Barış dillerin küllerinden değil, özgürlüğünden doğar

Dil, Kültür ve Sanat Komisyonumuzun 21 Şubat Dünya Anadili Günü dolayısıyla yaptığı açıklama:

Halkların varoluşunun en temel dayanaklarından biri dil özgürlüğüdür. Bu nedenle anadili hakkına yönelik inkâr, asimilasyon ve tasfiye politikalarına karşı mücadele etmek, her şeyden önce insan olmanın vazgeçilmez bir gereğidir. Anadili; halkların hafızası, kimliği ve özgür varoluşunun temelidir. Bu hakkın korunması eşit, özgür ve demokratik bir toplumsal yaşamın vazgeçilmez koşuludur. Anadilinden koparılan bir toplum yalnızca bir dili değil; tarihini, kültürünü, ulusal ve toplumsal hakikatini de kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalır.

Türkiye’de tekçi ve katı merkeziyetçi ulus-devlet anlayışı dün olduğu gibi bugün de halkların dilsel ve kültürel varlığına yönelik inkâr, asimilasyon ve tasfiye politikalarını sürdürmektedir. Kürt halkının tüm toplumsal mücadelesine ve taleplerine rağmen, dilsel ve kültürel varlığına karşı yürütülen politika ve uygulamalar bunun en somut örneğidir.

Türkiye’de inkâr ve asimilasyon politikaları sonucunda birçok kadim dil yok olma sınırına dayanmıştır ve bu tehlike her geçen gün artmaktadır. Ubıhça ve Kapadokya Yunancası tamamen yitirilmiş; Kürtçenin kadim lehçesi Zazaki/Kirmancki, Lazca, Hemşince, Abazaca, Çerkesçe, Süryanice, Pontus Yunancası, Batı Ermenicesi ve Romanca ise ciddi bir yok oluş tehdidiyle karşı karşıyadır.

Demokratik toplum, farklılıkların inkâr edilmediği; aksine özgürce var olduğu bir yaşamdır. Dil özgürlüğü bu yaşamın temel ilkesidir ve anadile dair tüm haklar vazgeçilmezdir. Toplumsal barış, tekçiliğin dayatılmasıyla değil; dillerin, kimliklerin ve kültürlerin eşitlik ve özgürlük temelinde tanınmasıyla mümkündür. Bu nedenle tüm halkların kendi anadilini öğrenme, kullanma, geliştirme ve eğitim dili olarak seçme hakkı güvence altına alınmalıdır. Kamusal yaşam çok dilli ve eşitlikçi bir anlayışla yeniden düzenlenmelidir. Adil bir barış ve demokratik toplum ancak dillerin özgür olduğu bir zeminde inşa edilebilir.

Sayın Abdullah Öcalan başta olmak üzere birçok çevrenin çabalarıyla bugüne taşınan Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Meclis’te yapılacak yasal düzenlemelere ilişkin Kürt halkının ve tüm halkların beklenti ve talepleri nettir: Hiyerarşik, tekçi, dışlayıcı, yasaklayıcı ve asimilasyoncu anlayışlara son verilmeli; üstünlerin hukuku değil, eşitler arası hukuk tesis edilmelidir. Diller arasında üstünlük değil barış, kimlikler arasında tahakküm değil eşitlik sağlanmalıdır. Toplumsal barış için, başta anadilinde eğitim olmak üzere dil hakları güvence altına alınmalı ve yasal statüye kavuşturulmalıdır.

Dillerin özgürlüğünü korumak, toplumun özgürlüğünü ve barışını kurmaktır.

21 Şubat Dünya Anadili Günü vesilesiyle bir kez daha vurguluyoruz: Dil özgürlüğü, demokratik toplumun ve onurlu barışın temelidir. Bu nedenle herkesi anadili mücadelesini yükseltmeye çağırıyoruz.

Tüm Dillere Eşitlik ve Özgürlük!
Anadili Varlığımız, Kimliğimiz ve Onurumuzdur.

DEM Parti Dil, Kültür ve Sanat Komisyonu
21 Şubat 2026

Açıklamanın Kurmancî versiyonu

Kirmanckî versiyonu