“Özgürlük ve Demokrasi Newrozu / Newroza Azadî û Yekîtiya Demokratîk” şiarıyla Newroz bugün de İstanbul, Van, Urfa, Cizre, Antalya, Batman, İzmir, Mersin, Adana, Bursa ve Siirt’in de aralarında bulunduğu 25 merkezde kutlandı.
Van’daki Newroz kutlamasına katılan Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:
Merhaba Wan. Newroza we pîroz be. Newroza we pîroz be hevalê Mazlum, Rehşan, Zekiya, Bêrîvanê jî pîroz be. Newroza hemû şehîdan pîroz be. Em bi saya şehîdên xwe hatin vê merheleyê. Em şehîdên xwe ji bîr nakin. Wan şehîdên xwe ji bîr nakin. Em şahiyan, şînan bi hev re dijîn. Hûn jî dizanin çend roj berî niha Me Salih Muslîm wenda kir. Bila serê Rojava sax be. Bila serê gelê Kurd sax be. Salih Muslîm her dem dê di dilê me de be. Di dilê gelê Bakur de be, di dilê gelê Wanê de be. Gelê me yê Wanê me Hevserokê navçeya Ozalpê wenda kir. Serê we sax be, serê navçeya Ozalpê sax be. Serê gelê Wanê sax be. Em ji qada Newrozê silaveke xurt ji Bekir Kaya re, ji Nazmi Gur re, ji Selahattin Demirtaş re, ji Figen Yuksekdag re, ji Ali Urkut re, ji Leyla Guvenê re dişînin. Em dibêjin hevalên me yên girtîgehê silavên gelê Wanê ji we re heye. Gelê Wanê ji hevalên girtîgehan re dibêjin Newroza we pîroz be. Em silaveke mezin ji Girava Îmraliyê re dişînin. Newroza te pîroz be Rêber Ocalan. Newroza te pîroz be Serok Ocalan.
Newroz baş eğmeyenlerin bayramıdır
Gezmediğim Kürt ili, metropollerde gitmediğim kent kalmadı ama benim için Van’ın yeri ayrıdır. Van’ın halkı onurlu bir halktır. Van’ın halkı kayyımlara ve baskıcı sisteme, 14’te 14 yaparak tarihi bir cevap vermiştir. İşte Van budur; yağmura, fırtınaya ve kara rağmen partisinin, önderliğinin, yol arkadaşlarının yanındadır. Emin olun ki bu direnişiniz, bu bağlılığınız, bu onurlu duruşunuz olduğu müddetçe mutlaka kazanacağız. Newroz baş eğmeyenlerin, boyun eğmeyenlerin bayramıdır. İşte onun için Newroz Van’ın bayramıdır. En çok da Van’a yakışıyor.
2026 Newrozu isyandan inşaya geçişin Newrozudur
2026 Newrozu başka bir Newroz’dur. Bu Newroz isyandan inşaya geçişin Newrozudur. Bu Newroz, kurucu bir Newroz’dur; yeni bir dönemin Newrozudur. Biz yeni bir dönem diyoruz ama Van’daki kolluk kuvvetlerinin yeni dönemden haberi yok. Onlar eski dönemde kalmış, onlar değişmemiş. Onlar hala Van halkının baskılar yüzünden Newroz’u kutlamayacağını düşünüyor. Bugün arama noktalarında halkımıza eziyet yapanları kınıyorum. Onlara diyorum ki biz yeni bir dönem başlattık; çatışmaların ve şiddetin olmadığı, Kürt meselesinin demokratik yollarla çözüldüğü bir yaşamı inşa etmeye çalışıyoruz. İnşallah Ankara’da esen barış rüzgarları Van’a da uğrar. Van halkına karşı antidemokratik uygulamalarda bulunanlar da bu süreçten haberdar olur.
İran’daki savaşa karşı tavrımız nettir: Ne emperyalist müdahale ne baskıcı molla rejimi
Değerli halkımız, Ortadoğu yangın yeri. Neredeyse Ortadoğu’nun bütün başkentlerine bombalar yağıyor. Sınırlar yara bere içerisinde. Bunun tek bir sebebi var. Demokrasi olmayan, özgürlük olmayan hiçbir ülkede huzur yok. Demokratik değerleri benimsemeyen ülkeler hegemonik güçlerin, emperyal güçlerin müdahalelerine zemin hazırlıyor. Bakın, hemen yanı başımızda İran var. İran yıllarca şah rejiminin zulmünü gördü, 40-50 yıldır da molla rejiminin zulmünü görüyor. İran'da demokrasi olmadığı için, Kürtlerin, Beluçların, Azerilerin, kadınların, farklı yaşam biçimi olan insanların demokratik hakları dikkate alınmadığı için İran yıkımı yaşıyor. İran, hegemonik emperyalist güçlerin müdahalesini yaşıyor. Bizim İran'daki savaşa ilişkin tavrımız nettir. Biz ne emperyalist müdahaleyi ne de baskıcı, idam sehpası kuran molla rejimini destekliyoruz. Bizler oradaki Kürtlerin, “Jîn Jiyan Azadi” diyen kadınların, gençlerin onurlu mücadelesini destekliyoruz. İran'ın çıkış yolu nedir biliyor musunuz? Kimliklerin özgür olduğu bir yaşamla ancak İran huzur bulabilir. Çözüm, halkların yönetim ve kimlik haklarının tanınmasıdır. Kürtlerin, Beluçların, Azerilerin ve diğer halkların yönetim ve kimlik haklarının tanınması İran'ın tek çıkış yoludur.
