Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan'ın katılımıyla Siirt Kurtalan'da “EKMEK BARIŞ VE ADALET İÇİN BÜTÇE” kampanyamızın startını verdik. Bakırhan, kampanya startına katılmadan önce Kurtalan Belediyemizin kütüphane, park ve halk lokantası hizmetlerinin açılışını gerçekleştirdi.
Bakırhan, kampanya startında yaptığı konuşmada ise şunları söyledi:
Gelê me yê Sêrtê, gelê me yê Misircê hûn bi xêr hatin, li ser çavan li ser seran hatin. Qedr û qîmeta Sêrtê pir zêde ye li cem min. Civîneke wiha em li ku derê dikarin çêkin? Mala we ava be. We civîneke pir baş, têr û tijî çêkiriye. Budceya 2027an dike di Meclisê de bê çêkirin. Me got em berî wê herin nav gelê xwe derdê wan, xwestekên wan guhdarî bikin. Dûre em tev wekîlên xwe bibin dengê gelê xwe. We tiştên pir baş gotin. Me kampanyaya xwe li Sêrtê li Misircê da destpêkirin. Em dixwazin herin her alî. Em ê derdê we, xwestekên we, gotinên we bibin meclisê bînin ziman. Ew Budceya 2027an ji bo we çênakin. Dixwazin ji bo foncûyan çêkin, dixwazin ji bo karmendan çêkin, dixwazin ji bo dewlemendan çêkin. Em jî îro li vir dibêjin divê Budceya 2027an ji bo gelê me, ji bo feqîran, ji bo bêkaran, ji bo kesên ku nikarin kîloyek goşt bibin mala xwe bê çêkirin. Ji bo vêya jî divê em têkoşîna xwe xurt bikin, mezin bikin. Em heta dengê xwe xurt nekin, yekîtiya xwe mezin nekin, van civînên xwe mezin nekin wellehî budce dê dîsa here xwediyê madenan, foncûyan, here dewlemendan. Ji bo vê yekê înşelah di Budceya 2027an de em ê bibin berpirsyarê gotinên we. Em ê li wir têkoşîneke mezin bidin.
Değerli arkadaşlar, burada yapılan konuşmalardan çok duygulandım. Aslında bilmediğimiz şeyler değildi, arkadaşlarımızın burada söyledikleri Türkiye'nin aynasıdır. Her yerde ciddi bir yoksulluk var. Sorunlarımızın birçoğu da bu yoksulluktan, ekonomik sebeplerden kaynaklanıyor. Çocuğuna harçlık veremeyen, evine gıda götüremeyen, aldığı ücret kirasına dahi yetmeyen milyonlarca insanımız var. Türkiye'de 50 milyon insan yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Bir arkadaşımız güzel söyledi, “Devletin dini adalettir” dedi. Verray dîne dewlet adalet e te got. Şimdi Allah aşkına yani adalet var mı bu ülkede? KHK'li arkadaşlarımız bomboş yere ekmeğinden aşından oldu. Çiftçiler tarlasını ekemiyor, mazot alamıyor, gübre alamıyor. Hayvancılıkla uğraşan arkadaşımız dedi ki verdiğim mazotun, aldığım yemin, yaptığım harcamanın karşılığını alamıyorum. Bu devlet hepimizin, çiftçinin, emekçinin, yoksulun, emeklinin devleti ise bugüne kadar sanayiciyi, zengini, AKtorpilliyi zengin ettiği kadar, onlara bütçe yaptığı kadar biraz da burada Siirt'li kardeşlerimizin dile getirdiği taleplere kulağını kabartsın. Bir zamanlar milletvekili seçtiğiniz, şimdi cumhurbaşkanı olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan da inşallah bunu duyuyordur.
Meclis’te bütçeye en güçlü muhalefeti biz yapacağız
Allah aşkına hele kandırmacaya bakar mısın? Bir arkadaşımız söyledi. Ne yapacaklarmış, Siirt ile Kurtalan arasına demiryolu yapacaklarmış. Ya kurban olayım, buradan yaya yürüsen yarım saat sonra Siirt'tesin. Hayırdır. Onu yapacağına esnafın vergilerini azaltsan, dükkanını kapatan esnafın kredi borçlarını silsen ya da faizini silsen. Öyle değil mi? Öğrencilere bir öğün yemek versen, asgari ücreti yükseltsen, emeklinin maaşını yükseltsen daha iyi değil mi? Ha sen bunu bir proje olarak sunuyorsun ama bak Siirtliler yemiyor. Niye demiryolu yapacaklarmış? Şirvan'da, Siirt'te doğamızı talan eden maden şirketlerinin daha fazla kazanması için. Vagonlar gidip onların madenini alıp fabrikalarına ulaştıracak. Vallahi bunu yemiyoruz ve kabul etmiyoruz. Bunu kabul etmeyeceğiz. Bütçe emekçiler için yapılmalı, halk için yapılmalı, yoksullar için yapılmalı. Sizin iktidarınız döneminde bütçe hiçbir zaman emekçiler için yapılmadı, hiçbir zaman asgari ücretliler için yapılmadı. Ama bu sefer izin vermeyeceğiz. Açık söylüyorum, Meclis’te bu konuda en güçlü muhalefeti biz yapacağız.
