Eş Genel Başkanlarımız Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile Grup Başkanvekilimiz Sezai Temelli Gelecek Partisi Genel Merkezini ziyaret ederek, Genel Başkan Ahmet Davutoğlu ve heyetiyle bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşme sonrası yapılan ortak açıklamada konuşan Hatimoğulları, şunları söyledi:
Türkiye’de devam eden süreci nasıl ilerletebileceğimizi istişare ettik
Öncelikle bugün bizlere ev sahipliği yapan Gelecek Partisi Genel Başkanı Sayın Ahmet Davutoğlu ve heyetine partimiz adına teşekkürlerimizi sunmak istiyorum. Sizler de biliyorsunuz bir haftadır partiler turu düzenliyoruz. Bütün siyasi partileri ziyaret ediyor, değerli başkanları ve yönetimleriyle hem Suriye’deki hem de Türkiye’deki gelişmeleri istişare ediyoruz. İçinde benim de olduğum geniş bir heyetle beraber Qamişlo’ya gitmiştik. Orada yönetim ve siyasi parti temsilcileriyle çeşitli görüşmelerimiz olmuştu. Sayın Davutoğlu ve heyetiyle bu görüşmenin özetini de paylaştık. Başta Kürt kardeşlerimiz olmak üzere oranın Türkiye’den beklentilerini, Türkiye’deki siyasetten beklentilerini kendileriyle paylaşmış olduk. Ayrıca Türkiye’de devam etmekte olan sürecin hangi aşamaya geldiğini ve nasıl daha da ilerletilebileceğini karşılıklı istişare ettik.
Suriye’de demokratik zeminde entegrasyon sürecinin hızlandırılması beklentimizdir
6 Ocak’ta Halep operasyonu gerçekleşti ve onun akabinde Suriye’de günlerce devam eden çatışmalar oldu. Şimdi son derece önemli bir mutabakata imza atılmış oldu. 30 Ocak Mutabakatı, Şam ve SDG yöneticileri arasında gerçekleşti. Önemli maddeler var bu mutabakatta. Son derece önemli bir anlaşma gerçekleşmiş oldu. Türkiye’deki birçok kesimin de bu konudaki görüşünün böyle olduğunu biliyoruz. DEM Parti olarak, bu mutabakatı olumlu bulduğumuzu ilk andan ifade ettik. Beklentimiz, bu mutabakatın hayata geçmesi ve demokratik zeminde bir entegrasyon sürecinin Suriye’de hızlandırılmasıdır. Bunun sadece Kürt halkı için değil; Suriye’de yaşayan Araplar, Türkmenler, Hıristiyanlar, Aleviler, Dürziler, herkes için son derece ön açıcı ve yapıcı bir rol oynamasını ümit ediyoruz.
30 Ocak Mutabakatının uygulanması için Türkiye olumlu rol oynamalıdır
Bizler, Türkiye'den gücümüz yettiğince bu mutabakatın en sağlıklı şekilde hayata geçmesi için de destek ve dayanışmamızı sonuna kadar sürdüreceğiz. Bunu buradan bir kez daha ifade ediyoruz. Bugün elbette ki atılması gereken bazı somut adımlar, yapılması gereken somut işler var. Bunları da ziyaret ettiğimiz parti başkanlarıyla ve bugün de Sayın Davutoğlu ile detaylı bir şekilde konuştuk. Türkiye'den olumlu yönde büyük bir beklenti var. Bir aydır devam eden gerilim ve çatışma, kalıcı bir Kürt-Arap savaşının derinleşme olasılığı bu anlaşmayla beraber bozulmuştur. Bunun devam etmesi ve kalıcı olması gerekiyor. Türkiye'yi yönetenlerin, başta hükümetin bu anlamıyla son derece önemli adımlar atması, destek sunması önemlidir. Ne yazık ki şöyle bir algı artık oluştu. Bu bir aylık süre içerisinde özellikle hükümet sözcülerinden gelen açıklamalar negatif bir etki yarattı. Bizim şimdi en büyük isteğimiz ve umudumuz bu negatif dilin ve algının artık değişmesi ve 30 Ocak Mutabakatının hayata geçmesi için Türkiye'nin olumlu bir rol oynamasıdır.
Mürşitpınar Sınır Kapısının açılması acil ve hayati bir önem taşıyor
Aynı şekilde garantör ülkelere de bu konuda çok önemli bir rol ve misyon düşmektedir. Yine birçok partiyle yaptığımız görüşmede ifade ettiğimiz üzere insani yardım koridorunun Türkiye'den doğru açılması. Türkiye sınırında, Mürşitpınar tarafında şu anda çok sayıda tırın bekletildiğini hepimiz biliyoruz. Yetkililerle ve partilerin genel başkanlarıyla yaptığımız görüşmelerde, Mürşitpınar Sınır Kapısının açılıp Kobanî'ye insani yardımların ulaştırılmasının ne kadar elzem, acil ve hayati olduğunu söyledik. Burada bir kez daha bunun altını çizmek isterim.
