Halide Türkoğlu: Barış ve Demokratik Toplum Süreci aynı zamanda emeğin değerinin yeniden kurulması meselesidir

Kadın Meclisi Sözcümüz Halide Türkoğlu ve Eş Genel Başkan Yardımcımız Yüksel Mutlu, KESK’in Ankara’da düzenlediği 3. Kadın Kurultayına katıldı. Burada konuşan Halide Türkoğlu, şunları söyledi: 

KESK’in mücadelesi bize ışık olmaya devam ediyor 

Hepinizi DEM Parti Kadın Meclisi adına sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Öncelikle böylesi anlamlı bir buluşmanın parçası olmaktan duyduğum heyecanı ifade etmek istiyorum. “Mirasımız Direniş, Sözümüz Mücadele” şiarıyla gerçekleştirilen KESK 3. Kadın Kurultayını selamlıyorum. Bu şiarın, yalnızca geçmiş mücadelemizi anlatan bir söz olmadığını biliyoruz. Bu şiar, bize bırakılan direniş mirasını büyüteceğimizin ve mücadelemizi geleceğe taşıyacağımızın iddiasıdır. Çünkü biliyoruz ki bugün sahip olduğumuz hiçbir hak bize bahşedilmedi. KESK’in kuruluşundan itibaren yürüttüğü mücadelesi, bugün binlerce kadın emekçinin emek sömürüsüne karşı yürüttüğü özgürlük ve eşitlik mücadelesinin hattı bizlere ışık olmaya devam ediyor. Eğitim emekçilerinden sağlık emekçilerine, belediye çalışanlarından tarım sektörü çalışanlarına, basın ve haberleşme emekçilerinden büro emekçilerine yaşamın çoklu mücadele alanlarında direnen kadınlar var. Kazandığımız her hak sokakta, işyerinde, sendikalarda, meydanlarda ve yaşamın her alanında verilen büyük mücadelelerin sonucudur. Bu nedenle sözlerime, kadınların özgürlük ve eşitlik mücadelesinde yaşamını yitiren bütün kadın yoldaşlarımızı saygıyla, özlemle ve minnetle anarak başlamak istiyorum.

Emek mücadelesi kadınların özgürlük ve eşitlik mücadelesidir 

Kadınlar açısından mücadele alanlarını büyütmek hiçbir zaman kolay olmadı. Yaşamın her alanında erkek egemenliğinin farklı biçimleriyle karşı karşıya kaldık. Kapitalizmin sömürü çarkıyla değişen yeni emek rejimi, özellikle kadınlar üzerinden sömürü biçimlerini yeniden üretmiştir. Cinsiyetçi iş bölümüyle kadın emeğinin görünmez kılınmasına, değersizleştirilmesine ve bakım emeğinin kadınların omuzlarına yüklenmesine karşı verilen mücadele bizlerin her daim temel mücadele alanı olmuştur. Binlerce kadın, çalıştığı işyerinde sendikal hak talep ettiği için devletin ve sermayenin hedefi olmuştur. Milyonlarca kadın kamusal yaşamın ve güvenceli istihdamın dışındadır, üretimin dışındadır. “Aile Yılı” adı altında hayata geçirilen uygulamaların tamamı bu eşitsizlikleri derinleştirmek üzerinedir. Yıllardır yürüttüğümüz mücadele, bedenimize ve kimliğimize yönelik saldırılara, emeğimizin sömürülmesine karşı yürüttüğümüz mücadeledir. Çünkü bizler şunu çok iyi biliyoruz ki emek mücadelesi kadınların özgürlük mücadelesidir. Emek mücadelesi kadınların eşitlik mücadelesidir. Emek mücadelesi demokrasi mücadelesidir. Bu haklı ve onurlu mücadelenin yürütücüleri olarak bugün gerçekleştirdiğimiz kurultayın tam da anlamı buradadır. Üç gün sürecek olan kurultayda yürütülecek her tartışma, alınacak her karar bizler açısından da siyasetimiz açısından da belirleyici olacaktır. Buradan çıkacak güçlü kararların yalnızca KESK'e değil, bütün kadınların ve emekçilerin mücadelesine güç vereceğine inanıyoruz.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci emeğin değerinin yeniden kurulmasıdır

