Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan, Şırnak’ın Cizre ilçesinde düzenlenen halk buluşmasına katıldı. Burada konuşan Bakırhan, şunları söyledi:
Onurlu barış mücadelesinde Barış Annelerinin yeri en üstte olacaktır
Değerli Barış Anneleri, sizi gördüğümde duygulanıyorum. Çünkü siz büyük bedeller ödediniz. Siz çocuklarınızı dil, kimlik ve onurlu barış için kaybettiniz. Ailelerinizin en değerli bireylerini bu onurlu mücadelede bedel olarak verdiniz. Onun için yeriniz başımızın üstünde. Dünyanın neresine giderseniz Şırnaklı, Siirtli, Kürdistanlı bütün Barış Annelerini saygıyla yad ediyorlar. Çünkü siz mücadelenizden vazgeçmediniz. Bütün zulüm politikalarına rağmen pes etmediniz. Hacı Lokman Birlik panzerin arkasında sürüklenirken, Roboski’de canlarınız katledilirken, siz onların sesi soluğu oldunuz. Şırnak'ta insanlar asit kuyularında kaybedilirken, siz mücadelenizden vazgeçmediniz. Bugün Kürt halkının geldiği bu noktada inanın ki hem Barış Annelerimizin hem kadın arkadaşlarımızın çok büyük katkısı ve emeği var. Bugün Rojava'da eğer Kürtler kimi haklara ulaşmışsa Şırnaklı annelerimizin katkısı var, onların çocuklarının büyük bedelleri var. Onun için sizi ne kadar anlatsam azdır, size ne kadar teşekkür etsem azdır. Siz başımızın tacısınız. İnşallah ulaşmaya çalıştığımız o onurlu barış mücadelesinde de Kürt kadınların, Barış Annelerinin yeri en üstte olacaktır.
Kürtler Ortadoğu’da savaş başlatanların oyununu bozuyor
Dünya gerçekten çığırından çıkmış durumda. Güçlü olanın zayıfı ezdiği; zayıfın hakkına, hukukuna, emeğine el koyduğu bir süreçten geçiyoruz. Ne kutsal kitaplarda yazılan hukuk ve adalet var ne de dünyanın o resmi hukuk sisteminde yazılan şeyler geçerli şu anda. Ne hukuk kalmış ne adalet kalmış ne AİHM kalmış ne de Birleşmiş Milletler kalmış. Aslında tedavi görmesi gereken üç beş insan dünyanın geleceğine yön veriyor. Bir gün parmağını uzatıyor, Suriye'de savaşı başlatıyor. Diğer gün uzatıyor, Irak'ta savaşı başlatıyor. İşte hepinizin şahit olduğu gibi İran'da da bir savaş başlattılar. Ukrayna'da, Lübnan'da, Yemen'de, dünyanın her yerinde bu kutsal Ramazan ayında savaş, şiddet ve çatışma var. Yani güçlü olanların yoksulları, fakirleri, statüsü olmayanları ezdiği bir zamanda yaşıyoruz. Ama bir halk var ki oyunu bozuyor. Kürtler bütün bu emperyalist ülkelere rağmen, kendilerini inkar eden bölge ülkelerine rağmen, hem Rojava'da hem Irak'ta hem Rojhilat’ta hem de Bakur'da çok onurlu bir mücadele yürütüyor.
Şırnak halkı büyük bedeller ödemeseydi bugün bir diyalog ve müzakere masası kurulmayacaktı
Sizin mücadeleniz sayesinde Türkiye'de bir masa kuruldu. Bugüne kadar Kürt'ü inkar eden, Kürt'ü yok sayan bu iktidarın kendisi bile İmralı'da Sayın Öcalan'la bir masa kurmak durumunda kaldı. Eğer Şırnak halkı direnmeseydi; eğer Şırnak halkının yiğit evlatları kimlik mücadelesinde, barış mücadelesinde, dil mücadelesinde büyük fedakarlıklar yapmasaydı bugün bir diyalog ve müzakere masası kurulmayacaktı. Eğer Şırnak halkı, İdil halkı, Nusaybin halkı, Kürt illerindeki onurlu Barış Anneleri, Rojava'ya Şam kuvvetleri saldırdığında sokağa çıkmasaydı bugün Rojava'da Kürt halkının kazanmış olduğu haklar olmayacaktı.
