Çocukların emeğini, yaşamını ve geleceğini sömüren düzene karşı mücadeleyi büyüteceğiz!

Emek Komisyonu Eş Sözcülerimiz Mehmet Bozgeyik ve Sevtap Akdağ'ın açıklaması:

12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Gününde bir kez daha hatırlatıyoruz: Çocuklar işçi değildir. Çocukların işçileştirilmesi kapitalist sömürü düzeninin yarattığı bir sonuçtur.

Dünya genelinde 412 milyon çocuk günde 3 doların altında bir gelirle yaşam mücadelesi verirken, yaklaşık 160 milyon çocuk çalışmak zorunda bırakılmaktadır. Türkiye ise çocuk yoksulluğunun ve çocuk işçiliğinin en yaygın olduğu ülkelerden biri haline gelmiştir.

Bugün milyonlarca çocuk okulda, oyun alanlarında ve özgürce gelişebilecekleri ortamlarda olması gerekirken; tarlalarda, sanayi sitelerinde, tekstil atölyelerinde ve inşaatlarda çalıştırılmaktadır. Resmi veriler yaklaşık 1,5 milyon çocuğun çalıştığını gösterirken; sendikalar ve baroların değerlendirmelerine göre kayıt dışı çalışanlar, mülteci çocuklar ve 15 yaş altı çocuklar da dahil edildiğinde Türkiye’deki fiili çocuk işçi sayısı 3 ila 4 milyondur. Çocukların geleceğinin sermayenin kâr hesaplarına kurban edildiği bu tablo, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda ciddi bir toplumsal adalet ve demokrasi sorunudur.

Türkiye’de çocuk işçiliğini besleyen temel nedenler derinleşen yoksulluk, sosyal koruma mekanizmalarının yetersizliği, kayıt dışı ekonomi ve savaş politikalarıdır. Özellikle savaşlar ve zorunlu göçler, çocukları koruyan tüm mekanizmaları ortadan kaldırmakta; statüsüz bırakılan mülteci çocuklar ucuz ve güvencesiz iş gücü haline getirmektedir.

2025 yılında en az 94 çocuk işçi çalışırken yaşamını yitirmiştir. Bu ölümlerin 31’i tarımda, 27’si sanayide, 20’si hizmet sektöründe ve 16’sı inşaatlarda meydana gelmiştir. Çocuklar yalnızca işyerlerinde değil; çoğu zaman işe giderken kullanılan güvensiz servislerde, traktör kasalarında ve açık kasa araçlarda da yaşamlarını kaybetmektedir.

Çocuk işçiliğinin en yoğun yaşandığı alanların başında mevsimlik tarım işçiliği gelmektedir. Binlerce çocuk aileleriyle birlikte göç etmek zorunda kalmakta, eğitimden kopmakta, pestisitlere maruz kalmakta ve sağlıksız koşullarda yaşamaktadır. Yoksulluk öylesine derinleşmiştir ki birçok aile için çocukların kazancı hane gelirinin önemli bir parçası haline gelmiştir. Yoksulluk anne-babadan çocuğa geçen bir kısır döngü haline gelmiştir.

Bir diğer önemli sorun ise MESEM uygulamalarıdır. Kağıt üzerinde mesleki eğitim olarak sunulan bu sistem, uygulamada çocukları erken yaşta ucuz işgücüne dönüştürmektedir. Çocuklar haftanın büyük bölümünü işyerlerinde geçirirken ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmakta, iş cinayetlerine kurban gitmektedir.

Çocukların işçileştirilmesine karşı etkili mücadele için öncelikle çocukları çalışmaya zorlayan yoksulluk politikalarına son verilmelidir. İşyerlerindeki denetimler artırılmalı, teftiş personeli sayısı güçlendirilmelidir. 4857 Sayılı İş Kanunu’ndaki “çırak”, “stajyer” ve “çocuk işçi” ayrımlarından kaynaklanan boşluklar giderilmeli; ağır ve tehlikeli işlerde çocuk çalıştırılması “ağır çocuk istismarı” olarak değerlendirilmelidir.

DEM Parti Emek Komisyonu olarak; çocukların yaşam hakkının, eğitim hakkının ve geleceğinin sermayenin kâr hırsına kurban edilmesine sessiz kalmayacağız. Çocukların işçileştirilmediği, sömürülmediği, eşit ve özgür bireyler olarak yaşayabildiği bir toplum için mücadelemizi sürdüreceğiz.

Çocukların çalışmak zorunda kalmadığı ve yaşamlarını kaybetmediği bir gelecek ancak barışın egemen olduğu bir dünyada mümkündür. Bu nedenle çocuklar için ekmek, eğitim ve güvenli bir yaşam kadar barışı da savunuyor; savaş politikalarına karşı halkların eşit, demokratik ve onurlu barış mücadelesinin içinde olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz.

Çocukların yeri fabrikalar, atölyeler, tarlalar değil; okullar ve oyun alanlarıdır. Çocuklar işçi değildir. Çocuk emeği sömürüsüne derhal son verilmelidir.

Mehmet Bozgeyik - Sevtap Akdağ
DEM Parti Emek Komisyonu Eş Sözcüleri
12 Haziran 2026