Bakırhan, Kızıldere’de katledilen Mahir Çayan ve arkadaşları için yapılan anmaya katıldı

Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan, Kızıldere’de katledilen Mahir Çayan ve arkadaşlarını anmak üzere Karşıyaka Mezarlığında düzenlenen törene katıldı. Burada konuşan Bakırhan, şunları söyledi:

Değerli yoldaşlar; biriz, birlikteyiz burada. Diyarbakır'da Kürt ne yaşadıysa Mamak'ta devrimci onu yaşadı. Mazlumlar nasıl katledildiyse; Mahirler, Denizler, İbrahimler de öyle katledildi. Acımız bir, yaramız bir, kurtuluşumuz da bir olacak ve olmalıdır. Bir olmadığımız müddetçe, birlikte mücadele etmediğimiz müddetçe Mahirlere ve onların bize bırakmış olduğu mirasa doğru şekilde sahip çıkmıyoruz demektir.

54 yıl önce Denizleri, Hüseyinleri ve Yusufları idam sehpasından indirmek için Kızıldere'ye gittiler. Kızıldere sadece bir direniş değil, sadece bir mücadele değil; uğruna yaşamlarını verecekleri kadar onurlu bir dayanışmadır da. Mahir ve arkadaşları dayanışmayı o kadar önemsiyordu ki aynı partide olmasalar bile devrimci yoldaşlarını idam sehpasından indirmek için yaşamlarını ortaya koydular.

Kızıldere bir dayanışma mirasıdır. Devrimciler zaten direnir, mücadele eder. Ama devrimci mücadele tarihinde en iyi dayanışma örneği Kızıldere'dir. Onun için bu sorumluluğa layık olmalıyız. Mahirlerde devrimci dayanışma soyut bir ilke değil somut bir pratiktir. Devrimci hareketler ve Kürt özgürlük hareketi birlikte bir arada yürümek, mücadele etmek zorundadır. Bakın, Sayın Öcalan benim de olduğum bir HDP kongresine mesaj yollamıştı. “Çayan'ın çizgisinin kavgasını yürütüyorum. Çayan'ın çizgisi bana  emanettir, benim de HDP'lilere emanetimdir” demişti. Çayan'ın, İbrahimlerin, Mazlumların, Denizlerin çizgisi bugün DEM Parti'de hayat buluyor ve bulmaya devam edecektir. Değerli arkadaşlar, yine Sayın Öcalan çok önemli bir şey söylemişti: “Türkiye'de devrimci hareket ile Kürt özgürlük hareketi birlikte mücadele etmediği müddetçe başarma şansımız zor”. Dolayısıyla hem Denizlerin hem İbrahimlerin hem Mazlumların mücadelesine sahip çıkmanın yolu birlikte mücadele etmekten ve dayanışmaktan geçiyor. Dün olduğu gibi bugün de kapımız dayanışmaya ve ortak mücadeleye açıktır. Çünkü bu, Mahirlerin bize vasiyetidir. Bu, üç kibrit çöpüyle yaşamına son veren Mazlumların bize vasiyetidir. İdam sehpasında “Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği!” diyen Denizlerin bize vasiyetidir. Ser verip sır vermeyen İbrahim'in bize vasiyetidir.

Kendisine devrimciyim diyen, karanlıkları aydınlatmak isteyen herkes şimdi bu vasiyete sahip çıkmalıdır. Bu vasiyete sahip çıkacağımızın sözünü Mahir yoldaşın mezarı başında bir kez daha yineliyoruz. Mahir yoldaş senin çizgin, dayanışma örneğin ve devrimci mücadelen bizim de önümüzü aydınlatacaktır. Bizim de aynı zamanda mücadele çizgimiz olacaktır. Sizi unutmayacağız, unutturmayacağız. Bir gün mutlaka Türkiye'de yaşayan bütün halkların ve inançların özgür ve eşit olduğu demokratik bir sistemi inşa edeceğimizin sözünü veriyoruz. Mahir şahsında yaşamını yitiren bütün devrimcilerin anısı önünde saygıyla eğiliyorum.

30 Mart 2026