Parti Sözcümüz Ayşegül Doğan, güncel gelişmelere dair Genel Merkezimizde basın toplantısı düzenledi. Doğan, şunları söyledi:
Masamızdaki sıcak konu yasa yapım süreci sonraki gelişmeler
Herkesin dikkatleri Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin artık Meclis aşamasında. Neler oluyor, ne olup bitiyor, yasa ne zaman Meclis’e gelecek, takvim netleşti mi, içeriği belli mi, kapsamına ilişkin ne tür bilgiler var DEM Parti’de ve diğer siyasi partilerde? Bunlar yanıtları en çok merak edilen sorular. Biz, Barış ve Demokratik Toplum Sürecinde ilk günden bu yana şuna özellikle dikkat ettik. Açık olmak, şeffaf olmak, bizde olan her şeyi sizinle olduğu gibi paylaşmak ve gelişmeleri takip edebilmenizi ve sürece katılımınızı sağlayabilmek için de bu konuda maksimum gayreti göstermeye çalıştık. Bundan sonra da gayret göstereceğiz. Bugünkü basın toplantımızın da ana ekseni tabii ki Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin yasa yapım aşamasındaki son gelişmeler. İki gün önce Merkez Yürütme Kurulumuz da Eş Genel Başkanlarımızın başkanlığında toplandı. Elbette bizim masamızda en sıcak konu başlığı yasa yapım süreci ve bundan sonraki gelişmelerdi.
Yasal düzenleme bütünlüklü bir süreç iradesi açısından çok kritik önem taşıyor
Biliyorsunuz daha önce de ifade etmiştik. Meclis çalışmalarına ara vermeden ilk yasal adımın atılması yönünde oluşan fikir birliğinin, mutabakatın ve bu yönlü siyasi iradenin ne kadar önemli olduğunu daha önce de ifade ettik. Bundan memnuniyet duyuyoruz dedik. Çünkü geç kalmış bir sürecin nihayet içine girebildik. İlk hukuki adım için hazırlıklar yapılıyor ve söz konusu yasa kritik bir değerde. Çünkü bu yasa, düzenlemenin devamını getirecek bütünlüklü bir süreç iradesi açısından da çok kritik bir önem taşıyor. Sürece yönelik tartışmaların odağında artık hangi hukuki güvencelerle nasıl kurumsallaştırılacağı var. Bu da önemli. Çünkü en çok bundan yoksundu süreç ve şimdi artık tam da bunun merkezine doğru ilerlediğimiz tartışmalar sürüyor.
Tarihsel sorumluluğumuzun farkında olarak hareket ediyoruz
Yine, Barış ve Demokratik Toplum Süreci çok katmanlı ve çok boyutlu bir yaklaşım gerektiriyor. Çünkü karşı karşıya olduğumuz sorun çok boyutlu, çok katmanlı ve tarihsel arka planı da dikkate alınarak yaklaşılması gereken bir sorun. Süreç, bu açıdan baktığımızda Meclis’te bir yasanın çıkmasından veya yalnızca silah bırakanların Türkiye'ye dönüşünden ibaret değil. Bundan daha fazlasını tartışmayı gerektirdiğini de zaten sizlerle konuştuk. 50 yıllık bir çatışmayı sonlandırmaya çalışıyoruz. 100 yıllık devasa bir sorunun çözümüne kapı aralayacak, tarihi bir kardeşlik hukukunun kurulmasını sağlayacak bir süreçten geçiyoruz. Biz bu anlamda tarihsel sorumluluğumuzun farkındayız ve bu tarihsel sorumluluğun farkında olarak hareket ediyoruz. Tüm siyasilerden de beklentimiz buna uygun bir hassasiyetle ve ciddiyetle yaklaşmaları. Biz çalışmalarımızı bugüne kadar karşılıklı hassasiyetleri gözeterek ve tüm toplumsal fay hatlarını dikkate alarak sürdürdük. Basit, dar, sıradan siyasi çıkar ve ikbal hesaplarına göre değil, ülkenin tamamının kazanacağı bir barış ve demokratik toplum tasavvuruna uygun şekilde sürdürdük. Yani biz çalışmalarımızı bu hassasiyetleri gözeterek ve ince eleyip sık dokuyarak sürdürdük. Şimdi de öyle devam ediyoruz.