Siirt’in her tarafı baraj, her tarafı maden ama gençler asgari ücretle dahi iş bulamıyor
Şimdi size basit bir örnek vereceğim; bu devletin vergilerini, vergilerindeki payı anlatacağım. Siz karar verin nasıl ve kimin için bütçe yaptıklarını. Esnaftan, asgari ücretliden, çalışandan 5 trilyon lira vergi alacaklar ama ülkenin sermayesinin, artı değerinin neredeyse %80-90'ını sömüren zenginlerden 2 trilyon lira vergi alacaklar. Bu bütçe kimin bütçesi olacak? Zenginin bütçesi olacak. Değerli halkımız, onun için eziliyoruz, gittikçe yoksullaşıyoruz, geçinemiyoruz. Her gün dağlarımız, nehirlerimiz, ovalarımız bir zengin için madene açılıyor. Siirt’in her tarafı baraj, her tarafı maden olmuş ama Kurtalanlı gençler Marmaris’e gidip asgari ücretle dahi iş bulamıyor. Uyuşturucuya bulaşıyorlar. Gençlerimizi kaybediyoruz. Bu düzen, bu adalet, bu bütçe böyle olmaz. Bu bütçeye halkın, emekçinin bütçesi diyemeyiz. Biz sizlere layık olmak için işte bugün bu kampanyayı başlattık. Dolaşacağız. Sizden de ricam bu sorunlarınızı dile getirin, sesinizi güçlü bir şekilde duyurun. Türkiye'de 16 milyon, 17 milyon emekli yaşıyor. Bu ülkenin en ezilen, en yoksul, en geçinemeyen kesimi emeklilerdir. Ama emekli kardeşlerimiz örgütlü değil. Örgütlü olmadığın için de Şirvan'daki sanayici buradan oraya kendi madenini taşımak için senin bütçenle, senin paranla demiryolu yapıyor.
Şirvan'daki maden için demiryolu yapacağına Kurtalan'a su ver
Bir arkadaşımız dedi ki sevgimiz eksilmedi ama evlenemiyoruz, çünkü geçinemeyeceğiz. İnsanlar artık çocuklarını evlendiremiyor. İnsanlar artık çocuk doğurmak istemiyor. Çünkü gelecekleri yok, gelecekleri garanti altında değil. Dolayısıyla emeklilerin, emekçilerin, yoksulların, ezilenlerin, kepenk kapatan esnafın, okulunu donduran öğrencinin geleceği için daha güçlü mücadele etmek üzere bu kampanyamızı bugün başlattık. Siirt'in her tarafında baraj var ama Kurtalan 100 yıldır susuz, öyle mi başkan? Öyle. Gülistan başkan burada, Pervin başkan burada, Sebahat vekilimiz burada. Emin olun 7/24 Siirt'in ve Kurtalan'ın suyu için bir diploması yürütüyoruz. Allah aşkına, Şirvan'daki madene demiryolu yapacağına Kurtalan'ın suyunu versene! Her tarafı baraj, her tarafı su ama susuz susuz. Ya şimdi biraz vicdanlı olmak lazım. Bir esnafımız söyledi, doğru söylüyor. Dünya kadar vergi ödüyor, tırnak içerisinde haraç ödüyor. 50 tane başlık var. Vallahi neye haraç ödediğinin insanlar farkında değil. Biraz bu haraçları kıssan, varlıklı olanlardan da biraz vergi alsan ne olacak?
