Ayşegül Doğan: Sürecin hızlı ilerlemesi ve belirsizliklerin giderilmesi için yeni bir çıkış yolu aranıyor

Parti Sözcümüz Ayşegül Doğan, MYK toplantısı arasında düzenlediği basın toplantısında güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Doğan, şunları söyledi: 

Hafta sonu “Barış İçin Adım At / Gavek Ji Bo Aşitiye” mottosuyla Türkiye’nin her yerinde alanlardaydık. Yine yürüdük, taleplerimizi en güçlü bir şekilde ifade etmeye çalıştık. Tabiri caizse ayağımızın tozuyla geldik ve toplandık Eş Genel Başkanlarımızın başkanlığında. Merkez Yürütme Kurulumuz devam ediyor. Ortadoğu’daki gelişmeler bir yandan değerlendiriliyor, bir yandan da Türkiye’de son günlerde yaşananlar. Tabii Barış ve Demokratik Toplum Süreci de en önemli başlıklarımızdan. 

Acıların hakiki biçimde ortadan kaldırılması için gereken her şey yapılmalı 

En merak ettiğiniz konularla başlamak istiyorum. Tabii ki süreç merak ediliyor, sürecin akıbeti merak ediliyor. Durağanlığın nedenleri merak ediliyor. Yapılan açıklamalara bizim nasıl yaklaştığımız merak ediliyor. Hem Türkiye halklarının hem de gazetecilerin en sık yönelttiği soruların başında bunlar geliyor. Biz bunları "Barış İçin Adım At" yürüyüşlerinde de gördük. Hakkari’den İstanbul’a, Ankara’dan Diyarbakır’a kadar 40’ı aşkın merkezde gerçekleştirdik bu yürüyüşleri. Genel olarak en sık sorulan soruların başında bu sorular geliyordu. Tüm Türkiye’nin en çok merak ettiği konu barışa ve demokratikleşmeye dair ise burada kaygıları da pozitif bir yerden görüp değerlendirmek gerektiğini düşünüyoruz. Ne demek istiyoruz? Bunlara olumsuz anlamlar yüklemek, milyonların bu talebine farklı farklı talepler olarak yaklaşmak yerine, ortak ihtiyaç ve ortak talep şeklinde yaklaşmak sorunları çözmede de ivme kazandırıcı bir etki yaratabilir. Mesela deniyor ki barış talebi toplumsallaşamadı. Çünkü yönteme güvende bir sorun var. Pek çok kamuoyu araştırma şirketi de bunu ortaya koyuyor. Yine bizler saha gözlemlerimizde de görüyoruz, farklı siyasi partiler de öyle. Oysa biz şunu gördük; barış talebi toplumsal bir talep zaten. İnsanlar barışa öylesine çok sahip çıkıyor ki bulundukları her yerden buna ses vermek, güç vermek istiyor. Evet, evhamlılar, kaygılılar; endişeleri var. Çünkü Türkiye çok büyük acılar yaşadı ve yeniden bu acıların yaşanmasını hiç kimse istemiyor. Bu acıların tümden en hakiki biçimde ortadan kaldırılması için gereken her şeyin yapılmasını istiyorlar. O yüzden hafta sonu yankılanan ses önemliydi ve bizim bu konudaki çalışmalarımız da devam edecek.

Sürecin hızlı ilerlemesi ve belirsizliklerin giderilmesi için yeni bir çıkış yolu aranıyor 

