Kadın Meclis Sözcümüz Halide Türkoğlu, Milletvekilimiz Adalet Kaya, Engelliler Komisyonu Eş Sözcümüz Hatice Betül Çelebi ve Kadın Meclisimiz Diyarbakır’da gerçekleştirilen “Sağır ve CODA Kadınlar da Vardır” kadın buluşmasına katıldı. Burada konuşan Türkoğlu, şunları söyledi:
Bugün çok kıymetli bir buluşma için buradayız. Kadının dilinin, kimliğinin, emeğinin, varlığının inkarına karşı “Vardık, Varız, Var Olacağız” diyerek erkek egemen sisteme, sağlamcılık ideolojisine karşı özgür ve eşit yaşamda ısrar eden Sağır ve CODA (Sağır Ebeveynlerin Çocukları) kadınlarla bir aradayız. Barışın inşasını, sağlamcılık ideolojisine karşı ortak mücadelemizin yol ve yöntemlerini hep birlikte konuşacağımız, çözüm önerileriyle mücadele hattımızı güçlendireceğimiz “Sağır ve CODA Kadınlar da Vardır” buluşmamıza hepiniz hoş geldiniz.
Sayın Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısının ardından, toplumun birçok farklı kesimleriyle bir araya geliyoruz ve kadınlar olarak bu buluşmaları gerçekleştiriyoruz. Her buluşmada savaşın yaşamlarımızda yarattığı yıkımı, eşitsizlikleri ve derinleşen ayrımcılığı konuştuk. Barışın biz kadınlar için ne ifade ettiğini; bu gerçeklikleri yaşayan, gören ve hisseden bir yerde tartışmalarımızı yürüttük. Barış ve Demokratik Toplum Çağrısının kadınlar açısından anlamını, bu çağrının etrafında büyüyen her dayanışma halkasının barışa nasıl kapı aralayacağını birlikte tartıştık. Mahallelerden fabrikalara, evlerden sokaklara, Meclis’ten yaşamın her alanına kadar bu çağrının gereğini yerine getirme sorumluluğuyla hareket etmeye devam ediyoruz. Daha önce Ankara’da gerçekleştirdiğimiz buluşmanın ardından bugün de Amed’de sağır ve CODA kadınlarla yine bir aradayız. Bu buluşma bizlere büyük bir umut ve güç verirken aynı zamanda önemli sorumluluklar da yüklemektedir.
Yaşamın bütün alanlarına eşit ve özgür biçimde ulaşabilmektir barış
Çünkü bu ülkede Kürt olmanın da kadın olmanın da ağır bedelleri vardır. Söz konusu engellilik olduğunda ise bu bedeller katlanarak artmaktadır. Mayasında cinsiyetçilik, tekçilik ve militarizm bulunan erkek egemen sistemler; aynı zamanda sağlamcı ideoloji üzerinden kendisini yeniden üretmekte ve tahkim etmektedir. Yaklaşık elli yıllık çatışmalı sürecin ardından iki yıldır bu topraklarda yeniden barış konuşuluyor. Kürt sorununun demokratik çözümü için yapılması gerekenler tartışılıyor. Bizler de ilk günden itibaren adil ve onurlu bir barış için yapılması gerekenleri açıkça ifade ettik. Çünkü biz biliyoruz ki barış yalnızca silahların susması değildir. Barış; ayrımcılığın, eşitsizliklerin ve dışlanmanın ortadan kaldırılmasıdır. Herkesin eşit, özgür, adil ve erişilebilir bir yaşama kavuşabilmesidir. Sağlıktan eğitime, sanattan kültüre, istihdamdan siyasete kadar yaşamın bütün alanlarına eşit ve özgür biçimde ulaşabilmektir barış. Bu açıdan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı çok büyük bir öneme sahiptir. Çünkü bu çağrı; herkesin kendi sözünü kurabildiği, üretimde ve toplumsal yaşamda eşit yer alabildiği bir yaşamın çağrısıdır. Normun dışında kalmanın patoloji olarak etiketlenmediği ve dışlanmadığı bir yaşamın çağrısıdır.
Sağlıktan eğitime kadar birçok alanda uygulanan politikalar sağlamcı anlayışla yürütülmektedir
Demokratik toplum; engelli yurttaşların özgür bireyler olarak var olabildiği, kendi sözünü kurduğu ve karar mekanizmalarında eşit biçimde yer alabildiği toplumun kendisidir. Ancak bugün ülkede yürütülen engellilik politikaları eşit ve özgür yaşamı kurma hedefiyle değil; sağlamcı anlayışı derinleştirme yaklaşımıyla şekillenmektedir. Hâlâ resmi olarak açıklanmış bir engelli verisi bulunmamaktadır. Bakım hizmeti olarak adlandırılan desteklerin kavramsallaştırılmasının kendisinin bir etiketleme olması bir yana bu hizmete erişemeyen kaç kişinin olduğu dahi bilinmemektedir. Var olan “ulusal engelli veri sistemi” ise yalnızca sağlık raporu başvuruları üzerinden oluşturulmaktadır. İşte engellilere yönelik resmi yaklaşımın özeti budur. Sağlıktan eğitime kadar birçok alanda uygulanan politikalar da yine aynı sağlamcı anlayışla yürütülmektedir.