Süreç hızla somut bir forma kavuşmalı
Taslağa dair belirtilen çok sayıda görüş var, yasaya dair istişareler sürüyor. Ancak bu görüşmeler henüz tamamlanmadı. Takdir edersiniz ki yasaya dair farklı yaklaşımlar, görüş ayrılıkları söz konusu. Tabii ki farklı öneriler var. Bunu bizatihi Meclis Başkanı Sayın Kurtulmuş da siyasi partilere yaptığı ziyaretlerden sonra ifade etmişti kamuoyuna açık bir biçimde. Bu son derece olağan, son derece normal bir farklılık. Bu farklılıkların giderilmesi, bu farklılıklardan ortak bir konsensüsün ortaya çıkması için de çalışmalar sürüyor. Ancak geldiğimiz aşamada bu konudaki belirsizliklerin artık giderilmesi gerekiyor. Bugüne kadar hukuki belirsizliklerin yarattığı güven yoksunluğunu çokça konuştuk, bunun aslında bir güvence yoksunluğu olduğunu söyledik. Güven ve güvence ilişkisini böyle değerlendirmek gerektiğini ifade ettik ve hukuki belirsizliğin giderilmesi yönünde bu yasal adımın da bizim için ne kadar önemli olduğunu ifade ettik. Şimdi bu konudaki tüm belirsizliklerin giderilmesiyle hızla somut bir forma kavuşması gerektiğini, bunu ne kadar önemsediğimizi bugün buradan bir daha sizlerle paylaşmak istedik
Yasanın siyasal uzlaşıyla Meclis gündemine gelmesi önemli
Yasaya dair çalışmalar kapsamlı mutabakat ve en geniş uzlaşıyla tamamlanmalı. Son hazırlıklar yapılıyor artık. Burada gözetilmesi gereken kapsamlı bir mutabakatın sağlanması ve en geniş siyasal uzlaşıyla bu yasanın son hazırlıklarının tamamlanmasıdır. Pratik olarak yasa çıktıktan sonra yeni bir dönem başlayacak ve hep ifade ettiğimiz gibi bu çerçeve yasa yeni yasal düzenlemelerin de ana kaynağı, dayanağı olacak. O yüzden de çok önemli bir yasal düzenleme bu. Bu nedenle yasanın dili, kapsamı, niteliği ve yazım yönteminde uzlaşı bizim açımızdan çok kritik bir değer taşıyor. DEM Parti olarak, kırılgan değil güçlü bir tarihsel ilişkinin yeniden kurulmasının ilk kapısını aralayacak bu yasanın sağlam bir hukuki zemine oturtulması gerektiğini düşünüyoruz. Yasanın siyasal uzlaşıyla Meclis’in gündemine gelmesi bu nedenle de önemli.
Sayın Öcalan bu sürecin asli muhatabı ve belirleyici öznesidir
Yine şu konu var. Sayın Öcalan'ın durumuna ilişkin de çeşitli haberler görüyoruz, çeşitli kulisler var. Bu iddiaların doğal olarak yarattığı bir yandan merak var, bir yandan da endişe ve kaygı var. Farklı toplumsal kesimlerde yine normal bir biçimde farklılaşıyor. DEM Parti olarak bir daha hatırlatmak isteriz. Sayın Öcalan bu sürecin asli muhatabı ve belirleyici öznesi. Sürecin ilgili tarafları da bu verili durumu gözeterek, yapılan hazırlıklara ilişkin gerekli bilgilendirmeleri ve değerlendirmeleri dikkate almalı. Bu hem güveni güçlendirir hem sürecin kalıcılığına katkı sağlar hem de olması gerekendir. Sürecin gereği, temposu ve ruhuna uygun olan da budur. Daha açık ifade etmek gerekirse; Sayın Öcalan'ın sürece etkin katılımı ancak hukuki ve pratik şartların değişmesiyle mümkün. Bunu yine daha önce çok konuştuk. Hukuki durumuna ve konumuna ilişkin tartışmaları da biz bu demokratik çözüm perspektifi içerisinde değerlendiriyoruz. Mevcut şartların Öcalan’ın konumuna ve rolüne uygun bir şekilde yeniden düzenlenmesi gerekir. İşlevler, roller, sorumluluklar ve yetkiler yasal düzenlemelerle belirginleştirilmeli ve gerekli mekanizmalar oluşturulmalıdır. Sürecin ihtiyaç duyduğu tempo her zaman doğru bir hatta ilerlemese de iniş çıkışlar olabileceğini biliyoruz. Bir yasal düzenlemeyle 100 yıllık bir sorunun çözülemeyeceğini biliyoruz. Ancak şunu da biliyoruz ki bu yasal düzenlemeyle birlikte bu süreçte gereken mekanizmalar ve kurullar oluşturulabilir, sürecin temposu bir ritme oturtulabilir, oluşabilecek krizlere ve birtakım sorunlara ilişkin tedbirler alınabilir. Yani yasa Meclis’ten geçtikten sonra yeni bir dönem başlıyor derken hepimiz için de yeni sorumluluklar ortaya çıkıyor. Aslında yeniden başlıyor olacağız bu süreçle ilgili çabalamaya, tempomuzu artırmaya, gayret göstermeye.