27 Şubat çağrısının hayata geçmesi için her türlü çabanın içerisindeyiz
Türkiye’de bir süreç yürüyor. Bu sürecin kalıcı bir barışla nihayetlenmesi hepimizin beklentisi ve ciddi anlamda umududur. Suriye’deki gelişmeler bu sürecin ne kadar ilerleyip ilerlemeyeceğinin birçok kesim tarafından sorgulanmasına, tartışılmasına sebebiyet verdi. Biz bir kez daha şunun altını çizmek isteriz ki 27 Şubat'ta Sayın Abdullah Öcalan'ın gerçekleştirmiş olduğu Barış ve Demokratik Toplum Çağrısının arkasındayız. Hayata geçmesi için de her türlü çaba ve emek içinde olacağımızın altını bir kez daha çiziyoruz. Suriye'deki sahanın nasıl şekilleneceğine dair beklentiyle komisyon çalışmalarının sürekli ertelenmesini ve komisyonun raporunun sürüncemede bırakılmasını doğru bulmuyoruz. Komisyonun artık bir an önce raporunu Türkiye kamuoyuyla paylaşması ve yasa yapım süreci açısından ihtisas komisyonlarının çalışabileceği bir taslak öneriyi parlamentoya sunması önemli.
Türkiye'nin iç barışını sağlama ve Suriye'nin barışına katkı verme sorumluluğumuz var
Başta Kürt halkı olmak üzere bütün Türkiye'nin beklediği özel yasanın hayata geçmesi çok önemlidir. Bu konuda somut adımlar atılmalıdır. Komisyonun Suriye'deki sahayı bekleyerek içine girdiği sürüncemeden çıkması gerekiyor. Şuna yürekten inanıyoruz. Türkiye'de biz barışı tesis ettikçe bunun Suriye'ye, Suriye'de barış tesis edildikçe de bunun Türkiye'ye pozitif yansımaları olacağı aşikardır. Bugün sınırın öte yanında bir Alevi kardeşimiz katledildiğinde, Hatay'daki, İstanbul'daki Alevi bunu yürekten hissediyor. Bugün Qamişlo'da, Haseke'de, Kobanî'de bir Kürt'ün burnu kanadığında, bunu aynı şekilde Türkiye'deki bütün Kürtler hissetmektedir. Nusaybin yüreğinden hissetmektedir. Bugün Türkmen kardeşlerimizin, Sünni kardeşlerimizin başına bir şey geldiğinde, biz Türkiye'de hepimiz bunun acısını çekiyoruz. Dolayısıyla gerçekten kaderi neredeyse birbirine bağlı olan iki komşuyuz. Sınırın öte yanı, bu yanı diye bir ayırımdan öteyiz; biz akrabayız, biz kardeşiz, soydaşlığımız var. Dolayısıyla hem Türkiye'nin iç barışını sağlama hem Suriye'nin barışına katkı verme gibi bir görev ve sorumluluğumuz var.
Sahadaki gelişmelere bakarak süreç sürüncemede bırakılmamalı, somut adımlar atılmalıdır
Toplumsal barışı elbette hep beraber inşa edebiliriz, yeter ki bazı somut adımlar atılsın. Hiçbir işi sürüncemede bırakmayalım. Sahadaki gelişmelere bakarak taktik adımlar geliştirmekten öte, Türkiye'nin en temel stratejisi "Türkiye'de barış, Suriye'de barış" stratejisi olmalıdır. Uzun yıllara dayalı tarihsel bir sorun olan Kürt sorununun Türkiye'de ve bölgede demokratik zeminde, kardeşlik zemininde çözülmesi stratejisini geliştirmeye ihtiyacımız var. Bu çizgide kaldığımız sürece hem 30 Ocak Mutabakatının hem Türkiye'deki sürecin sağlıklı bir şekilde ilerleyeceğine dair inancımız sonsuzdur. Bu konuda bir kez daha belirtmeliyim ki artık sadece iyi niyet beyanında bulunmanın ötesine geçilmeli; özellikle de iktidar bir icra makamı olarak somut adımlar atmalıdır.
AİHM kararları uygulanmalı, Kobanî ve Gezi tutukluları acilen serbest bırakılmalıdır
Somut adım olarak özetle söyleyecek olursak: Komisyonun raporunu bir an önce açıklaması, üzerinde çalışılacak yasaların tek tek belirlenmesi ve üzerine çalışılmaya başlanması. Silahsızlanma sürecini hızlandıracak olan özel yasanın acilen çıkarılması. Aynı zamanda ısrarla altını çizdiğimiz bir konu var ki yasa ihdası gerektirmeyen bazı somut adımların atılması. Onlar da nedir? Kayyımın geri çekilmesi ve kayyım atanmış bütün yerlerde belediye eşbaşkanlarının, başkanlarının görevlerine iade edilmesi. Aynı şekilde AİHM kararının uygulanması. Değerli Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Kobanî davasındaki bütün tutukluların acilen serbest bırakılması. Gezi tutuklusu olan Osman Kavala, Can Atalayların acil bir şekilde serbest bırakılması. Hasta mahpuslar meselesi var. Bütün bunların hayata geçmesi toplumda büyük bir güven sağlayacaktır. Bu çizgiden devam edilmeli ve bu konuda somut adımlar atılmalıdır diye düşünüyoruz. Ben bir kez daha Sayın Davutoğlu'na son derece verimli görüşmemiz ve istişaremiz için çok teşekkür ediyorum.
3 Şubat 2026