Kürtlerin anadilini özgürce konuştuğu bir Türkiye'yi beraber göreceğiz
Evet, dünyada egemenler var, emperyalistler var, yoksulun sırtından geçen asalak ülkeler ve çürümüş kapitalist sistem var ama onurluca direnen bir Kürt halkı da var. Onun yiğit kadınları, yiğit gençleri ve yiğit çocukları da var. Siz olduğunuz müddetçe emin olun ki Rojhilat’ta da İran'da da Kürtler demokratik haklarına kavuşacaktır. Türkiye'de başlamış olan bu barış süreci inşallah sizin birliğinizle, beraberliğinizle ve mücadelenizle başarıya ulaşacaktır. 100 yıldır Kürt'ü asimile etmeye çalışan, Kürt'ü yok sayan sistem Kürt realitesini kabul etmek durumunda kaldı. Dün Kürt realitesini kabul etmeyenler, bugün kabul etti. İnşallah yarın da dilimizi, kimliğimizi, yerel yönetimlerde demokrasiyi kabul ettireceğiz. Kayyımların olmadığı, Kürtlerin anadilini özgürce konuştuğu, anadillerinin özgür olduğu, çocukların anadilinde eğitim gördüğü bir Türkiye'yi beraber göreceğiz. İşte bugün Cizre'de bu salonu doldurduğumuz gibi birliğimizi kuvvetlendirirsek, partimizde olmayan Kürt kardeşlerimizi de bu partiye getirebilirsek, Kürt'ü inkar eden partileri Şırnak'ta tabela partisi haline getirebilirsek emin olun ki Kürtlerin önü açıktır. Bu ülkede 25 milyon Kürt yaşıyor. Kürtler sadece Şırnak'ta yerel yönetimleri almayacak; aynı zamanda Türkiye'nin neresinde yaşarlarsa yaşasınlar, iradelerinin yönetimlere yansımasını da sağlayacak. Kürt Şırnak'ta iktidar olacağı gibi inşallah İstanbul'da da yerel yönetimlerde iradesini ortaya koyarak yönetimin ortağı olacaktır.
Önümüzdeki yüzyıl Kürt yüzyılıdır
Önümüzdeki yüzyıl Kürt yüzyılıdır. Ortadoğu'da devletler yıkılırken, Ortadoğu'da liderler kendi ülkelerini bırakıp kaçarken İran'da, Irak'ta, Suriye'de Kürtler direndi ve ayakta kaldı. Şu anda Ortadoğu'nun en güçlü ve örgütlü gücü Kürt gücüdür. Dolayısıyla Kürtleri inkar eden rejimlerin önünde tek bir yol var: Ya Kürtlerin demokratik hak ve özgürlüklerini kabul edecekler ya da gerçekten çürüyerek bitip gidecekler. Bakın, Esad Kürtlere kimlik vermiyordu, ülkesini terk edip gitmek zorunda kaldı. Saddam Enfal’da, Halepçe'de on binlerce Kürt'ü katletti; kendisi bir lağım çukurunda yakalandı, idam edildi. İran'da her gün onlarca Kürt'ü asan Molla Rejimi bugün sallanıyor, ayakta duracak hali kalmamış. Molla Rejimine dedik ki Kürt'ü idam edeceğinize onu kardeş bilin, hakkını verin ki emperyalist güçler ülkenize savaş açmasın. Kendi ülkesinde demokrasisi olmayan bütün ülkeler bir biçimiyle emin olun çürüyor, emperyal müdahalelerin zemini haline geliyor.
Süreç başarılı olursa Şırnaklı olanlar Şırnak’ın yönetimine gelecek
Onun için Kürtler ayaktadır, Kürtler güçlüdür, Kürtler örgütlüdür. İnşallah bu örgütlülüğünü, bu gücünü devam ettirerek yaşadıkları bütün ülkelerde demokratik haklarını alacaktır. Suriye'de kimliksiz olan Kürtler hem Suriye yönetiminin ortağı oldu hem yaşamış oldukları Rojava bölgesinde kendi halkını yönetiyor. Irak'ta Kürtler bir statü sahibi oldu. Türkiye'de yok denilen Kürtler bugün Türkiye'nin üçüncü büyük partisidir. Parlamentonun üçüncü büyük grubudur. İnşallah bu süreç başarıya ulaşırsa “Sen nerelisin?” sorusunu sormayacağız. Buralı olanlar zaten buranın yönetimine gelecek. Şırnak'a kaçak seçmenler gelemeyecek. Siirt'te Kürt halkının iradesine kayyım atanmayacak. Kısaca söylüyorum ki bu onurlu halk, bu onurlu kadınlar ve gençler olduğu müddetçe yolumuz açıktır. Bu inançlı halk barışa dua ettiği müddetçe inşallah kazanacaktır. İnşallah Kürt halkı başarıya ulaşacaktır.