Daha önce de paylaştık sizlerle; süreç ilerliyor, ancak bir durağanlık var dedik. Bu durağanlığın sebeplerinden de bahsettik. Tabii ki bugün Merkez Yürütme Kurulumuzda da bunu konuştuk. Sürecin daha hızlı ilerlemesi için, bu belirsizliklerin giderilmesi için, ortaya çıkan zorlukların bir şekilde ortadan kaldırılabilmesi için yeni bir çıkış yolu aranıyor. Yeni bir yol haritasına ilişkin süren çalışmalar da var. MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli bunu yeni bir hamle olarak ifade ediyor. Evet, bu durağan hali ivmelendirecek yeni girişimlere ihtiyaç var. Tabii ki var. DEM Parti olarak, süreçte yeni bir aşamaya geçildiğini söylediğimiz günden beri biz de en çok bu konuya dikkat çekiyoruz. “Birinci aşama tamamlandı, artık ikinci aşamaya geçtik” dediğimiz andan bugüne en çok dikkat çektiğimiz konuların başında yeni bir hamle ihtiyacı geliyordu. Biz hamle olarak tanımlamadık ama bugün Sayın Bahçeli hamle olarak tanımladı. Tanımlar değişse bile aynı ihtiyaca dikkat çekiyoruz. Bu anlamda Sayın Bahçeli'nin çabasını önemli bulduğumuzu da ifade etmek isterim. 

Güven bunalımını gidermek için süreci ivmelendirecek adımlar atılmalı 

Yine çok tartışılacak bu başlıklar, daha önce de tartışıldı. Yeniden konuşma ihtimali, tartışma ihtimali, istişare... Bunları çok değerli bulduğumuzu hep söyledik. Bunları pozitif bir şekilde tartışmamız gerektiğini söyledik. Bu anlamda baktığımızda önemli katkılar bunlar. Bu önerileri dar bir çerçevede almak yerine, bunları sürecin gerekleri olarak görüp bu şekilde en geniş çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Sayın Cumhurbaşkanı da yakın zamanda yaptığı açıklamada kararlılık vurgusu yaptı. Yine başka önemli bir vurgu olarak stratejik değerini ifade etti. Biz de bunu ifade ediyoruz. Komisyon raporuna ve komisyon raporunun ortaya koyduğu yol haritasına dikkat çekti. Bazı risklerden bahsetti. Gizli ve açık risklerden bahsetti. Sabotajların olmaması için yapılması gerekenlere dikkat çekti. Bunlar somut ve görünür bir şekle dönüşmediğinde, kamuoyu haklı olarak süreç tıkandı mı sorusunu yöneltiyor ve kaygı duyuyor. Zaten bir güven bunalımı var ne yazık ki. Bunu gidermek için o halde ne yapmak gerekiyor? Somut, süreci ivmelendirecek adımları atmak gerekiyor.

Geçiş hukuku nasıl ve hangi hukukla sağlanacak? 

Yine MHP Genel Başkanı sürecin yönetimiyle ilgili aslında bir model önerisinde bulunuyor. Bu da tartışmalı bir konuydu en başından beri. Sürecin tasarımına ilişkin birtakım tartışmalar vardı zaten Türkiye'de. İşte şimdi bir model önerisi var. Tabii diğer siyasi partiler de model önerilerini yapabilir, yapmalılar da. Bunlar katkı sağlayacak tartışmalar. Yalnızca koordinatörlük tartışmasına hapsetmemek gerekiyor. Buraya sıkıştıran bir yaklaşım içerisinde değerlendirdiğimiz zaman diğer öneriler hakkıyla tartışılamayabiliyor. O yüzden buralara sıkıştırmamak gerekiyor. Geçiş hukuku için mesela bir yasal çerçeveye ihtiyaç olduğu en başından beri zaten komisyon raporu tarafından tespit edildi. Biz de bunu söylüyoruz. Evet, bir yasal çerçeveye ihtiyaç var. Adı üstünde, geçiş hukuku. Bu geçiş nasıl sağlanacak? Hangi hukukla sağlanacak? Silahlı mücadeleden stratejik olarak vazgeçtiğini, ancak bunun pratikte bir takım somut adımlar gerektirdiğini ifade eden bir örgüt gerçekliğinden bahsediyoruz. Bu örgüt, lideri Sayın Öcalan’ın çağrısıyla fesih kararı aldı. Akabinde silahlarını yakarak imha ettiler, geri dönme taleplerini ifade ettiler. Üzerinden bunca zaman geçti, hala komisyon raporuna rağmen atılmış adımlar yok. İşte bunlar süreçte kaygı yaratıyor. Tabii ki bazı adımlar atıldı. Komisyon oluşturuldu. Bu çok önemli. Tartışıyoruz, konuşuyoruz, önerilerde bulunuyoruz. Bunlar çok değerli. Bunların hiçbirini yadsımıyoruz. Ancak diyoruz ki Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çok önemli çalışmalar yaptı, bir rapor yayımladı ve misyonunu tamamladı aslında.

