Kadın Meclisimiz, Engelli Komisyonumuz, Bismil Belediyesi Kadın Politikaları Müdürlüğü ile Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Birimi Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde “Engelli Kadınlar da Vardır" şiarıyla kadınlarla bir araya geldi.
Buluşmaya Kadın Meclisi Sözcümüz Halide Türkoğlu, Engelliler Komisyonu Eş Sözcüsü Hatice Betül Çelebi ve birçok kadın katıldı. Burada konuşan Türkoğlu şunları söyledi:
Hayatlarımızı inkara götüren sağlamcılık ideolojisi var
DEM Parti Kadın Meclisi olarak “Engelli Kadınlar da Vardır” şiarıyla engelli dördüncü buluşmamız. Her buluşamamızla birlikte yeni şeyler öğrenmeye başladık. Her buluşmamızla birlikte bu yaşamda engellerin aslında hayatlarımıza nasıl değdiği, nasıl birbirimize dokunabildiğimizi de hep birlikte gördük. Bizler DEM Parti Kadın Meclisi olarak kadın mücadelesinin çoklu yönlerini hep birlikte ele alıyoruz. Biz kadınlar Kürtüz, Aleviyiz, engelliyiz, yoksuluz, emek sömürüsüne maruz alıyoruz. Yönetmek istiyoruz ama yönetimlere dahil olmuyoruz. Karar vermek istiyoruz ama kararlarımızı hayata geçirmekte zorlanıyoruz. Çünkü biz kadınları hala irade olarak görme istemeyen bir zihniyeti var. Ve biz kadınlara hala makul olmayı dayatan, bedenlerimiz üzerinde karar sahibi olan bir erkek egemen zihniyeti var. Ve aynı şekilde hayatlarımızı hem sömürüye hem de inkâra doğru götüren bir sağlamcılık ideolojisi var.
Kadınların onurlu bir yaşam sürdürebileceğinin mücadelesini hep birlikte konuşuyoruz
Bugün burada kadın buluşmamız, engelli kadın buluşmamız ya da ailesinde, hanesinde, engelli yakınına, engelli çocuğuna, engelli eşine, engelli kardeşlerine bakmakla yükümlü olan kadınların yan yana geldiği bir programdayız. Ve burada hem taleplerimizi hem çözümlerimizi hep birlikte konuşacağız. Ancak şunu öncelikle ifade etmek istiyorum. Engelli kadınlar adına değil, engelli kadınlarla birlikte konuşmak istiyoruz. Onlar için karar vermek değil, karar süreçlerinde birlikte yer almak için aslında birlikte bu mücadeleyi büyütmek istiyoruz. Tüm kadınların eşit, özgür ve onurlu bir yaşamı hak ettiğini ve onurlu bir yaşamı sürdürebileceğinin mücadelesini hep birlikte konuşuyoruz.
Gerçek eşitlik farklılıklarımızı tanımakla, deneyimlerimizi ortaklaştırmakla mümkündür
Tam da barış ve demokratik toplum sürecinde tam da bu süreçte engelli kadınlar vardır diyoruz. Amed'in her ilçesinin hikayesi zulme, ayrımcılığa, eşitliklere karşı mücadelenin de tarihini barındırıyor. Çünkü her bir ilçemiz hem direnişin ve aynı zamanda barışın, özgürlüğün, eşitliğin tahayyülünün mücadele mücadelesini verdi ve vermeye devam ediyor. Bu mücadeleye öncülük eden de yine kadınlardır. Ancak dilimize, kimliğimize, varlığımıza yönelik inkar ve baskılarla karşı mücadele ederken kadın kimliğimiz nedeniyle yaşadığımız eşitsizlikleri, engelli olduğumuz için maruz kaldığımız ayrımcılığı, ötekileştirme politikalarına karşı verdiğimiz mücadele de bu mücadelenin tarihidir, hikayesidir, geleceğidir. Birbirimize dokunamadığımız, birbirimizin deneyimlerine yeterince temas edemediğimiz alanları da görmek, bu eksiklikleri gidermenin yollarını birlikte aramak hepimizin sorumluluğundadır. Çünkü gerçek eşitlik birbirimizin farklılıklarını tanımakla, deneyimlerimizi ortaklaştırmakla ve hiçbir kadını geride bırakmamakla dayanışmayı büyütmekle mümkündür.
Yaşadığımız sorunlar farklı olsa da bizleri buluşturan ortak nokta kadın kimliğimizdir
Barış ve demokratik toplum sürecini de ancak bütün farklılıklarımızla eşit ve özgür, özgür ve onurlu bir yaşamı birlikte kurarak anlamlı bir hale getirebiliriz. Her birimizin kendi bulunduğu alanlarda yaşadığı sorunlar farklı olsa da bizleri buluşturan ortak nokta kadın kimliğimizdir. Kadın olmanın bu ülkede neye tekabül ettiğini hepimiz çok iyi biliyor ve yaşıyoruz. Ancak bu ülkede hem Kürt, hem kadın, hem de engelli olmak, ayrımcılığı ve eşitsizliği kat be kat daha derinden yaşamak demektir. Nitekim bugün sizler kendi yaşam deneyimlerinizden hareketle bu eşitsizlikleri ve buna karşı geliştirilen mücadele biçimlerini en güçlü şekilde ortaya koyanlarsınız.
