Bakırhan: Kürtlerin eşit yurttaşlar olarak hukuk içine alınması Cumhuriyetin demokratik kuruluşunun ikinci eşiği olacaktır

Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan, TBMM'de düzenlenen 23 Nisan Özel Oturumunda konuştu. Bakırhan, şunları söyledi: 

Sayın Başkan, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, partilerin değerli genel başkanları, kıymetli milletvekilleri, değerli misafirlerimiz, değerli halklarımız; hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Maraş'ta hayatını kaybeden çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin ailelerine başsağlığı diliyorum. Siverek'te yaralanan çocuklarımıza acil şifalar diliyorum. Türkiye'ye başsağlığı diliyorum. Bugün, çocuklara armağan edilmiş bir bayramı kutlarken bir yandan da çocuklarımızın yasını tutuyoruz. Bu meselede polemik değil ortak akıl devreye girmeli. Meclis olarak sorumluluk almalıyız ve gereğini yerine getirmeliyiz.

Bu kürsünün omuzlarındaki tarihsel ağırlık 1920'lerin ağırlığıdır

20. yüzyılın başında Cumhuriyet, fikri bir devrimdi. Kurtuluşta omuz omuza savaşan farklı halklar, farklı kimlikler olarak ortak bir zafer kazandık. Ancak kurtuluşun çoğulcu ruhu kuruluşta görmezden gelindi. Oysa o gün başka bir seçenek de vardı: Çoğulcu, demokratik, herkesin kendisi olarak var olabileceği bir cumhuriyet. Bu imkân heba edildi. Cumhuriyet, tarihte donmuş bir rejim değildir; çağın sesini duyan, halkın taleplerini karşılayan, kendini yenileyen bir rejimdir. Her kuşağın yeniden güncellemek zorunda olduğu ortak bir mirastır. Biz de burada, bu çatı altında Cumhuriyetin çoğulcu ve demokratik nefesi olmak istiyoruz. Bu meclis, 100 yıl önce cumhuriyet fikrini esas alarak kurtuluş iradesiyle kuruldu. Bugün ise barış iradesi etrafında yeniden anlam kazanıyor. Takvimler 2026'yı gösteriyor ama bu kürsünün omuzlarındaki tarihsel ağırlık 1920'lerin ağırlığıdır. 1920’lerde dünya altüst olurken bu topraklar kurtuluşu çoğulcu bir mecliste ve ortak akılda buldu. Farklı sesler bir arada konuştu ve bu ülke ayağa kalktı. Bugün takvimler 2026’yı gösterirken yeniden o kavşaktayız. Ortadoğu yeniden şekilleniyor, dünya yeniden kuruluyor. Biz bir kez daha birlikte güçlenmekten yanayız. Farklılıkların birbirini ezmediği, birbirini tanıdığı bir zeminde buluşalım diyoruz. O gün varoluş silahla savunuldu. Bugün demokratik bir yeniden varoluşu müzakereyle, hukukla, cesaretle savunuyoruz.

Statükonun korkusuna değil inşacı aklın cesaretine ihtiyacımız var

Değerli milletvekilleri, 1 yılı aşkın bir zamandır süren Barış ve Demokratik Toplum Sürecinde Cumhuriyet tarihinde ilk kez siyasi partiler ortak bir sorumlulukla hareket etmiştir. Barış ilk kez bu düzeyde Meclis'in gündemi olmuştur. Bu çatı ilk kez barışın öznesi olma onuruna namzet olmuştur. Bu gelişmeler kıymetli ve tarihidir. Bu ilkleri görmezden gelmek, tarihi görmezden gelmektir. İkinci yüzyılda bir ilki daha gerçekleştirmek elimizde. Demokratik bütünleşmeyle tamamlanmış Cumhuriyet, 86 milyonun en hayati ihtiyacını karşılayacaktır. Cumhuriyeti kuranlar bir devlet inşa etti. Bize düşen ise o devleti herkesin eşit ve özgür yaşayabileceği bir yaşam adası hâline getirmektir. Statükonun korkusuna değil inşacı aklın cesaretine ihtiyacımız var. Tarihimiz bu cesur deneyimlerle doludur. 

Devlet demokrasiyle birlikte tehditlerden korunabilir

Sayın Başkan, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında demokratik bir akla ihtiyaç var. Bu aklın harcı Demokratik Cumhuriyet'tir. Demokratik Cumhuriyet ne devleti dışlar ne demokrasiyi dışarıda bırakır. “Devlet+demokrasi” formülünün çatısıdır. Türkiye sıradan bir ülke değildir. Enerji koridorlarının, ticaret hatlarının, korkuların ve rekabetin kesiştiği bir eşiktedir. Türkiye sadece coğrafyayla değil jeopolitikle tanımlanır. Bu yüzden tehdidi her zaman büyük, fırsatı her zaman sınırsızdır. Tarihsel akla sahip bir devlet bekleyerek fırsat tüketmez. Aksine her imkânı topluma refah, vatandaşa özgürlük, kendisine güç olarak döndürebilir. Bu devlet Demokratik Cumhuriyet ile mümkündür. Bu devlet demokrasiyle birlikte tehditlerden korunabilir, sınırsız fırsatlardan yararlanabilir.

Yaşamı siyasi rekabetlerle değil ortak değerlerle inşa edebiliriz

Dünyaya bakalım; küresel düzen çatırdıyor, Ortadoğu ateşler içinde, savaşın doğası değişti. Çatışmalar artık yalnızca cephelerde değil; ekonomilerde, enerjinin geçtiği dolaşım hatlarında, enformasyon alanlarında yürüyor. Böylesi bir dönemde iç barış bir tercih değil tarihsel zorunluluktur. Bugün Türkiye'nin en büyük gücü, Türklerin ve Kürtlerin ortak mukadderatıdır. Tarih, Türkler ve Kürtlerin ortak coğrafya ve kaderde birlikte yaşamasını zaruri kıldı. Şimdi birlikte yaşamı, siyasi rekabetlerle değil uzlaşma alanlarıyla, ayrımlarla değil ortak değerlerle inşa edebiliriz. Bu ortaklıklar zayıflarsa devlet de zayıflar. Bu ortaklıklar güçlenirse Türkiye güçlenir, 86 milyon kazanır.

