Halklar ve İnançlar Komisyonumuzun açıklaması:
Ağrı Diyadin İlçe Müftülüğünün imamlara, “Türkçe dışında bir dilde hizmet verilmemesi” yönünde talimat verdiğine ilişkin bilgiler, sıradan bir idari uygulama değil; halkın dili, kimliği ve inancıyla kurduğu bağı hedef alan açık bir inkâr anlayışıdır.
Kur’an-ı Kerim’in Rûm Suresinin 22. ayetinde, “Dillerinizin ve renklerinizin farklı olması Allah’ın ayetlerindendir” denilmektedir. Allah’ın ayeti olarak tanımlanan bir dili yasaklamak, yalnızca siyasi bir tercih değil; toplumsal hakikate ve inanç değerlerine aykırı bir tutumdur.
Din, halkların dili ile buluştuğunda anlam kazanır; iktidar politikalarının aracına dönüştürüldüğünde ise birleştiren değil ayrıştıran bir işleve sürüklenir. Bugün ortaya çıkan tablo da tam olarak budur.
Toplumsal barışa katkı sunması gereken dini kurumların, Kürt halkının dili ve kimliği üzerinde baskı kuran uygulamaların taşıyıcısı haline getirilmesi kabul edilemez. İslam’ın temelinde inkâr değil; eşitlik, adalet ve halkların bir arada yaşamı vardır.
Cemaatin büyük çoğunluğunun Kürt olduğu camilerde, insanların anadilinde hutbe verilmesi hem toplumsal hem de inançsal açıdan karşılık bulur. İbadetin dili halkın dilidir. Bu hem insani hem de vicdani bir gerekliliktir.
İnanç; mazlumun yanında durmayı, yasaklara karşı hakikati savunmayı ve halkların onurlu yaşam hakkını esas alır. Bu nedenle dinin, yasakları meşrulaştıran değil; halkların birbirini anlayabildiği, eşit ve özgür yaşamı güçlendiren bir rol üstlenmesi gerekir.
Kürt sorununun demokratik çözümünün ve toplumsal barışın yeniden tartışıldığı böylesi bir dönemde, dini kurumların da ayrıştırıcı değil bir arada yaşamı büyüten bir yaklaşım geliştirmesi hayati önemdedir. Bu ülkenin temel meselelerinin demokratik ve sivil yollarla çözülebileceği açıktır.
DEM Parti olarak, tüm inanç mekanlarında ibadetin anadilinde yapılabilmesini, hutbelerin bu şekilde verilmesini savunuyoruz. Din ve vicdan özgürlüğü ancak bu şekilde geliştirilebilir.
Kürt sorununun çözümü ile Türkiye’nin demokratikleşmesi birbirinden ayrı değildir. Toplumsal barışı büyütmek ve demokratik yaşamı güçlendirmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu nedenle, Diyanet İşleri Başkanlığını ve ilgili müftülükleri, halkların dili ve inancı üzerindeki baskıcı uygulamalardan vazgeçmeye; Diyadin İlçe Müftülüğünü de bu yaklaşımı derhal geri çekmeye çağırıyoruz.
DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu
7 Mayıs 2026
