Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan, İstanbul Milletvekilimiz Celal Fırat ve Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcımız Yüksel Mutlu’nun aralarında bulunduğu heyet, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun yarın Almanya’nın Köln kentinde düzenleyeceği “Bir Ol” festivalinin resepsiyonuna katıldı. Burada konuşan Bakırhan, şunları söyledi:
Müzakere etmek, mücadeleden vazgeçmek değildir
Türkiye'de demokrasi mücadelesi yürütenler amaçlarına ulaşmasınlar diye bazen yargı, bazen diğer kurumlar eliyle yol ve yöntemler devreye konuluyor. Bunu aşmak gerekiyor. Bunu aşmak için de biz hem müzakere hem de mücadele süreci yürütüyoruz. Müzakere etmek, mücadeleden vazgeçmek değil. Müzakere etmek Kürtün, Alevinin eşit yurttaşlık haklarından, kadınların demokratik hak ve özgürlüklerinden vazgeçmek değil. Müzakere başka bir şeydir. Müzakere Kürt anadilinden vazgeçsin üzerine değil. Müzakere, Alevi eşit yurttaşlık hakkından vazgeçsin üzerine değil. Sadece bir araç değişiyor. Ama birliğimiz, ittifakımız, mücadelemiz büyüyerek devam etmelidir. Dolayısıyla müzakere bu sistemin, bu iktidarın uygulamış olduğu antidemokratik uygulamalar karşısında susmak değil. Zaten DEM Parti de hiç susmadı.
Çağlayan'dan başlayan 19 Aralık operasyonundan bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisi ile sürekli bir dayanışma içerisinde oldu. Temmuz ayına kadar yasa bekliyoruz, Heyetimizin İmralı'da Sayın Öcalan'la yapmış olduğu son görüşmede Sayın Öcalan'ın belirttiği çok önemli bir şey vardı. Temmuz ayına kadar bir yasal düzenleme bekliyoruz. Bu yasanın çıkması bizi zayıflatmayacak. Elinde silah olanlar ekonomik, siyasal, sosyal yaşama katılmalı. Yine sürgünde bulunan ve bugün de aramızda olan birçok belediye eş başkanımız ve milletvekillerimiz var. Sürgündekiler dönmeli. Cezaevindeki siyasi tutuklular özgürleşmeli. En önemlisi de milyonlarca insan hakkında yürütülen soruşturmalar ve davalar düşmeli. Binlerce insanın Türkiye'de DEM Parti’yle, Alevilerle, kadınlarla birlikte omuz omuza mücadele etmesi bize kayıp mı ettiriyor, kazandırıyor mu? Buna bakmak gerekiyor. Kaybettirmiyor, aksine bizi güçlendiriyor. Nitelik katıyor, nicelik katıyor, tecrübe, birikim katıyor. Dolayısıyla bu sürece böyle bakmak gerekiyor.
Artık birbirimizi yeterince yıpratmaya, bu süreçten başka şeyler çıkarmaya gerek yok. Şiddet devreden çıkarken sonuçlarını ortadan kaldıracak demokratik düzenlemeler yapılmalı. Hemen peşi sıra kayyımlarla ilgili düzenlemeler yapılmalı. Terörle Mücadele Kanunu, Ceza Mahkemeleri Usul Kanunu, AYM kararları, AİHM kararları ve benzerlerinde düzenlemeler yapılmalı. Zaten Meclis Komisyonunun hazırlamış olduğu raporda 6. ve 7. Bölümler gayet kapsamlı bir adım atmayı gerektiriyor. Bunu yapmaya çalışıyoruz.
Olmazsa mücadele ederiz. Zaten bu topraklarda 100 yıldır mücadele ediliyor. Dolayısıyla bu süreç ne sosyalist arkadaşlarımızın, ne Alevi arkadaşlarımızın, ne de kimsenin aleyhine bir süreç değil. Aksine demokratik zemin açıldıkça biz büyüyeceğiz, biz güçleneceğiz, biz örgütleneceğiz. Çünkü toplumdan rıza almayanlar da bellidir. Toplumdan rıza alacaklar da bellidir. Toplum emin olun bizlere rıza verir ama bir arada olursak.
