Eş Genel Başkanlarımızdan Saadet Partisine ziyaret: Siyasi partileri kapsayacak bir komisyon Kürtlerle ve Şam yönetimiyle görüşmelidir

Eş Genel Başkanlarımız Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile Grup Başkanvekillerimiz Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, Saadet Partisi Genel Merkezini ziyaret ederek Genel Başkan Mahmut Arıkan ve heyetiyle bir görüşme gerçekleştirdi. 

Görüşme sonrası ortak açıklama yapıldı. Burada konuşan Bakırhan, şunları söyledi: 

Sayın Mahmut Arıkan şahsında, bizi karşılayan ve ev sahipliği yapan Saadet Partisi ailesine teşekkürlerimi iletiyorum. Çok verimli bir görüşmemiz oldu. Suriye’deki, Rojava bölgesindeki gelişmeleri ve Türkiye’ye yansımalarını konuştuk. Eş Genel Başkanımız Tülay Hatimoğulları’nın Qamişlo ziyareti ve benim bölgede yaptığım çalışmalar sonucu ortaya çıkan izlenimlerimizi aktardık, paylaştık. 

Bizlere düşen, Suriye’nin kapsayıcı bir yaklaşıma sahip olmasını savunmaktır

Öncelikle şunu söylemek isterim. Suriye, yıllardır devam eden tekçi yaklaşımından vazgeçmelidir. Bu tekçilik Suriye’yi 15 yıllık bir iç savaşa getirdi. Büyük kayıplar, kıyımlar, göçler oldu. Neredeyse Suriye’nin her karışına gözyaşı düştü, kan bulaştı. O tekçiliği şimdi tekrar, hem de yeniden inşanın tartışıldığı bir süreçte uygulamak doğru değil, gerçekçi değil, vicdani değil. Suriye renkli bir mozaiğe sahiptir. Dolayısıyla bugünden sonra atılacak her adım Kürt, Alevi, Dürzi, Hıristiyan, orada yaşayan bütün halkları ve inançları kapsayan bir mantıkla atılmalıdır. Ama üzülerek belirtmek istiyorum ki Halep saldırısıyla başlayan, son olarak Kobanî ve Kürtlerin yaşadığı kentlerin sınırına kadar dayanan ve ateşkese rağmen de hala devam eden tek taraflı çatışmalar var. Bunlar bizi kaygılandırıyor. Bunlar bölge halkını, Kürt kardeşlerimizi kaygılandırıyor. Bizler orada Kürtlerin ve Arapların çatıştığı bir çatışma istemiyoruz. Eş Genel Başkanımızın içinde bulunduğu heyetin bütün Kürt zeminiyle yaptığı görüşmelerde Kürtler de bir çatışma istemediklerini belirtti. İç savaştan çıkan ülkenin yeniden inşa edilmesini, demokratik bir zemine kavuşmasını istiyorlar. DEM Parti, Saadet Partisi ve diğer siyasi partilere de düşen, Suriye inşa edilirken Suriye’nin kapsayıcı bir yaklaşıma sahip olmasını savunmaktır. Maalesef o kapsayıcılığı şimdilik göremiyoruz.

Kuşatma altında bulunan bölgelere insani yardım koridorları açılmalıdır

Kobanî kuşatma altındadır. İnsanlar ilaca ulaşamıyor. Bir ilaç krizi var, bir gıda krizi var. Elektrik yok. Hem Suriye içindeki hem dışındaki insanlarla iletişim kurmalarını sağlayan olanaklardan yoksunlar. İnternet kesiliyor. Ateşkese rağmen o kuşatma devam ediyor. Daha önce de söylemiştim. Sanırım ateşkes sadece Kürtlerin ateşi kesmesi olarak anlaşılıyor. Ateşkes karşılıklı silahları durdurup diyalog ve müzakereyle sorunları masaya yatırarak Suriye'nin renkliliğine, mozaiğine uygun sonuçlar ortaya çıkarmak üzerine yapılmalıdır. Bu ateşkes devam etmeli, çatışmalar durmalı. Başta Kobanî olmak üzere kuşatma altında bulunan bölgelere insani yardım koridorları açılmalıdır. 

