Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan, Diyarbakır’da düzenlenen 1 Şubat Dünya Rojava ile Dayanışma Günü yürüyüşüne katıldı. Burada konuşan Bakırhan, şunları söyledi:
Halkların direnişini ve dayanışmasını unuttular
15 yıl önce bugün başta Ortadoğu olmak üzere dünyayı karanlık bir zulüm dalgası almış götürüyordu. Suriye'de, Rojava'da Kürtler, Kürt kadınları, devrimciler dünyanın karşısına pes ettiği bu karanlığa canı pahasına, kanı pahasına bitirerek, Rojava'yı özgürleştirdi. Dünyayı karanlık IŞİD belasından kurtardı. İşte o devrim, o kadın devrimi, o direniş devrimi, o Rojava devrimi Halep'te bastırılmaya çalışıldı. Şexmaksut'ta, Eşrefiye'de, çeteler, rejim güçleri, paramiliter güçler dünyanın ilan ettiği, saygı gösterdiği Rojava devrimini bitirmek istediler. Ama bir şeyi unuttular. Duhok, Zaho'yu, Süleymaniye'yi, Van'ı, Amed'i, Siirt'i, Kars'ı, İzmir'i, oradaki Kürtlerin, halkların direnişini ve dayanışmasını unuttular. Bugün Rojava'da 30 Ocak Antlaşması varsa tam da Süleymaniye'den Duhok'a kadar, Hewler'den Batman'a kadar sizlerin mücadelesi sayesindedir. Bir kez daha sizin bu direnişinizi kutluyorum. Siz olduğunuz için 8 Ocak teslimiyet anlaşması yerine 30 Ocak'ta bir anlaşma imzalandı. Bizler Rojava Devriminin devamcılarıyız.
Hiç kimse Kürtlerle oyun oynamasın
Rojava'daki bu antlaşmayı sonuna kadar takip edeceğiz, izleyeceğiz. Rojava'nın dünyaya armağan ettiği kadın devriminin, halkların kardeşliğini, bu devriminin başarıya ulaşması için dün olduğu gibi bugün de Amed’de on binler ile birlikte takipçisi olacağız. Herkes aklını başına toplasın. Hiç kimse Kürtlerle, özellikle Rojava'daki Kürtlerle oyun oynamasın. Kürtler demokrasi istiyor, eşitlik istiyor. Kürtler hakkını, hukukunu istiyor. HTŞ yönetimi şunu da çok iyi görsün; Kürtler, Suriye'nin demokratik parçası olmak istiyor. Ama hakkıyla, ama kimliğiyle, ama statüsüyle birlikte. Eğer Suriye rejimi 30 Ocak'taki anlaşmaya uyar bunu doğru bir zeminde hayata geçirirse başta Suriye olmak üzere Ortadoğu kazanır. Türkiye kazanır. Hepimiz kazanırız. Oradaki demokratik adımlar buradaki sürecin ilerlemesini sağlar.
Kürtler statüsüz yaşamak istemiyor
Bakın günlerdir meydanlardayız. Kürtler onurlu bir yaşam istiyor. Kürtlerin kimsenin toprağında, malında, canında gözü yok. Ama Kürtler istiyor ki, herkes de onların diline, kimliğine, hakkına ve hukukuna riayet etsin. Kürtler istiyor ki, insanca yaşasın. Dünya insanlık tarihine IŞİD gibi karanlık bir belayı yenerek, adını altın harflerle yazdıran Kürtler, onurluca yaşamak istiyor. Bir 100 yıl daha Süleymaniye, Duhok, Amed, Zaho, metropolde yaşayan Kürtler statüssüz yaşamak istemiyor. Dilsiz yaşamamak, onurluca yaşamak istiyor.
Kürtlerin 100 yıl daha statüsüz kalmasına asla izin vermeyeceğiz
Değerli halkımız, Rojava devrimi öyle basit, üzerinden geçilerek unutulacak bir devrim değil. Devletlerin bile önünden kaçtığı o karanlığa karşı, Kürtler IŞİD’i yenerek dünya insanlık tarihine adını altın harflerle yazdırdılar. Şimdi Dünya Rojava Günü ilan edenlere de sesleniyoruz. Uluslararası demokratik kamuoyuna da sesleniyoruz. Dünyayı beladan kurtaran Kürtlerle Dayanışma Günü'dür. Kürtler dünyayı bir beladan kurtardılar. Siz de Kürtlerle dayanışma içerisinde olmak durumundasınız. Kürtlerin boğdurulmasına, yok edilmesine, 100 yıl daha dilsiz, statüsüz kalmasına asla ve asla izin vermeyeceğiz. Kürtler, 100 yıldır kendilerine biçilen kadere isyan ediyor. 100 yıl daha kimliksiz yaşamak istemiyor. Bunu anlamak gerekiyor. Boş algılarla, boş tartışmalarla ne Türkiye'nin ne Suriye'nin ne de Rojava'nın gündemini meşgul etmeye gerek yok. Dünya insanlık tarihinde, dünya halklar tarihinde özgür, eşit, demokratik bir zeminde yaşayarak, kendimizi bu zeminde yaşatmak istiyoruz.