Bu iktidar zenginleri, AKtorpillileri zenginleştirmeye çalışan bir iktidardır
Dolayısıyla, bu iktidar zenginin iktidarıdır. Bu iktidar zenginlere ve AKtorpillilere hizmet üretmeye, onları zenginleştirmeye çalışan bir iktidardır. En son bunu nerede gördük? Fonda, Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgununda gördük. Düşünebiliyor musun? Din diyor, iman diyor, beş vakit namazımı kılıyorum diyor. 1 lira yatırıyor, o 1 lirası 1.250 lira oluyor. Demiyor ki ya 1 liram nasıl 1.250 oldu. Ama 500.000 insan da mağdur ediliyor. Peki, bu iktidar ne yapıyor? Bunun üzerini örtmeye çalışıyor. Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgununu yapanların yaptığı bu vurgunun üstünü örtmeye çalışıyor. Ama Gaziantep'te bir çocuk aç olduğu için 1 kilo baklava çaldı, 9 yıl ceza aldı. Karnını doyurmak için bir ekmek çalana ceza veriyor. Bu fon vurgunuyla 100 milyar dolara yakın zarara sebebiyet veren tek bir kişi tutuklamıyor, tek bir AKtorpilli gözaltına almıyor. Bu nasıl vicdan, bu nasıl insanlık! Bu kadar büyük vurgunu, bu soygunu nasıl yaparsın demiyor. Dolayısıyla merak etmeyin. Bir arkadaşımız doğru söyledi. “Çatışmanın, savaşın, ölümün, şiddetin olduğu bir yerde ekonomi konuşmak” ayıptır dedi, gözleri sulandı. Ekonomiyi de konuşacağız, adaleti de konuşacağız, barışı da konuşacağız. Onun için bu bütçe adaletin sağlanması için de yapılmalı, ekonomi için de yapılmalı, barış için de yapılmalı.
İki yıldır çatışma yok, peki sen yoksula vereceğin parayı niye silaha yatırıyorsun?
Şimdi bir arkadaş söyledi. İki yıldır çatışma var mı? Yok. İki yıldır Türkiye Cumhuriyeti Devleti tek bir mermi attı mı? Yok. Bütçede silah harcamalarında ne yapılmış? Silah harcamalarındaki bütçe oranı düşeceğine %60 artmış. Kardeşim çatışma durdu, PKK kendini feshetti, yeni bir süreç başlattı. Peki, sen yoksula vereceğin parayı niye silaha yatırıyorsun? İşte bu soruların cevabını almak için daha fazla konuşmalıyız, daha fazla sesimizi çıkarmalıyız. Siirt'in suyu için, fıstık üreticilerinin önerilerinin gerçekleştirilmesi için daha çok bir arada olacağız. Sesimizi çıkarmadığımız müddetçe emin olun ki zengine, AKtorpillilere bütçeler yapılacak ve biz gittikçe yoksullaşacağız. Çocuklarımızı okula dahi gönderemeyecek bir hale geleceğiz. Bu ülkenin insanı onurlu bir bütçeyi hak ediyor. Bu ülkenin Kürt’ü, Türk’ü, Alevisi ve Sünnisi, genci, kadını insanca yaşayacağı ve alın terinin hakkını alacağı bir bütçeyi hak ediyor.
Bütçeden halkın bir kuruşunu rantçıya, foncuya, soyguncu asla yedirmeyeceğiz
Bu ülke hepimizindir. Kimse kusura bakmasın; bu ülke, bu ülkenin bütçesi bir avuç maden şirketinin, zenginin, sanayicinin bütçesi değildir. Bu ülkenin bütçesi biraz önce konuşan emeklilerimizin, gençlerimizin, halkımızın, hayvancılık ve tarımla uğraşan halkımızındır. Bu halkın bir kuruşunu bu saatten sonra rantçıya, foncuya, soyguncu asla yedirmeyeceğiz. Yedirmemek için de başta Meclis olmak üzere Türkiye'nin her yerinde sahada mücadele etmeye devam edeceğiz. Bakın, devlet hastanesi var, doktor yok. Üniversiteyi bitiren yüz binlerce insan var. Siirt'e, Pervari'ye, devlet hastanelerine doktor göndermek bu kadar mı zor? Hastalarımız neredeyse büyük şehirlerin yollarında yaşamlarını yitiriyor. Kadınların çektiği yoksulluğu anlattı bir arkadaşımız. Gerçekten çok etkilendim çalışmalarınızdan, emeğinize sağlık. Öyle duru, öyle arı bir şekilde dile getirdiniz ki. Ya kadın ne yapsın? Eşinin getirdiği para yetmiyor, kendisine iş yok, varsa da çok düşük bir ücretle sömürülmeye çalışılıyor. İnsanlar umutsuz, insanlar ne yapacağını şaşırmış.