Meclis sürecin yasa yapıcı tarafı olarak aktif bir biçimde inisiyatif almalı 

Şimdi bu raporun gereklerinin hangi takvim diliminde, ne zaman ve nasıl yerine getirileceği tartışılıyor ve buna ne kadar çok ihtiyaç duyulduğu ifade ediliyor. Sürecin bu aşamasında artık farklı siyasi partilerden oluşan bir mekanizmanın etkin bir şekilde devreye girmesi gerekiyor. İnsanlar Meclis’in etkin bir şekilde devrede olduğunu görmek istiyor. Kamuoyu bunu görmek istiyor. Türkiye halkları bunu görmek istiyor. Meclis bu sürecin yasa yapıcı tarafı olarak aktif bir biçimde inisiyatif almalı. Barışın toplumsallaşabilmesi için, demokratik çözümün toplumsallaşabilmesi için, bu sürecin tüm Türkiye'ye kazandıran bir süreç olduğunun gösterilebilmesi için en meşru zeminde ve en aktif şekilde Meclis inisiyatif almalı. Nitekim bunu Meclis Başkanı Sayın Kurtulmuş da ifade etti. “Bugüne kadar üzerimize düşeni yaptık. Bundan sonra da yapmaya hazırız, bu konuda göreve hazırız” dedi. DEM Parti olarak biz de bu kadar kritik bir zamanda çağrıda bulunuyoruz: Farklı siyasi partilerden oluşan, Meclis’teki tüm siyasi partilerin etkin bir biçimde sürece dahil olabileceği, sürecin ivmelenmesini sağlayabileceği yeni bir mekanizma pekala oluşturulabilir. Bu tartışılabilir ve böyle bir ihtiyaç da var. Bunu söylemek gerekiyor. Çünkü pratik adımlarla desteklenmeyen, Meclis’in etkin bir biçimde devrede olmadığı, yasalarla ilgili mesainin belirlenmediği her duraksama anı ne yazık ki güven bunalımını güçlendiriyor. Üstelik birtakım provokatif yaklaşımlara da zemin hazırlıyor. Bunlara en başından beri dikkat çekiyoruz. Yine Meclis'in aktif olmasına ihtiyaç varken neden pasif bir tutumla izleyici olsun ki? Meclis, bizatihi sürecin içerisinde yer alacak en aktif özne olmalı. Tabii ki Meclis’le beraber yürütülmesi gereken süreçler var.

Öcalan ile kurulan hukukun adının konulması şahsi bir imtiyaz olarak algılanmamalı

MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli'nin ilk koordinatörlük vurgusundan bu yana tartışılan bir başka konu da Sayın Öcalan'ın rolü, misyonu, muhataplığı, yapabilecekleri. Bununla ilgili çeşitli tartışmalar var. Bizim bu konudaki fikrimiz net, çok da açık. Yıllardır ifade ediyoruz. Bu da sürecin bir gereği. O yüzden bugün yeniden vurgulama ihtiyacı hissediyoruz. Tabii ki silahların susmasının, barışın sağlanmasının ikame edilemez en önemli aktörü, tek aktörü Sayın Öcalan. Bu bir hakikat. Bunu ortaya koymak gerekiyor. Dolayısıyla statü tartışması ya da Öcalan'la kurulan hukukun adının konulmasına dair yürütülen tartışmalar şahsi bir imtiyaz meselesi olarak algılanmamalı. Böyle değil çünkü. Milyonların “iradem” dediği, iradesi olarak kabul ettiği; bunun için pek çok haksızlığı, hukuksuzluğu, hapsi, sürgünü, soruşturmayı, kovuşturmayı ve daha başka pek çok şeyi göze aldığı bir hakikatten bahsediyoruz. Sürecin hız kazanmasının da pratik olarak gereği bu. O halde artık bunu olduğu gibi tartışmak gerekiyor. Yani reel haliyle. Öcalan realitesi açıkça ortada. 27 yıldır İmralı Ada Hapishanesindeki koşullara rağmen demokratik birliktelik, bir arada yaşam, tüm halkların eşit ve özgür hissedebileceği bir ülke, hepimizin özgür hissedebileceği bir ülke için çok kritik ve hayati bir çabanın sahibi. Bunu görmek gerekir. Bunu yalnızca belli başlıklara sıkıştırarak tartışırsak Türkiye ne yazık ki oyalanmış olur. Bunu yapmamak gerekiyor. Bugüne kadar çok yapıldı çünkü. Yani Kürt halkı üzerindeki etkisi büyük. Bu çok büyük etkiyi görünmez kılmaya çalışmak ya da adını koymamak ya da bu sınırları aşan liderlik gücünü getirip belli başlı başlıklara sıkıştırmak yerine, bunu olduğu gibi ortaya koymak gerekiyor. Çünkü yıllardır bazı gerçekler Türkiye'den, Türkiye halklarından, Türkiye'de yaşayanlardan ne yazık ki gizlendi. Başka türlü anlatıldı, öcüleştirilmeye çalışıldı. Pek çok konu, pek çok başlık, pek çok isim tabu kılındı. Artık şimdi bunların tamamını bir kenara bırakıp adıyla, varlığıyla, etkisiyle birlikte tartışmak ve öyle değerlendirmek gerekiyor. 

Açın İmralı’nın yolunu, absürt ve spekülatif iddiaların muhatabı olmayalım 

Bazı haberler çıkıyor, spekülatif haberler. Biz yine buradan hep şu uyarılarda bulunuyoruz aslında. Özellikle iktidara yapıyoruz, yetkililere yapıyoruz bu çağrıyı. Ne diyoruz? Açın İmralı Ada Hapishanesinin yollarını, Sayın Öcalan'a doğrudan gazeteciler soru sorsun, gitmek isteyenler gitsin. “Kim gitti, kim gitmedi? Öyle mi oldu, böyle mi oldu?” gibi spekülatif haberlerin biz de muhatabı olmayalım. Çünkü bazı iddialar hakikaten son derece absürt, spekülatif. Bunun tek bir yolu var. O da Sayın Öcalan’ın etkin iletişim kurabileceği koşulları oluşturmak. Kiminle istiyorsa onunla etkin bir şekilde iletişim kurabilmeli. En son DEM Parti İmralı Heyeti ile yapılan görüşmede kendisi de bunu yazılı bir şekilde ifade etti zaten. Toplumla doğrudan iletişim kurma ihtiyacından bahsediyor. Belli ki toplumun da böyle bir ihtiyacı var. Evet, biz de böyle bir talebin sahibiyiz. Bunu defalarca dile getirdik. O halde ne olmalı? Basına ve topluma doğrudan seslenebilmeli, görüşlerini doğrudan aktarabilmeli, ayrıca hareketiyle de iletişim kurabilmeli. Yine sürecin ivmelenmesi için bu sürecin doğal gereklerinden biri. 