Sayın Öcalan tezgahları boşa çıkardı
Değerli halkımız, bugünlere gelirken sizin emeğiniz büyük. Ama birkaç teşekkür etmek istiyorum. Rojava'yı, Suriye'yi, Arap ve Kürt çatışmasından kurtaran Sayın Öcalan'a teşekkür etmek İstiyorum. Rojava'da, Kürtlerle Araplar karşı karşıya getirilerek bir iç savaş tezgahı yapıldı. Sayın Öcalan, bu oyunu da boşa çıkardı. Buradan kendilerine selam, saygılar ve teşekkürlerimizi iletiyoruz. Yine Sayın Mesut Barzani'ye de teşekkür etmek istiyorum. Başından beri yapıcı tutumuyla birlikte 30 Ocak Antlaşması'nın oluşması için büyük katkılar sundu. Sayın Neçirvan Barzani’ye de teşekkür ediyorum. Yine silahların yakıldığı günden beri Kürt halkının yanında olan barış ve demokrasi mücadelesini her koşulda destekleyen Sayın Bafıl Talabani'ye de teşekkürlerimizi iletmek istiyorum.
Devrimciler Kürtlerin yalnız olmadığını gösterdi
Buradan tarih yazan Zaho'ya, Hewler ve Süleymaniye'deki halkımıza da bin kez teşekkür ediyoruz. Tarihte ilk defa dört parçadaki Kürtler, bir konuda birlik oldu. Rojava konusunda. Rojava Kürtlerin kırmızı çizgisidir. Rojava'yı savunan, destekleyen başta Kürtler olmak üzere onunla dayanışan devrimcilere de teşekkür etmek istiyoruz. Kürtlerin yalnız olmadığını devrimcilerin, demokratların, dünyadaki kadın mücadelesinin öncülerinin dayanışmasını bir kez daha gördük. Moralinizi bozmayın, algılara kanmayın. Kürtler yalnız değil. 50 milyondur. Biz kendi öz gücümüzle herhangi bir bölgesel ve hegomonik güce dayanmadan emekçilerin, ezilenlerin alınteriyle, canıyla, kanıyla bu günlere geldik. Bugünden sonra da hiç kimse ama hiç kimse 100 yıl daha Kürtleri dilsiz, statüsüz, kimliksiz yaşatamaz. Bizler 100 yıl daha zulüm düzenine evet demeyeceğiz.
Türkiyeli yetkilileri Rojava'da yapıcı rol oynamaya davet ediyoruz
Değerli arkadaşlar, Suriye'de bir anlaşma imzalandı. Takip ediyoruz. Bu anlaşmayı olumlu görüyoruz. En kötü barış, en iyi çatışma ve savaştan iyidir. Türkiyeli yetkilileri de Rojava'da yapıcı rol oynamaya davet ediyoruz. Türkiye’yi yönetenleri de Rojava'da Kürtlerin dilini, kimliğini alması konusunda yapıcı bir tutuma davet ediyoruz. Kürtler, Türkiye'ye tehdit değil. Kürtler 100 yıllardır hiçbir zaman hiçbir halka tehdit olmadı. Bundan sonra da olmayacak. Bugün Amed’de olduğu gibi bizim bu sokaklarda olup direnmemizin tek bir sebebi var. İnkar edildik, reddedildik. Bu inkarın, bu reddin, bu tekçiliğin bitmesi için mücadele ediyoruz. Tekçilik bittiği zaman bizler de demokratik bir zeminde insanca yaşamaya çalışacağız.
Kürtlerin idari statüsü tanınmalıdır
Anlaşmayı takip edeceğiz. Merak etmeyin. Hep birlikte uyanık olacağız. Yeni oyunlara, yeni masa başı kandırmalara hayır diyeceğiz. Demokratik bir şekilde Rojava ile dayanışacağız. Demokratik tepkimizi, bugün burada olduğu gibi ortaya koyacağız. Ama Şara hükümetine, Amed’ten sesleniyorum; Kürtlerin idari statüsü tanınmalıdır. Kürtlerin anadilinde eğitim görmesi önündeki engeller kaldırılmalı, anayasal güvence altına alınmalıdır diyorum. Bu sürecin takipçisi olacağız. Sizlere, bizi bugüne getiren, Rojava'da yaşamını yitiren, bugün masanın kurulmasını emeğiyle, canıyla, kanıyla birlikte bugünü bize sağlayan ama aramızda olmayan dostlara, yoldaşlara da bir kez daha başsağlığı diliyoruz. Onlar bizim kalbimizin en güzel yerinde hep olmaya devam edeceklerdir.
Sıra Türkiye'de Kürtlerin demokratik haklarını ve özgürlüklerini sağlama ve kazanma günüdür
Hiç kimsenin emeği boşa gitmedi. Hiçbir zindanda direnen, ömrünü veren, yıllarca kalan hiçbir arkadaşımızın emeği ve mücadelesi boşa gitmedi. Suriye'de Kürtler bir anlaşma imzaladı. Türkiye'de Barış ve Demokratik Toplum Süreci de devam ediyor. Şimdi Rojava'da bir anlaşma oldu. Sıra Türkiye'de Kürtlerin demokratik haklarını ve özgürlüklerini sağlama ve kazanma günüdür. İnanıyorum ki, dün olduğu gibi bugün olduğu gibi yarın da Amed, partisiyle birlikte, öncüsüyle, önderiyle birlikte Türkiye'de de Kürtlerin Demokratik Toplum ve Barış Süreci’nin başarıya ulaşması için elinden gelen çabayı ortaya koyacaktır.
1 Şubat 2026