Birbirimizin yaşadıklarını anlamak ve çözüm yollarını birlikte üretmek zorundayız
Bir yandan devlet politikaların yaşamlarımızda yarattığı eşitsizliklerle mücadele ederken diğer yandan kendi mücadele alanlarımızı nasıl büyütebileceğimizi, birbirimizin deneyimlerinden nasıl öğreneceğimizi ve aramızdaki dayanışmayı nasıl güçlendireceğimizi konuşmalıyız. Çünkü birbirimizin yaşadıklarını anlamak, görmediğimiz sorunları görünür kılmak ve çözüm yollarını birlikte üretmek zorundayız. Bir buluşmada engelli bakım hizmeti veren ve bir kadın yoldaşımız şunu söylemişti. “Engelli bir çocuğunuz varsa ve onun engelli olduğunu öğrendiğinizde gemiyi ilk terk eden Babalar oluyor”. Yani erkekler oluyor. Bu söz aynı zamanda bu ülkede engelli kadının doğduğu andan itibaren erkek egemen zihniyetin tüm kodlarıyla tüm yaşamımıza nasıl sirayet ettiğini göstermektedir.
Engelli kadınların yaşadığı sorunların temelinde sağlamcı ideoloji vardır
Engelli kadın olmak şiddetin hedefi olmaktır. İstismarın hedefi olmaktır. Ve bunları tüm detaylarıyla birlikte konuşacağımızı da belirtmek isterim. Ancak ben özellikle bu konuda bir birkaç şeye vurgu yapmak isterim. Evet, engelli kadınların yaşadığı sorunların, eşitsizliklerin ve ayrımcılıkların temelinde erkek egemen zihniyet ve sağlamcı ideoloji vardır. Bu kodlara karşı mücadele eden siyasetçi kadınlar olarak bu ülkenin siyasetinin bu noktada kapsayıcı tek bir politikasının olmadığını özellikle söylemek istiyorum.
Engellilere yönelik hizmetler lütuf değil; devletin ve yerel yönetimin sorumluluğundadır
Evet, bu iktidarın bir engelli bakım hizmeti veren bir politikası var. Ancak bu politika bu hizmeti kadınlar üzerinden tanımlamaktadır. Bu hizmeti veren kadına ödediği en yüksek miktar ise 15.000 küsur. 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 17.000'in üzerindeyken bu veriyle bunu karşılaştırırsak aslında bu iktidarın engelliye de engelli bakımı hizmeti veren kadına da yaklaşımını göstermektedir. Engellilere yönelik hizmetlerin bir lütuf olmadığını çok iyi biliyoruz. Eğitimden sağlığa, istihdamdan sosyal yaşama, ulaşıma siyasete kadar her alanda karşılaşılan sorunları gidermek devletin ve yerel yönetimin sorumluluğundadır. Ancak engelli bireyleri hak sahibi özneler olarak görmek, ihtiyaçlarını ve taleplerini esas almak yerine sunulan hizmetleri bir propaganda aracına dönüştüren bir anlayış var bu ülkede.
İktidarın sağlamcı politikalarına karşı hep birlikte mücadele edeceğiz
DEM Parti olarak da biz bunu teşhir ediyoruz ve en etkin politikanın yine engelli kadınlarla, engelli bireylerle birlikte üretileceğini inanıyoruz. Biliyoruz ki birkaç hizmeti hayata geçirmiş olmak engelli bireylerin yaşamının her alanında eşit ve bağımsız biçimde katılabilmesini sağlamaktan ibaret değildir. Evet, siyasi iktidarın sağlamcı politikalarına karşı hep birlikte mücadele edeceğiz. Ancak kendi yaşam alanlarımızda da mücadeleyi en güçlü şekilde vermek zorundayız. Bismil Belediyesi'nin bu konuda uyaracak engellilik meselesinde politika üretmesinde zorlayıcı olacağız ve bu bizim temel hakkımızdır diyeceğiz. Yerel demokrasi dediğimiz şey de tam olarak budur. Köyün, mahallenin, ilçenin yönetim mekanizmasında söz ve karar sahibi olanlar olarak bu işin öznesi olarak hareket edeceğiz.
Haklarımızı mücadele ederek kazanabilir, kazanımlarımızı örgütlü dayanışmamızla ortaya koyabiliriz
Barış ve demokratik toplum çağrısının gereği de budur. Değerli arkadaşlar, ben konuşmamı bitirmeden önce şunu vurgulamak istiyorum. Söz konusu kadınlar olduğunda hiçbir hak Bize tepside sunulmuyor. Bugün sahip olduğumuz her hakkın ardında yıllarca verilen mücadeleler var. Ödenen bedeller var. Büyük direnişler var. Engelli kadınların yaşadığı hak ihlallerinin, eşitsizliklerin ve ayrımcılıkların da kendiliğinden ortadan kalkmayacağı ortadadır. Bunun için mücadele etmek, dayanışmayı büyütmek ve ortak taleplerimiz etrafında birleşmek zorundayız. Yıllardır bulunduğumuz her mücadele alanında ortaya koyduğumuz direniş bunun en güçlü şahididir. Şimdi de engelli kadınların eşit, özgür ve erişebilir bir yaşam hakkı için mücadelemizi büyütmek, birbirimizin sesine ses, direnişine güç olmak zorundayız. Çünkü biliyoruz ki haklarımızı ancak birlikte mücadele ederek kazanabilir. Kazanımlarımızı da ancak örgütlü dayanışmamızla ortaya koyabiliriz. Ben bu inanç ve kararlılıkla hepiniz tekrardan selamlıyorum. Jin Jiyan Azadî.
27 Ekim 2026