Dil artık barış diline dönüşmeli; ötekileştiren, yargılayan dilden uzaklaşılmalı
Çokça vurguladığımız bir başka konuyla da bu basın toplantısını sonlandırmak istiyorum. Geçen haftaki basın toplantımızda özellikle vurgulamıştık. Neredeyse hemen her dönemde özellikle süreç bağlamında ve bundan öncesinde de ifade etme ihtiyacı hissettiğimiz dil meselesi. Dilden kastımızı da açalım. Bizi takip edenler dil meselesinin neden önemli olduğunu bilirler. Bizi takip edenler, DEM Parti gönüllüleri ve yıllardır barış, eşitlik, özgürlük, adalet mücadelesi vermiş herkes şunu bilir: Dil çok önemlidir. Dil barışın en önemli taşıyıcı unsurlarından biridir. Dil artık bir barış diline dönüşmelidir. Ötekileştiren, yargılayan, sorgulayan bir dilden uzaklaşılmalıdır. Kullandığımız tüm kelimeler politik, dolayısıyla politik çağrışımları var. O yüzden ince eleyip sık dokuyoruz, o yüzden karşılıklı hassasiyetlerin özellikle altını çiziyoruz. O yüzden biz bunu yapıyoruz, siz de yapın diyoruz. Bunu yapanların sayısı çoğalırsa nasıl bir değişim ve dönüşüme kapı araladığını, nasıl bir değişim ve dönüşümün itekleyici gücü olduğunu hep birlikte göreceğiz. Şunu unutmayalım ki Türkiye'de 86 milyon kazanacak derken demek istediğimiz tablo aslında açıkça ortada. Bu ülkede neredeyse hanesine acı düşmemiş kimse kalmadı, hanesinde acının ve yoksulluğun olmadığı insan kalmadı Türkiye'de. Artık bu dönemi kapatıp yepyeni bir döneme başlamak istiyoruz. O yepyeni dönemi de yepyeni bir dille oluşturabiliriz. Kucaklayıcı ve kapsayıcı bir dille. Yeniden tanımlayacağımız bazı ilişkilerin işte böyle bir yapıcı dile ihtiyacı var. Demokratik esaslara dayalı bir yasama sürecinden bahsediyoruz ve buna uygun bir kapsayıcı dil ihtiyacının da zorunlu olduğunun altını çizmek gerekiyor.
Yasa geçici olabilir, ancak etkileri kalıcı olmalı
Son olarak yasa geçici mi, süreli mi olacak gibi tartışmalar var. Yasa geçici de olabilir süreli de olabilir. Mesele bu değildir. Mesele bu yasanın yaratacağı etkilerdir. Bu yasa barışa dönük, demokrasiye dönük, adalete dönük kalıcı etkiler yaratmalı. Yasa geçici olabilir ancak etkileri kalıcı olmalı. Öyle kalıcı olmalı ki bu tarihsel ilişkiyi yeniden tanımlayabilecek gücü ortaya çıkartabilmeli. Takvimi soracaksınız, siz sormadan ben söyleyeyim. Takvimle ilgili tabii ki bu çalışmaların tamamlanmasını bekliyoruz. Henüz bu çalışmalar tamamlanmadı. Tarafların yaptığı açıklamalardan da takip ediyorsunuzdur. Takvimle ilgili de en kısa sürede Meclis Başkanlığının gerekli açıklamayı yapmasını bekliyoruz. Meclis çalışması 6 Ağustos'a kadar uzatıldı. Dolayısıyla Türkiye kritik günler ve saatlerden, tarihsel bir dönemden geçiyor. Bu tarihsel dönemin ruhuna uygun bir yasa dönemiyle kapatmayı temenni ediyoruz DEM Parti olarak. Çalışmalarımızı da bunun için sürdürüyoruz.
Yazılı taslak artık kamuoyuyla paylaşılmalı
SORU: İmralı’da görüşmelerde mutabık kalınmamasına dair endişeler var. Siz AKP’nin farklı bir taslak getirmesinden endişe duyuyor musunuz?