Sürece yüzeysel ve taktiksel yaklaşılmamalı, stratejik ağırlığı kavranarak yaklaşılmalı  

Burada başka bir hatırlatma daha yapmak isteriz. Merkez Yürütme Kurulumuzda da tartışıldığı üzere. Yine Sayın Bahçeli'ye göndermeyle bu başlığa özel olarak dikkat çekmek istiyorum. “Barış iki taraflıdır ve PKK'nin taahhütlerini yerine getirmesi yanında devlet olarak atılması gerekli adımların ikmal edilmesiyle süreç tamamlanabilecektir” dedi. Bu belirlemeye özel olarak dikkat çekmek istiyoruz. Sürecin belli tarafları var. Bunlar da hakikatler. Şimdi sürecin tarafları yok diyebilir miyiz? Hayır, var. Sürecin taraflarını ve yapılması gerekenleri de bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Yani Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü stratejik bir mahiyette ise meseleye bu değerde yaklaşmak gerekiyor. Günü kurtaran bir yüzeysellikle, taktiksel olarak yaklaşılmamalı. Sürecin stratejik ağırlığı kavranarak yaklaşmalı. 

Önümüzdeki günlerde DEM Parti İmralı Heyetinin İmralı'da görüşme yapmasını bekliyoruz 

DEM Parti İmralı Heyeti epeydir görüşme yapmadı. 27 Mart'tan bu yana. Avukatlar ve ailenin de Öcalan’la herhangi bir görüşmesi olmadı. Bu olağan akış bozulduğu zaman süreçte sorun var algısı oluşuyor. Bundan vazgeçmek gerekiyor artık. Bunun ritmi, temposu ve akışı olmalı. Önümüzdeki günlerde biz İmralı Heyetinin de İmralı'da bir görüşme yapmasını bekliyoruz. Türkiye dar tartışmalarla tükendi bugüne kadar. Pek çok açıdan bir tükenmişlik yaşıyor. Türkiye'nin demokratik geleceği için gösterilen her çabayı değerli bulmak gerekiyor. Aynı yerden bakmayabiliriz, aynı düşünmeyebiliriz, aynı siyasal perspektiflere ve hassasiyetlere sahip olmayabiliriz. Ancak ortak değerler için buluşabiliriz. Bugün Türkiye'nin en temel ihtiyacı eşitlik, özgürlük, adalet ve demokrasidir. Hangi siyasi parti olursa olsun, hangi toplumsal kesim olursa olsun tamamının ortak ihtiyacı da ortak talebi de bu. Bunun için çaba gösteren, bunun için gayret sahibi olan herkesin çabası ve gayreti bizim için çok kıymetli. Çünkü biz zaten bunun için çabalıyoruz ve bundan sonra da çabalamaya devam edeceğiz.

Bu topraklarda biriken acı, isyan ve direniş deneyimlerini barışın harcına dönüştürmeliyiz 

Kürt'ün Türk'e, Türk'ün Kürt'e ihtiyacı nasıl bir tarihsel hakikatse; bu topraklarda yaşayan herkesin, tüm halkların, hepimizin birbirimize ihtiyacı da işte o kadar tarihsel bir gerçeklik. O yüzden tam da böyle bir zamanda şu çağrıyı tekrar hatırlatmak isteriz: Hepimiz ayrı ayrı yerlerden yaralanmış olabiliriz çekilen bunca acılar içerisinde ve o yaralara bugüne kadar hiç dönüp bakmamış olabiliriz. Ama şimdi o yaralara dönüp bakma, onları ortak yaramız olarak kabul etme zamanı. Birlikte sarıp sarmalama zamanı. Bunları ortak yaralar olarak kabul etmek de çok önemli. Bu topraklarda biriken acı, isyan ve direniş deneyimlerini artık kalıcı bir barışın harcına dönüştürmek gerekiyor. Onun içine katmak gerekiyor. Bunun için ne yapmak gerekiyor? Karşılıklı bir değişim dönüşüm gerekiyor. İnkar siyaseti de son bulmalı, yok sayma da son bulmalı. Yok sayan dilden de vazgeçilmeli. Ezberler bozulmalı, gerçekten bozulmalı. Ve tam bu dönemde barışın dili bizim için çok önemli konulardan biri. Yapıcı bir dil, tahripkar olmayan bir dile ihtiyacımız var. Kutuplaştırıcı dilden vazgeçmek gerekiyor. Taraflardan bahsettik, acılardan bahsettik, hakikatten bahsettik. İşte tüm bunları görebilmek, buluşturabilmek, birbirlerine değip dokunmalarını sağlayabilmek çok önemli. Meclis’in etkin bir şekilde devreye girmesi ve bunun da yine farklı siyasi partilerin katkılarıyla olması gerekiyor. Aksi takdirde eksik kalır. Tamamlanabilmesi, sürecin ivmelenmesi için de temel ihtiyaçlardan birinin bu olduğunun altını çizmek isterim. 
Tabii aslında Mayıs ayı bir anma ayı. İşte Deniz Gezmişlerle başlayıp bugün İbrahim Kaypakkaya, Haki Karer ve sözünü ettiğimiz değerler için hayatlarını ortaya koyan pek çok kişiyi de anmak gerekiyor. Dün itibariyle Kayıplar Haftası da başlıyor. Tüm bunları hatırlamamız, minnetle anarken de onların hatıralarına layık bir biçimde yaşamamız gerekiyor. Bu da yükselteceğimiz barış mücadelesiyle, eşitlik ve özgürlük mücadelesiyle mümkün olacak. Özgürlüğün sesi yükseldikçe onların mücadeleleri de yaşamaya devam edecek.

