Bu çaresizlik hepimizin utancıdır

Engelliler Komisyonu Eş Sözcümüz Hatice Betül Çelebi'nin açıklaması:

Haziran 2026 enflasyon oranına göre, %40-69 engel oranına sahip engellilere ödenen aylıklar 5.103 TL iken 5.793 TL , %70 ve üzeri engel oranına sahip engellilere ödenen aylıklar 7.655 TL iken 8.690 TL olacak şekilde düzenlendi. Evde bakım aylığı ise 15.755 TL olarak belirlendi. Hane geliri asgari ücretin üçte birini geçerse engelli maaşlarının, hane geliri asgari ücretin üçte ikisini geçerse evde bakım maaşının kesildiği bilgisini de düşerek mevcut durumun pürmelalini görelim.

Halihazırda engellilere maaş olarak ödenen oranlar kişinin eşit, bağımsız ve onurlu yaşam hakkını ihlal ederken; ödeme koşullarının hane geliri kıstasına bağlanması, daha en başından kişiyi nesneleştiren, bağımlı ve bağlı kılan sağlamcı politikaları meşrulaştırmaktadır. Erişilebilirliğin meçhule ertelendiği erişilemez kentlerde ve eğitim, istihdam, sağlık, sosyal ve kültürel haklara eşit ulaşım konusunda hiçbir gerçekçi planlamanın hayata geçirilmediği sağlamcılar evreninde engellilerin tüm eşit yurttaşlık hakları gasp edilmiş ve toplumsal dahiliyetleri göz ardı edilmişken; yoksulluk ve yoksunluk engellilere yönlendirilmiş bir şiddet biçimine dönüşmekte, kapanma ve kapatılma normalleştirilmektedir. Engellilerden ve yakınlarından beklenen, bütçeye daha fazla “yük” olmadan, kendilerine verilen lütuflara minnetle evlerinde oturmalarıdır. Devredilemeyen bir hak olarak insanlık onuru, engellilerin ve ailelerinin yaşamlarından aşındırılmakta; kendisi bir görmezden gelme ve yok sayma pratiği olan sağlamcılık ideolojisi, tarifi imkansız bir toplumsal sessizliği de beraberinde getirmektedir.

Maalesef ki çoğu kez sessizliği bozan acı kayıplar olurken, popülist habercilik anlayışının hoyratlığıyla tercih edilen dil, var olan eşitsizlikleri bireysel trajedilere dönüştürmekte; ön plana çıkarılan magazin kültürü de yargısız infazlar ve ezberlerle sağlamcı kültürü pekiştirmektedir. Bu haber dili, bir sonraki kayıpların tetikleyicisi olabilmektedir.

Urla’da bir anne, genç engelli oğluyla aramızdan elim bir şekilde ayrılırken, bir toplu iğnesi kadar ışık göremedikleri karartılmış yaşamlarındaki çaresizliği görmek hepimizin görevidir. Ne üzücüdür ki  muhtemelen sayısız kez üstenci tavsiyelerle mikro saldırganlığın hedefi haline getirilen ve sağlam çocuk doğuramayan yetersiz kadın olarak damgalanan anne, son yolculuğunda da anlaşılamamış, haksız ve hadsizce lince maruz bırakılmıştır. Yine aynı gün bakımevinde hayatını kaybeden Sinan Gündoğdu’yu da büyük bir kederle anarken, Sinan şahsında bakımevlerinde bulunan ismini bilemediğimiz binlerce engellinin onurlu ve güvenli yaşam koşullarını oluşturacak kamusal ve toplumsal dönüşümün gerçekleştirilememiş olması özeleştirimizidir. Sinan’ın uzun zamandır bakımevlerinde yaşadığı sahipsizlik, Urla’da bir annenin kalbinde yıl yıl büyüyen çaresizlik… Hiçbirimiz bu kayıpların sorumluluğundan azade değiliz.

On milyonlarca engelli ailesinin “benden sonra” kaygısına ciddiyetle cevap olamayan hamasi siyasetten engelli yetişkinlere gelecek sağlayamayan organizasyonlarla günü kurtaran merkezi ve yerel pratiklere, engellileri patolojize etmeye devam eden statükocu akademiye; nörotipikleştirmeyi norm sayan eğitimden engellileri inkar eden, yok sayan mimariye; yoksullaştıran bütçeden hakkı lütuf sayan istihdam düzenine; ağdalı sağlamcı kelimelerle sağlamcı külliyata her gün bir kelime ekleyen edebiyatçıdan aydına, gazeteciye; her türlü hukuksuzluğa karşı bir araya gelemeyen sivil toplum örgütlerinden normun kolektif kibrini ve şiddeti içselleştirmiş toplumsal hakikatimize kadar bu kayıpların ahı ve çaresizliğin utancı hepimizindir.

Hatice Betül Çelebi
Engelliler Komisyonu Eş Sözcüsü
14 Ağustos 2026