Bu halkın umutlarını tekrar yeşertmek için daha güçlü bir mücadele vereceğiz
Biz de diyoruz merak etmeyin, umut DEM Parti’dir, umut biziz. Umudumuzu söndürenlere karşı daha çok mücadele edeceğiz, bu halkın umutlarını tekrar yeşertmek için daha güçlü bir mücadele vereceğiz. Bir arkadaşımız dedi ki bu ülkenin çocukları aç, aç. Sayın Cumhurbaşkanı, milletvekili seçildiğiniz kentin kadınları diyor ki bu ülkenin çocukları aç, aç, aç. Umarım buradan duyulur. Umarım çocukların aç kalmaması için gereği yapılır. Değerli halkımız, 100.000 ağaç var dediler. Şimdi fıstıkçı ne yapsın? Belki de tek geçim kaynaklarından biri fıstık olan binlerce ailemiz var. Bu sorun kimin sorunudur? Bu sorunla kim ilgilenecek? Fıstık üreticisinin alın terinin hakkını almasını sağlayacak olan kimdir? Devlettir, değil mi? İlgili bürokrasidir ve yönetimdir. Destek var, merak etmeyin, biz varız. İnşallah beraber yapacağız. Sanayi sitesi yok. 21. yüzyılda Allah aşkına, Türkiye'nin en büyük ilçelerinden birisinin sanayi sitesi olmaz mı ya? Bir tane KHK'li arkadaşımız konuştu. Ya bu ülkede insanlar bir partiye sempati duyuyor diye, o partinin etkinliklerine katıldı diye işinden aşından olabilir mi? Öyle bir adalet olabilir mi? AKtorpilli olunca ses yok ama muhalefet partilerinin kapısından geçenleri işinden aşından eden bu zihniyetin adalet diye bir derdi yok. Ama emin olun ki adalet bir gün herkese lazım olacak. İnşallah bir gün herkes o adalet kapısını görecek ve o kapıyı çalacak.
Mücadelemiz barışla birlikte ekonomik adaleti de sağlayacaktır
Çok uzatmayacağım, birçok şey söylediniz. Sadece kısaca şunu söylemek istiyorum. Bu kampanya önemli bir kampanyadır. Emekçiler, yoksullar, çiftçiler, esnaf, işinden aşından edilen KHK'liler, gençler, kadınlar yalnız olduklarını düşünmesinler. Biz bunun mücadelesini birlikte yürüteceğiz. Bu yoksulluk düzenini yaratanlara örgütlenerek, güçlü eylem ve etkinlikler yaparak, sesimizi yükselterek yanıt vereceğiz. Biz bir arada oldukça, “Bu bütçe emekçinin değil AKtorpillilerin bütçesidir” dedikçe, sesimizi yükselttikçe bu bütçe halkın, emekçinin, refahın bütçesi olabilir. Onun için birlikte olmaya, dayanışmaya devam edeceğiz. Biz sizin için buradayız, olmaya devam edeceğiz. Bu susuzluğu, bu yoksulluğu, bu adaletsizliği ortadan kaldırmak için de birlikte daha güçlü bir şekilde mücadele edeceğiz. Bakın, partimiz öyle bir partidir ki bugüne kadar karşıtımız olanlar bile, “DEM Parti foncu olmaz, onlar vurguncu olmaz, onlar halkına açık söyler. Onlar ne derse onun gereğini yapar” diyor. İşte sizin yarattığınız mücadele bu kadar kutsal, bu kadar onurlu, bu kadar değerlidir. Karşıtı olan bile bu mücadelenin hakkını veriyor. Sizin çocuklarınız öyle bir mücadele veriyor ki sizi yok sayanlar bile bu onurlu mücadele karşısında şapka çıkarıyor. İşte o mücadele barışla birlikte ekonomik adaleti de sağlayacak. Ekonominin Türkiye'nin dört bir yanında adil bir şekilde dağıtılmasını da sağlayacak. Bu bütçenin 86 milyona adil ve eşit bir şekilde dağıtılması için de mücadele edecek.
Evet, başkanın söylediği gibi barış sorunumuz var, demokrasi sorunumuz var. Selahattinler, Figenler, Leylalar, Ayşeler hala cezaevindedir. Onları da özgürleştireceğiz ama halkımızın içerisinde olduğu yoksulluğu da ortadan kaldırmak için birlikte mücadele edeceğiz.
Dîsa mala we ava be. Sêrt li ser xwe ye, maşele bi hev re ye, yekîtiya we xurt e. Înşela em ê bi hev re hem aştiyê bînin, hem nanê xwe bistînin, hem edalet û hiqûqê bînin. Bimînin di xêr û xweşiyê de. Mala we ava be. Ji me hemûyan re serkeftin.
24 Ekim 2026