Hukukla desteklemediğiniz her şey yarım kalıyor 

SORU: Durağanlığın aşılması için çıkış yolu aranıyor diye bir ifade kullandınız. Yani süreçte yeni bir çıkış yolu aranıyor derken nasıl bir yol aranıyor? Yani burada bir yol haritanız mı var? 

Şimdi gecikmeye, istismara müsaade edilmeden sonuç alınmalı. Evet, istismar edilmemeli, riskler bertaraf edilmeli. Sabotaj ihtimalleri ve provokatif girişimler göz önünde bulundurularak birtakım tedbirler alınmalı dedik en başından beri. Bizim açılmaya çalışılan yeni yolla ilgili tam olarak ifade etmek istediğimiz konu şu; bir geçiş hukuku diyoruz ama bu hukuk henüz sağlanmıyor ve nasıl bir tartışmaya hapsediliyor? Öncelik, sonralık. Oysa Meclis Komisyonu, raporuyla bir yol haritasını ortaya koyuyor. Orada bir yol haritası var zaten. Böyle ilerlenebilir. Biz bunu ilk günden beri ifade ediyoruz. Hukukla desteklemediğiniz her şey ne yazık ki yarım kalıyor. Hukukla desteklemek gerekiyor, demokratik adımlarla desteklemek gerekiyor. Yol haritasından kastımız açıkça bu. Yasal çerçevenin oluşturulması ve geçiş hukukunun sağlanabilmesi artık. Biz tıkanıklık diye ifade etmeyi tercih etmiyoruz. Çünkü sürecin ilerlemesi için, ivmelenmesi için gerçekten çok da büyük bir çaba var ortada. Ama sürecin gereklerine dair birtakım tereddütler var. Bunları gidermek gerekiyor. Mütereddit hal durağanlık yaratıyor. Oysa net, kararlı ve cesur bir inisiyatifle, bir siyasal iradeyle siyaset kurumunun etkin bir biçimde müdahil olması, Meclis’in aktif bir pozisyonla yasa yapıcılığını ortaya koyması hem toplumun kaygılarının giderilmesi hem de bizim Türkiye için, Türkiye demokrasisi için taleplerimizin karşılanması anlamına gelir.

Ji bo statuya Rêzdar Ocalan divê bi nîqaşan re wext neyê wendakirin

PIRS: Hûn nîqaşên derbarê statuya Ocalan de çawa dinirxînin? 