Bir an önce sınır kapıları açılmalı, ateşkesin uzatılması sağlanmalıdır

Kobanî'nin dört bir tarafı bir kuşatma altındadır. Türkiye sınırı kapalı olunca, Mürşitpınar Kapısı kapalı olunca insanlar gıdaya, ilaca ulaşamıyor. İnsanların ihtiyaçları karşılanamıyor. Onun için çağrımızı yineliyoruz: Türkiye bir an önce Mürşitpınar Sınır Kapısını açmalıdır. Sivil toplum örgütlerinin ve partimizin başlattığı yardımların o kapıdan Kobanililere ulaşması gerekmektedir. Aynı zamanda Kobanî'nin diğer Kürt kentleriyle bağlantısını sağlayacak bir kanal da oluşturulmalıdır. Kobanî orada yalnız başına öyle mi kalacak? Dolayısıyla, bunun için başta iktidar olmak üzere yöneticiler de önlemler almalı, elinden geleni yapmalıdır. Bu konuda büyük bir beklenti de var. İşte günlerdir bölgedeyim. İnsanlar sorguluyor. Bu nasıl kardeşlik? Böyle mi olur kardeşlik? Dünyanın dört bir tarafına yardım konvoyları gönderirken sorun hemen yanı başımızdaki Kürtler olunca niye iktidarımız sessiz? Niye gerekeni yapmıyor? Niye elindeki yetkileri kullanarak kapıyı açmıyor? Suriye üzerinde bu kadar etkisi, yetkisi olan bir devlet niye Kürtlerin böyle bu kaosu, bu insanlık dramını yaşamasına göz yumuyor diyorlar. Dolayısıyla bir an önce bu kapılar açılmalı. Ateşkesin uzatılması sağlanmalı. Başta Kürtler olmak üzere orada yaşayan bütün farklı halkların ve inançların demokratik hak ve hukuklarına kavuşacakları, eşit yurttaş olacakları bir Suriye'nin inşa edilmesine hep birlikte katkı sunmamız gerekiyor. 

Saadet Partisi başından beri çatışmadan uzak bir perspektifle soruna yaklaştı

Sayın Genel Başkan Mahmut Arıkan'ın dün söylediği şeyi çok önemsiyoruz, çok değerlidir. Saadet Partisi zaten başından beri yapıcı, çatışmadan ve gerginlikten uzak bir perspektifle soruna yaklaştı. Teşekkür ediyorum tabanımız adına. Saadet Partisine de yakışan budur. Saadet Partisine yakışan, rahmetli Necmettin Erbakan'ın dediğidir: “Bu coğrafya ne kadar Türklerin ise o kadar da bu coğrafyada yaşayan bütün ırkların, Kürtlerindir de”. Bu perspektifte ötekileştirme yok. Bu perspektifte, “Kürtler ümmetin yetim evladıdır” gibi bir yaklaşım yok. Kapsayıcı bir perspektif var. Saadet Partisi başından beri, rahmetli genel başkanlarının dediği yolda yürüyor. Bu önemlidir, değerlidir. 

Siyasi partileri kapsayacak bir komisyon Kürtlerin yaşadığı kentler ve Şam yönetimiyle görüşmelidir

Sayın Başkanın da söylediği gibi, Meclis’te oluşturulacak, hatta bütün siyasi partileri kapsayacak bir komisyon bizce de başta Kürtlerin yaşadığı kentler olmak üzere Şam yönetimi ile görüşmelidir. Yerinde incelemelidir. Tek taraflı oluşturulan algılarla Suriye hakkında konuşamayız. Bir çözüm yolu bulamayız. Biz katılıyoruz, destekliyoruz. Umarım diğer siyasi partiler de bu konuda yapıcı bir tutum içerisinde olur, Meclis’te üyesi bulunan siyasi partiler üye vererek bir komisyon oluşmasını sağlarlar. Bu süreç, kırılmalara ve güvensizliklere rağmen devam ediyor, devam edecek. Hepimizin bu sürece ihtiyacı var. En başta iktidarın ihtiyacı var. Çatışmasız, kavgasız, şiddetsiz; insanların diyalogla ve müzakereyle tartıştığı, konuştuğu, sorunlarını çözdüğü bir Türkiye’yi hepimiz umut ediyoruz. Bunun devam etmesi için de DEM Parti olarak üzerimize düşen sorumluluğu layıkıyla yerine getirmeye devam edeceğiz.

Hatimoğulları: Görüşme yaptığımız Kürt yetkililer Kürt-Arap çatışması istemediklerini söyledi

SORU 1: DEVA Partisinde, DSG’nin Rakka'dan bir Arap-Kürt çatışmasının olmaması amacıyla çekildiğini söylediniz. Fakat Kürt kamuoyunda da özellikle Demokratik Suriye Güçleri içerisinde bulunan bazı Arap aşiretlerinin DSG’ye adeta ihanet ettiği -bunu tırnak içinde kullanıyorum- algısı var. Böyle bir durumda bundan sonra Suriye'de Kürt-Arap ilişkileri hangi zeminde ilerler?

