in, hin xal diyar in. Ji bo kesên ku derbarê wan de lêpirsîn hene, kesên ku girtî ne, kesên ku li Ewropayê ne, kesên ku dixwazin vegerin hin mafên wan ên hiqûqî diyar in, di yasayê de hatine diyarkirin. Divê du lijne bên avakirin. DIvê em li benda wan lijneyan bisekinin. Lijneyek girêdayî serokkomariyê ye. Lijneyek jî dê li parlamentoyê bê avakirin. Ew lijne dê ji bo şopandina pêvajoyê bê avakirin. Ew her du lijne divê bi koordînasyonekê bi hevdu re bikaribin kar bikin. Piştî van lijneyan em ê bibînin ev serlêdan dê çawa bên qebûlkirin. Ya diduyan jî we behsa PKKê kir, wan bixwe hin daxuyanî dan. Gotin em li hêviya bangewaziyekê ne. Bê bangwazî em nizanin em ê çawa vegerin, ew ê çawa çêbe. Yanî bangewaziya Rêzdar Ocalan. Em hevpeyvînan dişopînin em dibînin ew jî li hêviya nirxandinekê ne ji aliyê Rêzdar Ocalan ve. Em nizanin ew ê bi çi awayî, bi kîjan mekanîzmayan dê çêbe. Lê divê koordînasyonek di navbera van lijneyan û Rêzdar Ocalan de jî hebe. Em niha nizanin ji bo vegera PKKyiyan çi nexşerê heye.
Pirs: Birêz Ocalan di gelek peyamên xwe de daxwaza avakirina Tevgera Civaka Demokratîk ya Komarî dike. Herî dawî di Konferansa Aştiyê de jî bi vî rengî peyameke wî hebû. Ji xeynî DEM Partiyê partiyeke nû dê bi vî navî bê avakirin, em ji gotina Birêz Ocalan çi fehm bikin?
Bersiv: Hûn dizanin navê vê pêvajoyê Aştî û Civaka Demokratîk e. Bangewaziya Rêzdar Ocalan jî bi vî navî hatibû pênasekirin. Civaka demokratîk jixwe armanc e. Hemû hewldan jî ji bo civakeke demokratîk ya komarî ye. em vê jî dibêjin jixwe. Ev di bernameya me de jî heye. Ne cara ewil e ku em tînin ziman. Ceribandinên bi vî şeklî pêşiya niha 22 salan jî çêbûbû. Bi vî navî di 2004an de jî tevgerek hebû. Tevgera Civaka Demokratîk bû. Bingeha partiya DTPjî ji Tevgera Civaka Demokratîk hat. Ji wê rojê heta îro ev yek armancek e jixwe. Divê bi vî şeklî bê nirxandin û qebûlkirin. Partiya DEMê weke sîwan e. Ji bo ku gelek partiyên cuda jî şexsiyet jî hene di nav me de. Gelek bîr û bawerî hene, jin hene, ciwan hene. Di bin sîwana Partiya DEMê de tên temsîlkirin. DBP jî yek ji wan e. Em van xalan jî dinirxînin. Em kongreya xwe 6ê Îlonê weke destpêka nûbûnê destnîşan dikin. Em dibêjin ji bo demên pêşiya me, ji bo pêngavên pêşiya me ev pêngaveke dîrokî ye, stratejîk e. Her xal tê nîqaşkirin. Em ê çawa bêtir vê armancê bihêz bikin, Rêzdar Ocalan jî carinan derheqê vê yekê de peyaman dişîne, nirxandinan dike. Di pirtûk û parastinên wî de derheqê vê yekê de gelek mijar hene. Lê em nikarin bibêjin weke Rojava dê li vê derê jî bê bicihkirin, yan jî dê bi wî şiklî di nexşerêyê de cihê xwe bigire. Em her xalê binirxînin û li ser her xalê bi rê û rêbazeke nû bi zimanekî nû nêzîk dibin. 6ê Îlonê em ê bi delegasyona xwe re kongreya xwe bikin ev xalên hanê jî dê bêtir zelal bikin. Gelek spas.
Pirs: We ji bo çi kongreya xwe anî pêş? Sedemeke wê ya taybet heye?
Bersiv: Belê sedemeke wê ya taybet heye. Me anî pêş ji ber ku hin xebatên ji bo yasayê jî ji bo amadekariya kongreya me jî hene. Em behsa pêşerojeke nû dikin. Em dibêjin divê civak jî nû bibe, hemû siyaset jî divê nû bibe. Amadekariyên me jî bi vî şiklî berdewam dikin. Em wê jî weke destpêkekê digirin dest. Me dîroka kongreyê piçekî kişand pêş. Em ê 6ê Îlonê çêkin. Em 6ê Îlonê weke destpêka nûbûnê dibînin. Gelek spas.
13 Ağustos 2026