Divê em piştî vê saetê bi nîqaşan re wext wenda nekin. Ji ber ku heqîqeta rêzdar Ocalan li pêş çavan e. Bi milyonan însan îro ne tenê li Tirkiyeyê li derveyî Tirkiyeyê jî dibêjin Rêzdar Ocalan îradeya me ye, dibêjin rêberê me ye. Gelek wî weke rêberê xwe qebûl dike. Gelê Kurd dibêje Rêzdar Ocalan yek ji wan rêberên me ye. Ev rastî evqas li holê be û mirov rabe vê rastiyê berevajî bike mirov wext wenda dike. Ne hewce ye mirov piştgiriyê bide vê rastiyê an jî ne hewce ye weke wan kesan bifikire.  Divê mirov rastiyê bibîne, heqîqetê qebûl bike. Bi milyoban însan heta îro di bin gelek zext û zoran de ev heqîqet anîn ziman. Û dîrokê jî îro ev heqîqet aniye daniye pêşiya me û dibêje îro bi destê wî derfeteke gelekî mezin derketiye holê. Ew derfet jî ji bo hevrejiyaneke wekhev a gelan e. Em çima niha radibin vê meseleya hanê bi nîqaşên teng difetisînin! Ne hewce ye. Heqîqetek heye, divê ev heqîqet bê naskirin. Divê rê û rêbazên li gor wê divê bê çêkirin. Şert û mercên wî ku bikare têkiliyê bi civakê re jî deyne, bi rojnamegeran re jî deyne. Bikare bi wan kesan re ku meraq dikin bê ka di çi rewşê de ye, çi difikire, peyama wî çi ye têkiliyê deyne. Û divê bi tevgera xwe re jî di nav têkiliyê de be ku bikare vê pêvajoyê bidomîne. Yanê însanek nikaribe rol û mîsyona xwe di şert û mercên azad de pûk bîne dê çawa pêvajoyê weke muhatabekî sereke berdewam bike? Lewma ji bo ev nîqaş zelal e. Ji bo statuya wî divê bi nîqaşan re wext neyê wendakirin. Divê şert û mercên wî bên guhertin, di şert û mercên azad de bikare vê pêvajoyê piştî îro bidomîne. 

PIRS: Şandeya Girava Îmraliyê dê kengî here hevdîtinê? 

Min dixwest yekser ji we re bibêjim belê diyar e. Lê niha weke roj û saet ez nikarim plansaziyekê ji we re bibêjim. Lê hêviya me û plansaziya lijneyê jî ew e ku bikaribe di rojên pêş de here. Nêrînên wî çi ne, çawa nêzîkî nîqaşên vê dawiyê dibe, pêşniyazên ku ji bo wî tên kirin ew çi difikire li ser wan, ji bo nexşerêya piştî îro gelo ew çi pêşniyaz dike. Em behsa çekdanînê jî dikin. Ew ê çawa çêbe, çarçoveya yasayî dê çawa çêbe, pêşniyazên wî çi ne, bersiva van hemûyan piştî ku şandeya me biçe û vegere eger li wê derê bên nîqaşkirin dê bi we re jî bê parvekirin. Gelek spas.

SORU: Siyasi Ahlak Yasasının çıkmasını destekliyor musunuz?

Ahlak meselelerine yaklaşımımız ve siyasi etik değerlerle ilgili yaklaşımımız son derece açık. Meclis’e gelecek hangi yasa teklifiyle ilgili tutumumuz son derece açık. Değerlerimiz belli, partimizin programı belli, tüzüğü belli. Bunlar mütereddit kalacağımız konular değil, bunlar çoğu zaman çağrısını yaptığımız konular. Kurullarımız tartışmadan bazı konulara ilişkin açıklama yapmak uygun olmayabilir diyebileceğimiz konulardan değil bunlar. Çünkü bu konularla ilgili bizim ilkesel yaklaşımımız ortada. Bu çerçevede basın özgürlüğü, basına yönelik son zamanlarda özellikle yürütülen bu konu önemli. Hepsiyle ilgili yaklaşımımız ortada. Meclis'e gelirse DEM Parti nasıl bir tutum alacak derken kastınız nedir bilmiyorum. Tabii ki etik değerler ve bu konularda bizim çağrımız var. Bu konudaki yaklaşımımız son derece açık. Bu bizim kaçınacağımız bir konu değil. Aksine destekleyeceğimiz bir konu olur.

18 Mayıs 2026