İran, halklarının ve inançlarının demokratik haklarını tanımalıdır
27 Şubat'ta Sayın Öcalan'ın çağrısını hep beraber gördük. Aslında Sayın Öcalan bu emperyal müdahaleleri öngörerek böyle bir süreç başlattı. Sayın Öcalan'ın çağrısı, İran'ın da bölge ülkelerinin de emperyal müdahalelere uğramamak için kendi ülkelerindeki halkların ve inançların demokratik haklarını tanıması içindi. Ama İran bunu anlamadı. Bugün kendi halkına bir kırım ve zulüm getirdi. Bir an önce oradaki emperyalist müdahale bitmeli. Bir an önce oradaki rejim demokratikleşmeli, dönüşmeli ve İran halklarının, orada yaşayan inançların demokratik haklarını tanımalıdır. 27 Şubat, Ortadoğu'daki karanlığa bir ışıktı, bir aydınlıktı. Onun için 27 Şubat deyip geçmemek lazım. Çok önemliydi. Sadece Türkiye’nin değil tüm bölge ülkelerinin demokrasisi, refahı, huzuru ve geleceği için yapılmış bir çağrıydı.
Kürtler eşit yurttaşlık istiyor, yerel demokrasi istiyor
Değerli halkımız, dün Amed’de de söyledim, hala bize diyorlar ki Kürtler ne istiyor? Haydi Van’dan, bu meydandan hep beraber haykıralım: Kürtler kimliklerinin tanınmasını istiyor. Kürtler eşit yurttaşlık istiyor. Kürtler anadilinde eğitim istiyor. Kürtler yerel demokrasi istiyor. Vanlılar kayyımın gitmesini istiyor. Öyle mi? Vanlılar Neslihan Şedal ve Abdullah Zeydan’ın belediyeyi yönetmesini istiyor. Kürtler özgürce siyaset yapmak istiyor. Kürtler özgürce örgütlenmek istiyor. Kürtler kendi bayramlarını kutlarken kapılarda engellenmek istemiyor. Kürtler inkar değil tanınma istiyor. Kürtler Sayın Öcalan'ın statüsünün netleşmesini istiyor. Fiili değil resmi bir statüsü olmasını istiyor.
İktidar Van’daki insan seline bakmalı
Sizin direnciniz, yağmur altında burada ortaya koymuş olduğunuz duruş ve attığınız sloganlar birçok konuşmadan daha kıymetlidir. Aslında iktidar bizim konuştuklarımıza değil, Van'daki bu insan seline bakmalı. Van'daki bu duruşa bakmalı. Van'daki bu onurlu insanların bir araya geldiği bu meydana bakmalı. Şimdi Van'dan bir çağrı yapıyorum. Hem Sayın Öcalan hem de Selahattinler, Figenler, Leylalar, Ayşeler, Nazmiler özgür olacaktır. Hepsi özgür olacaktır, buna emin olabilirsiniz. Bu duruş ve sahiplenme olduğu müddetçe cezaevlerinde kimse kalmayacak, sürgünde kimse kalmayacak. İktidara bir çağrı yapıyorum: Demokratik dönüşüme duyarlı bir hale gelin. Kurtuluşta Kürtler vardı, Çanakkale'de biz vardık, Gaziantep'te Vanlılar vardı. Urfa'da Karslılar, Siirtliler ve Amedliler vardı. Kurtuluşta olan Kürtlerin hakkını ve hukukunu teslim edin diyoruz.
Demokrasi sadece Kürtler için değil Türkiye'de yaşayan herkes içindir
Bir mesajımız da Türkiye kamuoyuna. Bu süreç sadece Kürtlerin değil 86 milyonun sürecidir. Biz sadece Bekir Kaya özgür olsun, Neslihan ve Abdullah başkanlar belediyelerine dönsün demiyoruz. 13 belediyeye kayyım atanmış, bu 13 belediyenin de başkanları/eşbaşkanları serbest olsun ve kendi belediyelerini yönetsin diyoruz. Onun için bu süreç 86 milyon içindir. Demokrasi sadece Kürtler için değil Türkiye'de yaşayan herkes içindir. Herkes müsterih olsun. Bu süreç Türkiye'yi bölen değil; aksine birleştiren, kardeşleştiren, eşitleştiren bir süreç olacaktır. Onun için Karadenizlinin, Trakyalının, Türkiye'de yaşayan bütün yurttaşlarımızın bu sürece katkı sunmasını istiyoruz.
Kaderimizin belirlendiği bu süreçte hiçbir Kürt partisi birlikten kaçmamalıdır
Şimdi bir çağrım da Kürtlere. Em ne çar in? Em yekin. Em ne çar in? Em yek in. Kobanî ji bo me çi be Wan ew e. Urmiye ji bo Kurdan çi be Silêmanî û Hewlêr ew e. Onun için Kürtler, Ortadoğu'da halkların kaderi belirlenirken demokratik ulusal birliklerini kurmalıdır. Farklılıklarımız olabilir ama kaderimizin belirlendiği bu süreçte hiçbir Kürt partisi, hiçbir Kürt kurumu birlikten kaçmamalıdır. Van halkının ortaya koymuş olduğu bu duruşa layık demokratik bir birlik Kürtler arasında olmalıdır.
Değerli arkadaşlar, bu Newroz ateşi hiç sönmeyecek, Van'ın umudu hiç tükenmeyecek. Bu yol mutlaka başarıya ulaşacaktır. Bu mücadele hiç dinmeyecek ve bu halk mutlaka kazanacaktır. Mutlaka kazanacaktır. Newroza we pîroz be. Bimînin di xêr û xweşiyê de. Bi xatirê we.
22 Mart 2026
