Bakırhan Eğitim Senin nöbet eylemine katıldı

Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan, Maraş ve Urfa’daki okul saldırılarına karşı Eğitim Sen tarafından Kızılay'da, Milli Eğitim Bakanlığı yanında sürdürülen nöbet eylemine katıldı.

Burada konuşan Bakırhan, şunları söyledi:

Caddeler ve sokaklar güvenli değil, okullar artık hiç güvenli değil

KESK ve bağlı sendikası Eğitim Sen’li yoldaşlarımızın böylesine önemli bir konuyla ilgili yaptıkları eylemi canıgönülden destekliyoruz. Bu toplumun yüz aklarından birisiniz. Hem Maraş’ta hem Siverek’te yaşamını yitiren öğrencilerimizin, gençlerimizin ailelerine başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Yaralı öğrenci ve öğretmenlerimize acil şifalar diliyorum. Bu, münferit bir olay değildir. Özellikle son yıllarda ülkemizde bu ve benzeri yaşanan katliamlar münferit olay olarak dile getiriliyor. Ama bunlar münferit değildir. Burada kamu idaresinin bir ihmali olduğu kesindir. Kamu idaresi ortaya çıkan bu saldırılardaki sorumluluğunu artık net bir şekilde görmeli ve öz eleştirel yaklaşmalıdır. Öyle bir noktaya geldik ki artık şiddet sistematik bir şekilde yaşamımızın her alanında. Caddeler güvenli değil, sokaklar güvenli değil; insanların güvenerek çocuklarını gönderdikleri okullar artık hiç güvenli değil. Şimdi bunu bir iki kişinin yapmış olduğu bir saldırı olarak değerlendirebilir miyiz? Yıllardır bu ülkede ötekileştirici bir dil kullanılıyor. Siyaset ayrımcı, kutuplaştırıcı bir noktada duruyor. Yıllardır bu ülkede sınırsız bir silahlanmaya izin veriliyor. Ülkenin içerisinde yaşamış olduğu bu şiddet sarmalı maalesef bugüne kadar görülmedi. Umarım bugünden sonra, sizin yapmış olduğunuz bu eylemle birlikte kamu idaresi de sorumluluğunu görür.

İnsanların adaleti mafya baronlarından beklediği bir dönemdeyiz

Bu saldırılardan sonra sosyal medyada bir öğrencinin ailesi çok önemli bir şey söyledi. “En güvendiğimiz yer okullardı. Artık oraya da çocuklarımızı güvenli bir şekilde gönderemiyoruz. Peki, ne yapalım?” dedi. Evet, ne yapsın öğrenci velileri? Sayın Bakan, yönetenler; okullarda güvenliğin sağlanmasının sorumlusu kimlerdir? Sadece bir güvenlik meselesi değil tabii ki. Bir zamanlar Denizlerin, Mahirlerin, İbrahimlerin idol olduğu bu coğrafyada çeteler ve mafya baronları sistematik bir şekilde idol olarak sunuldu. Bunun zemini oluşturuldu. Televizyonlardaki dizileri, programları izleyen çocuklar işte böyle bir tutum içerisine giriyor. Değerlerin gittiği, değerlerden uzaklaştığımız, insanların adaleti mevcut yönetimden değil mafya baronlarından beklediği bir süreçteyiz maalesef.

Okullar özgür ve demokratik eğitim-öğretim alanlarına dönüşmeli

Çare açık: Önce siyaset bu ayrımcı ve kutuplaştırıcı dilinden vazgeçmelidir. Sınırsız silahlandırma meselesine bir çözüm bulunmalıdır. Okullar özgür, demokratik eğitim-öğretim alanlarına dönüşmeli ve güvenli ortamlar haline getirilmelidir. Bu durumların ortadan kaldırılması için en başta da yaşam hakkı için nöbet tutan emekçilerimizin sözüne kulak kabartılmalıdır. Dünyanın neresinde öğretmenler, eğitim emekçileri yaşam güvenliği için nöbet tutuyor? Böyle bir şey var mı? Yaşamımız için bile nöbet tutacak bir hale gelmişiz. Dolayısıyla bugünleri, evet dayanışmayla ve ortak mücadeleyle atlatacağız. Okulların özgür eğitimin verildiği demokratik ve güvenli zeminler olması için birlikte mücadele edeceğiz. Bunlara münferit saldırılar deyip geçmeyeceğiz. Burada siyaset de yöneten de emekçiler de kendi payını görerek bunu onarmaya çalışacak.  

Bu katliamlara karşı mücadele sözünü veriyoruz

Tekrar buradaki eğitim emekçisi arkadaşları saygıyla selamlıyorum. Toplumun maruz kaldığı bu saldırılar karşısında her zaman onurlu bir duruş ortaya koydular. Ne yapmamız gerektiği konusundaki en önemli adrestirler. Bundan sonra da hep birlikte bu saldırılara, katliamlara, savaş ve çatışma politikalarına karşı; bu ülkenin demokratik ve özgür olması için, öğrencilerin eşit ve özgür eğitim alması için birlikte mücadele edeceğimizin sözünü veriyoruz. Tekrar hepimizin başı sağ olsun, hepimize geçmiş olsun. Bir daha bu ve benzer katliamlar yaşanmasın diye de üzerimize düşen sorumluluklara uygun davranacağımızı söylüyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

17 Nisan 2026