Barış karşılıklı adımlarla döşenen bir merdivendir

PKK'nin silah bırakma kararı Türkiye’nin en büyük gelişmesidir. İsyan ve bastırmayla anılan topraklarımızda, silahlı bir yapının kendi iradesiyle silah bırakması nadir bir olgunluktur. Demokratik siyasete inancın bir sonucudur. Bu kararı küçümseyen barışı küçümser. Ama barış tek taraflı yürünmez. Barış karşılıklı adımlarla döşenen bir merdivendir. Her basamak bir öncekinin üzerine kurulur. Şüphesiz, devletin, siyasetin, toplumun ve örgütün atacağı adımlar vardır. Hiçbirimiz bu sorumluluğun dışında değiliz. Farkındayız, hiçbir büyük barış bir günde kurulmadı ama hiçbir kalıcı barış da karşılıklı irade olmadan sağlanamadı. Bu dönemde tıkayan değil yol açan bir iradeye ihtiyacımız var. Şüpheye değil güvene ihtiyacımız var.

Kürtlerin eşit yurttaşlar olarak hukuk içine alınması Cumhuriyetin demokratik kuruluşunun ikinci eşiği olacaktır

Tarihimiz birlikte yaşamanın büyük anlarıyla doludur. 23 Nisan bizim, 29 Ekim bizim. Peki, bizim olanı bizden almaya azmeden 4 Mart kimin? Biz bu vatanı birlikte kurduk, birlikte koruduk. 1071'den bugüne ara ara güncelleyerek sürdürdüğümüz bir akdimiz var. 1920'de bu akdi Meclis’te bir kez daha tazelemeye çalıştık. Ama o akit, 4 Mart 1925'te Takrir-i Sükun ile ağır şekilde zedelendi. Üzerinden yüz yıl geçti. Şimdi zedelenen akdi onarma zamanıdır. Bizim bu topraklarla bağımız daimi ve hasbidir. Bin yıl boyunca ahde vefa gösterdik. Kimse bunun tersini söyleyemez. Malazgirt ortak kadere açılan bir kapıydı. Çanakkale Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın, Laz’ın aynı toprağa birlikte can verdiği bir andı. Selahaddin sadece bir komutan değil adaletin timsaliydi. Eşme Ruhu ise yüz yıllık yaraların hâlâ sarılabileceğini gösteren bir umuttu. Bugün bu ruhları ve tarihsel durakları güncelleme zamanıdır. Malazgirt'in birlik ruhunu, Çanakkale'nin vatan duygusunu, Selahaddin Eyyubi’nin adaletini ve Eşme'nin kucaklaşmasını 23 Nisan'ın halk iradesiyle buluşturmalıyız. Kürtlerin eşit yurttaşlar olarak hukuk içine alınması Cumhuriyetin demokratik kuruluşunun ikinci eşiği olacaktır. Cumhuriyet bu topraklardaki farklılıkları gözeterek 86 milyonun hukukunu korumalıdır. Cumhurun hukuku mahfuz oldukça Cumhuriyet zeval bulmaz.

Barış şimdi ona vurulacak mührü bekliyor; bu kuşak çocuklarına savaşı değil barışı miras bıraksın

Birlikte büyüyenler olarak birlikte kalmaktan yanayız. Şimdi birlikte barış inşa etmenin zamanıdır. Şimdi kardeşliği eşitlik hukuku etrafında örme zamanıdır. Bu, bizim kuşağımıza tarihin yüklediği bir yüktür. Bu yükten kaçanlar çocuklarının yüzüne bakamaz. Bu meclis ikinci yüzyılda barışın meclisi olma potansiyeline sahiptir. Barışa hiç bu kadar yakın olmamıştık. Tarih, savaşa tevessül edenleri değil barışı kuranları yazar. 

Meclis’in huzurunda Sayın Cumhurbaşkanına da seslenmek istiyorum: Sayın Cumhurbaşkanı, Barış ve Demokratik Toplum Sürecinde ortaya koyduğunuz çözüm iradesine büyük kıymet biçiyoruz. Sayın Bahçeli tarihî bir cesaretle Türkiye'nin önünü açtı. Sayın Öcalan, 27 Şubat’ta yaptığı çağrıyla çözümün kapısını sonuna kadar açma iradesi gösterdi. Sayın Özgür Özel, Sayın Babacan, Sayın Arıkan, Sayın Davutoğlu başta olmak üzere muhalefet liderleri ve siyasi aktörler barış sürecinin yanında yer aldı. Sayın Cumhurbaşkanı, barış şimdi ona vurulacak mührü bekliyor ve iktidar olarak sorumluluk sizdedir. Süleyman sizsiniz, mühür sizdedir. Anaların barış duası sizinledir. Millet hazırdır, Türkiye hazırdır, tarih hazırdır. Şimdi barışın tam zamanıdır.

Sayın Başkan ve değerli milletvekilleri, bu meclis barışı kuran meclis olsun ve bu onur nişanesiyle hatırlansın. Bu kuşak, çocuklarına savaşı değil barışı miras bıraksın. 23 Nisan yalnızca bir kuruluşun değil, bir yeniden doğuşun da bayramı olsun. 23 Nisan'ı kutluyor ve hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum.

23 Nisan 2026