Bu kurultayın anlamı aynı zamanda hangi süreçte gerçekleştirildiğiyle de özellikle bağlantılıdır. 100 yıllık Kürt sorununun, 50 yıllık çatışmanın çözüme kavuşturulması ve yaşanan acıların son bulması için başlatılan Barış ve Demokratik Toplum Sürecinde gerçekleştiriliyor olması büyük bir kıymete sahiptir. Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin tartışıldığı bugünlerde kadınların mücadelesini bu süreçten ayrı tutamayız. Sayın Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin yalnızca siyasal bir süreç olmadığını biliyoruz. Bu süreç aynı zamanda toplumsal yaşamın demokratikleşmesi, emeğin değerinin yeniden kurulması ve kadınların özgürleşmesi meselesidir. Kadın özgürlük mücadelesi ile demokratik toplum mücadelesini birbirinden ayırmıyoruz. Çünkü savaşın, yoksulluğun ve güvencesizliğin bedelini en ağır biçimde biz kadınlar ödedik. Bu nedenle barış mücadelesi ile emek mücadelesini birbirinden ayırmıyoruz. 10 Ekim Katliamında yaşamını yitiren KESK emekçisi Şirinlerin, Gülbaharların, Meryemlerin, Gülhanların mücadelesi barışın mücadelesidir diyor; bu vesileyle onları bir kez daha saygıyla anıyor ve mücadelelerine bağlılığımızın sözünü yineliyoruz.

Demokratik bir yaşamı kadınlar öncülüğünde inşa edeceğiz

Biz kadınlar artık yalnızca bedel ödeyen değil; barışın, eşitliğin ve demokratik toplumun kurucu öznesi olmak istiyoruz. Kadınların karar mekanizmalarında eşit temsil edildiği; şiddetin, sömürünün, güvencesizliğin olmadığı; barışın ve özgürlüğün hakim olduğu bir yaşamı hep birlikte inşa edeceğimize olan inancımız tamdır. Bu açıdan farklı mücadele alanlarından yükselttiğimiz ortak taleplerimizi bu süreçte en güçlü şekilde sahiplenmeliyiz. Farklı dillerin, kimliklerin ve inançların yok sayılıp ötekileştirilmediği, kadına yönelik şiddet ve katliamların durduğu, kayyım rejiminin son bulduğu demokratik bir yaşamı kadınlar öncülüğünde hep birlikte inşa edeceğiz.

Emeği örgütlemek hepimizin sorumluluğudur 

Barışı haykırdıkları ve barış mücadelesini yükselttikleri için KHK zulmüyle karşı karşıya bırakılan ve buna rağmen haklarından, hayatlarından, kalıcı barıştaki ısrarlarından vazgeçmeyen kadınları bir kez daha selamlıyoruz. KHK’lilerin haklarının iade edilmesi, siyasi tutsakların serbest bırakılması, doğa talanının son bulması ve örgütlenme özgürlüğünün suç olmaktan çıkarılması hepimizin ortak talebidir. Bizler sendikada da siyasette de fabrikada da sokakta da bu ortak talepleri hep birlikte yükselttik. Barış ve Demokratik Toplum Sürecini örgütlemek, bu sürecin inşasında yer almak ve yeni dönemin ruhuna denk bir emek örgütlemesi yapmak hepimizin sorumluluğundadır. Bu sorumluluğu hep birlikte üstlenerek Barış ve Demokratik Toplum Sürecini öreceğimize olan inancımızla kurultayınızı bir kez daha selamlıyor, başarılar diliyorum. Yaşasın Kadın Dayanışması! Jin Jiyan Azadî!

4 Eylül 2026