“Tek taraflı bir yasal süreç hazırlığı olabilir mi, böyle bir yasa gelebilir mi?” diye sordunuz. Tam da basın toplantısının başında ifade ettiğim gibi bütün belirsizlikler giderilmeli, artık somut bir forma kavuşmalı çalışmalar. Son düzlükteyiz, son aşamadayız. Bu aşamaya uygun bir biçimde de taslakla ilgili paylaşımlar yapılmalı, kamuoyu bilgilendirilmeli. Partimiz de bu konuda elbette bilgilendirilmeli ve diğer siyasi partiler de. Daha önce Meclis Başkanı Kurtulmuş'un yaptığı ziyaretlere benzer ziyaretler mi yapılır, başka bir formül mü bulunur, nasıl olacaksa bir yöntem bulunup bunun bir somut forma dönüşmesi sağlanmalı ve hızla sağlanmalı. Tek taraflı bir süreçten bahsetmiyoruz. Biz bu sürecin toplumsallaşmasından bahsediyoruz. Kapsamlı mutabakat diyoruz, en geniş siyasi uzlaşı diyoruz. O yüzden de böyle bir yaklaşımın olmaması gerekiyor. Yani temenniden öte bir şey söyleyelim. Böyle bir yaklaşım olmamalı. Süreç bu aşamaya kadar bir uzlaşı sürecine, bir diyalog sürecinin ruhuna uygun bir biçimde ilerlemeli dedik. Biz bütün çalışmalarımızı da bu yönlü yapıyoruz. Sürecin adı üzerinde: Barışı inşa etmek, demokratik toplumu oluşturmak. Eğer bir diyalog süreciyse ki öyle, bunun tabii ki müzakere kapsamında olması gerekiyor. Artık yazılı taslak da bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmalı, partimizle de paylaşılmalı. İşte o zaman ne oluyor? Boşluk bırakıldığında iddialar ortaya çıkıyor. Boşluk bırakıldığında spekülatif haberler ortaya çıkıyor ve haklı kaygılar oluşuyor. Siz de Hareketin açıklamasını hatırlattınız, dün yapılan açıklamaydı. Kendileri de taslağı beklediklerini söylüyorlar ve ona göre tutumlarını ortaya koyacaklarını söylüyorlar. Sonuçta biz bir dönüş yasasından bahsediyoruz, ülkeye dönüş yasasından bahsediyoruz. O halde bunun kapsamının zaten en başından beri söylediğimiz gibi kesinlikle en geniş şekilde olması gerekiyor. İçeriği, niteliği, dili, tüm bunlar çok önemli. Tarihsel bir süreç. Böyle bir yasa Türkiye'de parlamentoya en azından yakın siyasi tarihimizde ilk kez gelecek. Geçmişin benzerlerini örnek almak yerine yeniyi hedeflemek gerekiyor. Böyle yaklaşılacağını düşünüyoruz.
Çok teşekkür ederim arkadaşlar. Lütfen gelişmeleri her zaman olduğu gibi bizlerden takip edin. Spekülasyonlara ve bu spekülasyonların yarattığı sonuçlara itibar etmek yerine partimizin kaynaklarından gelişmeleri takip edin.
PIRS: Derheqê Yasaya Çarçoveyî de çi nakokî di navbera we de heye? Lihevhatin çima pêk nayê? Mijarên ku hûn li hev nakin çi ne?
BERSIV: Hûn dizanin Berdevkê AKPê jî daxuyanî da û gotin hîna amadekariyên wan neqediyane. Amadekariyên me ji zû de ye hene. Me gotibû em ji bo vê pêvajoyê bi salan e amade ne. Pêşniyazên me hene. Lê gava ew lihevhatin pêk were jixwe em ê jî ji raya giştî re parve bikin û teqwîma yasayê jî dê derkeve holê. Niha em nizanin ev yasa dê kîjan rojê were komîsyonê. Ew ê kîjan rojê ji komîsyonê derkeve û were lijneya giştî ya parlamentoyê. Ne tenê em, tu partiyên siyasî yên Tirkiyeyê ji xeynî partiya desthilatdar nizane. Belkî wan jî komek di nav xwe de ava kirine û ew kom dişixule. Xuya ye ku welê ye. Şandeya me ya Girava Îmraliyê, Komîsyona me ya Hiqûqê ew jî li ser dişixulin. Lijneya Rêveberiya me jî hemû tiştî dişopîne û em jî li ser dişixulin, em jî bi saetan civînan dikin. Ev yasa yasayeke dîrokî ye ku dê ji parlamentoyê derkeve û em dixwazin bibe destpêka çareseriya pirsgirêka Kurd û demokratîkbûna Tirkiyeyê. Ev deriyekî dîrokî ye, derfeteke dîrokî ye. Em dixwazin ev derfeta dîrokî baş were bikaranîn. Spas.
31 Temmuz 2026