Meclis, raporun gereklerini yerine getirebilirse Selahattinler, Figenler, Leylalar aramızda olacak
Meclis’te komisyon işini bitirdi ve bir rapor hazırladı. O raporun gereklerini eğer Meclis yerine getirebilirse Selahattinler, Figenler, Leylalar, cezaevindeki binlerce kardeşimiz inşallah yakın zamanda aramızda olacak. O komisyon raporundaki özel yasa eğer çıkarsa sizin dağda bulunan, ülke sınırları dışında bulunan çocuklarınız, kardeşleriniz bizimle birlikte mücadele edecekler ve bu topraklara gelecekler. Sürgündeki kardeşlerimiz gelecek. Bu dışarıdan gelen, kim oldukları belli olmayan kayyımlar gidecek. Yerine Kürt halkının oylarıyla seçmiş olduğu evlatları gelecek. Biz raporun bir bölümüne katıldığımızı belirttik, bir bölümüne de hayır dedik. O bölümde Kürt meselesini terör ve güvenlik parantezine alan bir yer vardı. Dedik ki Kürtlerin dil hakkı, kimlik hakkı, kendi iradesiyle kendi kentlerini yönetme hakkı ne terördür ne güvenlik meselesidir. Demokrasi ve özgürlükler meselesidir dedik. Şırnaklıların onurlu mücadelesine layık bir şekilde o raporun altına kendi itirazlarımızı, karşı çıktığımız başlıkları da ekledik. Merak etmeyin, bir aradayız. Sistemin bütün oyunlarına rağmen bölünmedik, parçalanmadık, pes etmedik, vazgeçmedik. 2000'lerde biz Resul Sadak'la birlikte Şırnak İl Örgütüne bir yer bulmuştuk. Oraya tabela asmak için çivi bulamıyorduk. Ama 25 yıl sonra o Şırnak'ın onurlu evlatları sadece Şırnak merkezine değil, bütün ilçelerine ve beldelerine tabelalarını asarak o kentlerin hepsini kazandı.
Barışın kıymetini kan kokusunu duyanlar bilebilir
Kürtler neden barış istiyor? Çünkü barışın kıymetini en iyi siz biliyorsunuz. Siz çocuklarınızı kaybettiniz, zulüm gördünüz. Devletin ayrımcı ekonomik politikalarından dolayı yoksul olarak yaşadınız. Gabar’ınız, Cudi’niz bombalandı, talan edildi. Ağaçlarınız, ormanlarınız yakıldı. Sizin çocuklarınız özgürce, eşitçe okuyamadı. Sizin seçmiş olduğunuz belediye başkanları, milletvekilleri cezaevlerine atıldı. Tabii ki biz barış isteyeceğiz. Kan kokusunu duyanlar barışın kıymetini bilebilir. Barışın kıymetini bilmeyenler dışarıdan ahkam kesiyor. Diyorlar ki Kürtler niye barış istiyor? Barışa ihtiyacı olduğu için istiyor. Gabar'ın Cudi'nin barışa ihtiyacı var. Gabar'daki ağacın barışa ihtiyacı var.
21. yüzyılda artık dünyanın neresinde olursa olsun hiçbir Kürt kimliksiz kalmayacak
Emin adımlarla yürüyoruz. Güçlenerek, büyüyerek devam ediyoruz. Sadece burada da değil. Irak’taki, Suriye’deki, İran’daki, Rojhilat'taki kardeşleriniz de aynen Şırnak'ta, Cizre'de olduğu gibi örgütlü bir şekilde hakkını, hukukunu arıyor. 21. yüzyılda artık dünyanın neresinde olursa olsun hiçbir Kürt kimliksiz kalmayacak. Hiçbir Kürt'ün dili yasak olmayacak. Hiçbir Kürt'ün iradesine kayyım atanmayacak. İnşallah bu Ramazan ayındaki dualarınız da gerçekleşir. Önümüzdeki günlerde daha demokratik bir Türkiye’de yaşayacağımıza inanıyorum. Dili özgür olan Kürtlerin, kimliği özgür olan Kürtlerin, iradesi özgür olan Kürtlerin yaşadığı bir Türkiye'de birlikte yaşayacağımıza inanıyorum.
13 Mart 2026
