Eş Genel Başkanlarımız Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile Grup Başkanvekillerimiz Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, CHP Genel Merkezini ziyaret ederek CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve heyetiyle bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşme sonrası Eş Genel Başkanlarımız ve Özel ortak bir açıklama yaptı.
Açıklamada konuşan Bakırhan, şunları söyledi:
Yapıcı davranmaya, kapsayıcı açıklamalar yapmaya hepimizin ihtiyacı var
Sayın Özgür Özel şahsında CHP heyetine teşekkür etmek istiyorum. Sıcak bir karşılamayla iyi bir tartışma yürüttük. Halep saldırısı başladığı günden bugüne kadar yapmış olduğu yapıcı ve sağduyulu açıklamalarını takip ettik. Teşekkür ediyoruz. Bu süreçte sağduyuya, yapıcı davranmaya, kapsayıcı açıklamalar yapmaya hepimizin ihtiyacı var.
Suriye’de ateşe benzinle gidenler var
Suriye’yi konuştuk, bölgeyi konuştuk. Kuzey ve Doğu Suriye’deki gelişmeleri konuştuk. Orada bir insanlık dramı yaşanıyor. Deyim yerindeyse ateşe benzinle gidenler var. Bir de ateşi soğutmaya çalışanlar var. Biz oradaki çatışma ve şiddetin son bulmasını, meselenin diyalogla ve müzakereyle barışçıl bir şekilde çözülmesini istiyoruz. Ama maalesef Türkiye’de bir nefret korosu var ve sabah akşam neredeyse Kürt karşıtı propaganda yapıyorlar. Suriye’de sanki demokratik bir rejim zemini var da Kürtler oyunbozanlık yapıyormuş gibi bu koro, 7/24 Kürt karşıtı bir algı oluşturmaya çalışıyor. Tekrar ediyoruz: Kürtler yaşadıkları ülkelere de komşu ülkelere de hiçbir zaman tehdit olmadı. Bundan sonra da olmayacaklardır. Bu aslında biliniyor ama bu konuda bir ezber var. Bu ezberlerin artık bozulması gerektiğini belirtmek istiyoruz. Kürtlerin yaşadıkları hiçbir ülkenin değerleriyle, bayrağıyla, sembolleriyle bir sorunu yok, olmayacak da. Bu da iyi bilinsin. Bunun üzerinden yıpratmaya dönük oluşturulan algıları da kabul etmiyoruz.
100 yıldır devam eden oyunu, kısır döngüyü kırmak gerekiyor
100 yıldır bölgede çok kirli bir oyun oynanıyor. Aslında bu oyunu bilmeyen yok. Bölgede hakları kabul edilmeyen halklara isyan, ülkelere de onları bastırma zemini bırakılmış. Bu oyun ülkeye kan, savaş ve çatışma getirdi. Artık 100 yıldır devam eden bu oyunu, bu kısır döngüyü kırmak gerekiyor. Bunu kırabileceğimize inanıyoruz. Aslında 27 Şubat'ta Sayın Öcalan'ın yapmış olduğu çağrı tam da bölgede 100 yıldır oynanan bu kısır döngüyü ortadan kaldırmaya dönüktü. Ama maalesef tam bu süreçte Halep’te bir sabotaj gerçekleşti, bir saldırı gerçekleşti. Orada yaşayan Kürtler saldırı altında kaldı. Göç etmek zorunda kaldılar. Bir insanlık dramı yaşandı. İnsanlar yaşamını yitirdi. Birileri istiyor ki halklar sürekli çatışsın ve hegemonik emperyal güçler de bu çatışmalardan rant elde etsin. Ama Kürtler Suriye’de Araplarla çatışmak istemedikleri için, bir halklar arası savaş yaşanmasın diye Halep'i terk etti. Kürtlerin yaşamış olduğu kentlere çekildiler. Büyük bir oyun var. Tehlikeli bir oyun var. Biz DEM Parti olarak bu oyunun farkındayız. Umarım ülkemizi yöneten iktidar da halkları karşı karşıya getiren, hegemonik emperyal güçlerin çıkarına oluşturulan bu oyunu görür. Bu oyunların başarıya ulaşmaması için de üzerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirir.