Türkiye'deki zemin bizler için çok önemli bir gelecek vaat ediyor. Geçmişte hepimizin maruz kaldığı saldırılar, kabul etmeyeceğimiz saldırılardır. DEM Parti her zaman halkın iradesini savundu. Her zaman sandıktan çıkan iradeyi savundu ve savunuyor, savunmaya devam edecek. Sandık iradesinin başta yargı operasyonları olmak üzere başka yol ve yöntemlerle hiç edilmesini kabul etmiyoruz.
Kendisine güvenenler sandıkta yarışır, sandıktan çıkmaya çalışır. İşte halktan rıza alamayanlar başka yol ve yöntemlere başvururlar. Dolayısıyla Türkiye'deki zemin bizler için aslında çok önemli bir gelecek vaat ediyor.
CHP'nin kurultay iradesiyle demokratik bir zeminde örgütlenmesini bekliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi'ni ziyaret ettik. Sayın Özgür Özel’i siz de takip ettiniz. Orada da dile getirdiğimiz çok önemli bir şey var. Hepimiz bunun bir bölme, bunun bir parçalama siyaseti olduğunu, bunun muhalefeti etkisizleştirme amacı taşıdığını zaten belirtiyoruz. Bu konuda sanırım ortaklaşıyoruz. Ama ortaklaşmamız gereken bir nokta daha var. Cumhuriyet Halk Partisi bu bilinen, görünen, gelinen ve yapılan süreç karşısında bütünlüklü olarak çıkmalı. Sosyalistlerin, Kürtlerin, Alevilerin savunması gereken budur. Bizler Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir kurultay iradesiyle demokratik bir zeminde demokratik bir şekilde örgütlenerek yapılacak bir kurultay ile bu süreçten başarıyla çıkması gerektiğini belirtiyoruz ve bunu savunuyoruz. Evet, ne olduğunu hepimiz birlikte görüyoruz.
Muhalefetin yapması gereken birlik içinde olmaktır. Muhalefetin yapması gereken tek şey Cumhuriyet Halk Partisi'ni bölmeden, parçalamadan bu süreçten birlik ve bütünlük içerisinde çıkmasını savunmaktır. Biz bunu savunuyoruz. Sistemin baskıları karşısında böyle durulur. Bölünmek ve parçalanmak en kolayıdır. Kürt hareketi bugüne kadar çok badireler yaşadı. Ama siz de 50 yıldır görüyorsunuz bölünmedi. Bölünmediği için müzakere masası kuruldu. Sistemin oyunlarına gelmediği için bugün müzakere masası kuruldu. Bugün Kürt meselesi tartışılıyor. Kürt hareketi bölünüp parçalansaydı, Sayın Öcalan'la bir müzakere yürütülmezdi. Dolayısıyla hem dünya deneyimlerinden, hem ülkemizde Mahirlerden, Denizlerden, İbrahimlerden günümüze kadar gelen mücadele deneyimlerinden büyük dersler çıkarmamız gerekiyor. Bu sistemi alt etmenin yolu omuz omuza birlikte mücadele etmekten geçer. Bunu başaracağımıza inanıyorum. Bu konuda çok önemli tecrübelerimiz var. Şimdi şapkamızı önümüze koyup yapmamız gereken kim daha ak kim daha pak tartışması yerine, bu süreçten birlikte güçlü bir şekilde nasıl çıkabileceğimizin tartışmasını yürütmektir. Bunun formülü bizde yok. Bunu beraber tartışacağız. Bunu beraber bulacağız ve beraber yol alacağımıza da inanıyorum.
29 Mayıs 2026