SORU 2: Bölgeye de gittiniz. Çok fazla insan hakları ihlali var. Biliyorsunuz çekilme sürecinde Rakka'da 6 kişilik bir aile katledilmişti. Bunların dördü çocuktu. Bölgedeki insan hakları ihlali ile ilgili bir raporlama yapılıyor mu? 

Doğrudan PYD ile ve ENKS'nin içinde olduğu çok sayıda Kürdi parti ve yapıyla görüştük. Her kesimle yaptığımız görüşmede özel olarak ifade edilen noktalardan biri şu: Suriye'de tarih boyunca ciddi anlamda bir Kürt-Arap savaşı ve çatışması yaşanmadı. Fakat kimi uluslararası güçler istikrarsız bir Suriye'nin oluşması için bir Kürt-Arap savaşının önünü açmak istediler. O nedenle belli başlı Arap aşiretlerinin bu kesimlerce etkilendiğinin ve örgütlendiğinin zaten hepimiz farkındayız.

Burada şunun altını özellikle çizmek istiyorum, Kuzey ve Doğu Suriye'deki, Suriye'nin tamamındaki Kürtlerdeki algı şu: Bizi sürüklemek istedikleri bir Kürt-Arap savaşına girmeyeceğiz. Çünkü bu 100 yıl boyunca derinleşerek devam edecek bir savaşa sebebiyet verir. Biz demokratik bir Suriye'nin, barışçıl bir Suriye'nin inşa edilmesi için yol alıyoruz, yol almalıyız.

Biz de DEM Parti olarak, hiçbir halkın birbiriyle savaşmasından yana değiliz. Emperyalist güçler, bölgede farklı halkları ve inançları birbiriyle çatıştırarak 200'ü aşkın senedir bir hegemonya kurmuşlardır. Bu hegemonyanın daha fazla ilerlememesi lazım. Ben çok sık ifade etmişimdir. Bir kez daha söylemek isterim. Onlar kendi saraylarında şarap yudumlarken; burada Türk'ün, Kürt'ün, Arap'ın, Laz'ın, Çerkes'in birbiriyle kavga edip çatışmasını istiyor. Sünnilerin, Alevilerin, Şiilerin birbiriyle çatışmasını istiyor ki daha kolay bu bölgeyi yönetebilsin. Daha kolay bu bölgeyi sömürebilsinler. Suriye'deki Kürtlerin, Kürt halkının aktörlerinin, Kürt-Arap savaşının derinleşmemesi için almış oldukları bu karar tarihi önemdedir. Herkes buna büyük bir değer vermelidir. 

Bir Arap'ın Suriye'de ne kadar hakkı varsa bir Kürt'ün de o kadar hakkı olmalıdır

Ne yazık ki şu anda Suriye'de Kürtler yaşadıkları her yerde kuşatma altında. 6 Ocak'ta Halep'te Eşrefiye ve Şeyh Maksut mahallelerinde Kürt halkına yönelik büyük bir katliam gerçekleşti, büyük bir provokasyon gerçekleşti ve bu devam etti. Fırat'ın doğusuna sıçradı. Kobanî ciddi anlamda bir kuşatma altında. Elektriksiz bırakıldı, susuz bırakıldı. SDG Rakka'dan çekildiği an Kobanî'ye Rakka'dan gelen elektrik kesildi. Sular kesildi, internet kesildi. Suriye'de kendilerinden olmayan kesimlere nasıl davranacaklarının göstergesidir bu örnek. O yüzden buradan bizim bir kez daha çağrımız şudur: Suriye'de Kürt çocukları donarak ölmemeli. Suriye'deki Kürt çocuklar katledilmemeli. Susuz bırakılmamalı, aç bırakılmamalı. Suriye'deki Kürtler bu coğrafyanın kadim halkıdır. Bir Arap'ın Suriye'de ne kadar hakkı varsa bir Kürt'ün de o kadar hakkı vardır. Bu böyle bilinmeli. Bizim amacımız gerçekten barışçıl bir demokratik Suriye'nin inşasına buradan katkı vermek, bu dayanışmayı sağlamaktır. Teşekkür ederim.

29 Ocak 2026