Erişilebilir bir yaşam için ortak mücadele hattını büyütmeliyiz
Ayrımcılığa ve eşitsizliklere karşı mücadele etmek; nerede bir haksızlık varsa orada yükselen direnişi sahiplenmek bizim mücadele geleneğimizdir. Bugün sağlamcı ideolojiyle inşa edilen kentlere, binalara, sokaklara ve kamusal alanlara karşı erişilebilir yaşamı savunmak hepimizin sorumluluğudur. DEM Parti ve DEM Parti Kadın Meclisi olarak bu konuda eksiklerimizin farkındayız. Engelliler Komisyonumuz yeni paradigma ile birlikte siyasi alanda öncü olan politik bir perspektifi ile ilk olarak açığa çıkarmıştır. Ancak biliyoruz ki yalnızca dilde değil, yaşamın kendisinde de dönüşüm yaratacak çok yolumuz var. Bu nedenle erişilebilir bir yaşam için ortak mücadele hattını büyütmek, büyük bir önem taşıyor. Çünkü biz çok iyi biliyoruz ki engellilik meselesi aynı zamanda bir kadın meselesidir.
Sorunumuz engellilik ile değil, sorunumuz normallikledir
Bugün engelli olduğu için dışlanan, yok sayılan, toplumsal yaşamdan koparılan milyonlarca kadın vardır. Görmediği ya da duymadığı için eğitim yaşamında ayrımcılığa maruz kalan binlerce kız çocuğu vardır. Ve tüm bu ayrımcılıklarla mücadele eden anneleri vardır. İşte bu yüzden engellilik meselesi aynı zamanda bir kadın meselesidir. Bugün sağır ve CODA kadınlarla gerçekleştirdiğimiz bu buluşma da bu açıdan son derece kıymetlidir. Bu buluşma; eşit, özgür ve ayrımcılığın olmadığı bir yaşamı birlikte kurma iradesinin açığa çıktığı güçlü bir buluşmadır. Engelli Komisyonu Sözcümüz Hatice Betül Çelebi’nin sık sık hatırlattığı bir söz var. Ben de bugün buradan bir kez daha tekrar etmek istiyorum: “Sorunumuz engellilik ile değil, sorunumuz normallikledir.” Bu normali meşrulaştıran ise sistemin kendisidir. Bu sistemi değiştirecek irade de inanç da bu salonda toplanan arkadaşlardadır. Demokratik toplumu büyüten, milyonlarca insanı ortak mücadelede buluşturan güç de buradadır.
Engelli kadınların örgütlenme ve karar alma süreçlerine doğrudan katılımı için mücadeleden vazgeçmeyeceğiz
Söylenecek çok söz var. Ancak bugün asıl sözü kuracak olan bu salonun ortak iradesidir. Bu nedenle konuşmamı birkaç temel vurgu ile bitirmek istiyorum. Savaşın yarattığı ağır yıkım karşısında Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı; dayanışmayı ve ortak mücadeleyi büyütmek açısından güçlü bir zemin yaratmıştır. Bugün bu zeminin bir parçası olarak sağır ve CODA kadınlarla bir aradayız. Her mücadele alanından yükselen talepler; demokrasiden, eşitlikten ve özgürlükten yana olan herkesin, en çok da biz kadınların ortak talebidir. İşaret dilinin tüm kamusal alanlarda zorunlu hale getirilmesi için; eğitime, istihdama ve kamusal hizmetlere erişimin önündeki engellerin kaldırılması için, engelli kadınların örgütlenme ve karar alma süreçlerine doğrudan katılımı için mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Adil ve onurlu barış mücadelemizi büyüterek, barışı toplumsallaştırarak bunu yapacağız. Kadına yönelik şiddete karşı mücadeleyi yükselterek; haklarımızı, kazanımlarımızı ve yaşamlarımızı savunmaya devam edeceğiz. Birbirimizin yaşamına dokunarak, temas ederek, ortak mücadele alanlarımızı büyüterek örgütlülüğümüzü güçlendireceğiz. Çünkü erişilebilirlik bir lütuf değil, en temel haktır. Bu inanç ve kararlılıkla hepinizi selamlıyor; yaşasın kadın mücadelemiz, Jin Jiyan Azadî diyorum.
31 Mayıs 2026