Başta Kobanî olmak üzere Kürtlerin yaşadığı yerlere insani koridor açılmalı
Suriye bizim için önemli. Ülkemizi de yakından ilgilendiriyor. Suriye'deki rejimin karakteri de çok önemli. Suriye’de rejim selefi mi olacak; kadın, Kürt, Dürzi, Alevi düşmanı mı olacak, yoksa demokratik mi olacak? Bu Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Biz DEM Parti olarak Suriye'de selefi bir mantık yerine demokratik bir zemin oluşmasının; Arapları, Kürtleri, Alevileri, Dürzileri, kadınları kapsayan demokratik bir zeminin oluşmasının mücadelesini yürütüyoruz. Ama Suriye’de bugün sahada ciddi bir insani kriz var. Özellikle Kürtlerin yaşadığı kentler abluka altında. En başta da Kobanî’de ciddi bir abluka var. Elektrik yok, su akmıyor, çocuklar soğuktan yaşamını yitiriyor. Ateşkes olmasına rağmen neredeyse her gün ciddi çatışmalar var. Kürtler kendi kentlerinde olmasına rağmen bir türlü rahat bırakılmıyor. Öncelikle Kobanî başta olmak üzere, Suriye'de Kürtlerin yaşamış olduğu yerlere acil insani koridorların açılması gerekiyor. Türkiye, Mürşitpınar ve Nusaybin Sınır Kapılarını açabilir. Önceki Kobanî kuşatmasında da Mürşitpınar Sınır Kapısı açılmıştı. Oradan geçişlere olanak sağlanmıştı. 25 milyonluk Kürt nüfusuna sahip Türkiye'nin tekrar bu kapıları açmayı önüne koyması gerektiğini, oradaki insanlık dramını giderecek bir pratik içerisinde olması gerektiğini belirtmek istiyorum.
Sorun, silahlarla çatışmalarla değil müzakereyle çözülmeli
Suriye'de ateşkes var ama bir türlü tam olarak ateş kesilmedi. Ateşkesin sürmesi gerekiyor. Sorun, silah ve çatışmayla değil; diyalog ve müzakereyle çözülmeli. Türkiye, Suriye üzerindeki rolünü yapıcı bir şekilde oynamalı. Türkiye sadece HTŞ rejimini değil, oradaki Kürtleri de önceleyen, dikkate alan, onların demokratik hak ve özgürlüklerini gören bir tutum içerisinde olmalıdır. Siz de izlediniz. Kürtlerin, SDG’nin çıktığı bölgelerde IŞİD bayrakları açıldı. Türkiye kamuoyuna şunu söylemek istiyorum: IŞİD sadece Kobanî için bir tehdit değildir; Diyarbakır için de İzmir için de Türkiye'nin dört bir yanında yaşayan insanlarımızın tamamı için de tehdittir. IŞİD'in canlandığı bir zemini iyi okumak, iyi görmek gerekiyor. Kürtler çekilince bir zafer ortaya çıktığını sananlar, orada canlanan, örgütlenen IŞİD belasını da iyi görmelidir.
Sorunların diyalog ve müzakereyle çözülmesi için siyaset rol üstlenmeli
Yine günlerdir kimi medya yayın organları ve siyasetçiler, Kürtleri kıran ve ötekileştiren bir dil kullanıyor. Bu dilin kimseye bir yararı yok. İçinde bulunduğumuz süreç hassas. Bu süreçte Kürtleri de merkezine alan, onların demokratik haklarını da gören barışçıl bir dile ihtiyaç var. DEM Parti olarak biz bu dili kullanmaya devam edeceğiz. Başta medya ve siyasetin kimi aktörleri olmak üzere kırıcı ve ötekileştirici dil kullananların da bundan vazgeçmeleri gerektiğini belirtmek istiyoruz. Bu süreci hep birlikte dayanışmayla atlatacağız. Artık bölgemiz yeterince çatışma, kan, şiddet gördü. Türkiye'de iktidara, siyasi partilere, başta bugün görüştüğümüz CHP’ye, hepimize büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. Başta bölgedekiler olmak üzere sorunların diyalog ve müzakereyle çözülmesi için siyaset de bir rol üstlenmeli. Bu rolü üstleneceğine olan inançla tekrar hepinizi selamlıyorum.
SORU: Hükümet Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin DEM Parti’ye yönelik tepkisi oldu. Söylem bağlamında bundan sonraki süreçte DEM Parti nasıl bir yol haritası üzerinde ilerleyecek?
Biraz önce söyledim. Çok hassas ve çok önemli bir süreçten geçiyoruz. En başta iktidar ve iktidarı yönetenler olmak üzere hepimizin çok dikkatli olması gerekiyor. Çok kapsayıcı, naif bir dil kullanılması gerekiyor. Sürecin de buna ihtiyacı var. Yeterince kırılma var. Bu kırılmayı giderecek olan da hem medyanın hem siyasetin kullandığı dil olacağı için iyi ve temiz bir dili önemsediğimizi belirtmek istiyorum.
27 Ocak 2026
