Halide Türkoğlu: Kadınların özgürlük mücadelesi bu ülkede demokrasinin kurucu gücüdür

Kadın Meclisi Sözcümüz Halide Türkoğlu'nun Bianet'e verdiği röportaj:

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti ) Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, kadın hareketine yönelik baskılardan kadın özgürlükçü yerel yönetim modeline, barış sürecinden cezaevindeki kadın siyasetçilere kadar birçok başlıkta bianet’e konuştu. 

Türkoğlu, kadınların eşitlik, özgürlük ve barış mücadelesinin Türkiye’nin demokratikleşme sürecinin temel unsurlarından biri olduğunu söyledi.

"Örgütlü mücadele hedef alınıyor"

Kadın hareketine yönelik gözaltı, tutuklama, yasaklama ve engelleme politikalarına ilişkin konuşan Türkoğlu, bu uygulamaların kadınların örgütlü mücadelesini hedef aldığını söyledi. 

“İktidarın kadın hareketine yönelik saldırıları kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesine yöneliktir” diyen Türkoğlu, “İtiraz eden ve bulunduğu her yerde iktidarın politikalarına biat etmeyen kadınlar her daim bu saldırıların hedefi olmuştur” ifadelerini kullandı.

Kadınlara yönelik politikaların belirli bir kadınlık anlayışı üzerinden şekillendirildiğini belirten Türkoğlu, “AKP’nin ideolojik ve politik anlamda inşa etmeye çalıştığı kadınlık inşası hiçbir zaman kabul görmedi. Bu yüzden kadın hareketini baskı altına alarak zayıflatmak ve karşısında çok da örgütlü bir güç bırakmamak niyetindedir” dedi.

Türkoğlu, kadınların itirazlarının görünürlüğünün azaltılmaya çalışıldığını belirterek, “Kadınların sözlerinin ulaşmasını engelleyerek her türlü hukuksuzluğu hayata geçiriyorlar” diye konuştu.

“Aile söylemiyle kadınların hakları hedef alınıyor”

“Aileyi koruma” söyleminin kadınların özgürlük alanlarını daraltan bir politik çerçeveye dönüştüğünü ifade eden Türkoğlu, eşitlik tartışmasının aile politikaları üzerinden yeniden şekillendirildiğini söyledi.

Türkoğlu, “Kadın-erkek eşitliğini kabul etmeyen iktidar, aile politikaları ile bu eşitsizliği daha da derinleştirmek istemektedir. Eşitliği inkâr ettiğinizde demokrasiyi de inkâr edersiniz” dedi.

Kadınların kazanılmış haklarının aile kavramı üzerinden tartışmaya açıldığını belirten Türkoğlu, “Kadını görünmez kılma, kazanılmış kadın haklarını ailenin bekası için tehdit olarak sunma siyaseten yapmak istedikleri” ifadelerini kullandı.

Kadın mücadelesinin marjinalleştirilmeye çalışıldığını söyleyen Türkoğlu, “Kadın özgürlüğünü ve mücadelesini marjinal veya terörize ederek, aileyi kutsallaştırma üzerinden sinsi bir siyaset yürütülüyor” dedi.

“Kadın özgürlükçü model yerelden siyaseti dönüştürüyor”

Yerel yönetimlerde kadınların karar mekanizmalarında yer almasının önemine dikkat çeken Türkoğlu, kadın özgürlükçü yerel modelin kadınların yaşamın her alanında söz sahibi olmasını amaçladığını söyledi.

“Kadınların hem karar mekanizmalarında eşit yer aldığı hem de ekonomik, kültürel, sosyal, şiddetle mücadele alanında ve siyasette yerel yönetimlerde var olduğu modelin adıdır” diyen Türkoğlu, eşbaşkanlık sisteminin demokratikleşme anlayışının bir parçası olduğunu belirtti.

Kadın meclisleri ve kadın birimlerinin yerel siyasette önemli mekanizmalar olduğunu ifade eden Türkoğlu, “Yerel yönetimlerdeki kadın meclisleri, kadın birimleri, şiddetle mücadele ve eğitim-ekonomi birimleri mahalle meclisleri ile birlikte kadın örgütlenmesini büyüten mekanizmalardır” dedi.

“Sahici bir demokrasi kadın mücadelesi olmadan kurulamaz”

Kadın mücadelesi ile demokratikleşme sürecinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirten Türkoğlu, kadınların toplumsal dönüşümde belirleyici bir rol üstlendiğini söyledi.

“Kadın mücadelesi gündelik yaşamdan siyasete kadar dönüştüren bir mücadeledir. Sahici bir demokrasi kadın mücadelesi olmadan var olamaz” ifadelerini kullanan Türkoğlu, kadınların hakikat, hafıza ve gelecek tahayyülünün yeni bir yaşam fikrini ortaya koyduğunu belirtti.

Kayyım uygulamalarına da değinen Türkoğlu, “Kayyım kadın iradesini ve sistemini yok saymaksa demokratikleşme süreçlerinde kadınların yerel örgütlenmeleri kadınlar için bir sistem inşası olabilmektedir” dedi.

“Kadınların görünürlüğü arttıkça şiddet de yükseliyor”

Kadınların hayatın her alanında daha fazla yer aldığını ancak buna karşı erkek egemen şiddetin de arttığını ifade eden Türkoğlu, şiddetin toplumsal ve siyasal yapıyla bağlantılı olduğunu söyledi.

Türkoğlu, “Kadınlar varlık, özgürlük ve eşitlik mücadelesiyle her alandalar. Ancak erkek egemenliği kadını kabul eden değil, ona kendi iktidarının makul sınırları içinde ifade ve yaşam biçimini dayatan bir anlayıştır” dedi.

Kadınların eşitlik talebine yönelik baskıların şiddeti artırdığını belirten Türkoğlu, “Sistemin krizleri kadına şiddet olarak dönerken kadınların isyanı da her geçen gün büyümektedir” ifadelerini kullandı.

“Kadın hareketinin temel talebi: Eşitlik, özgürlük, barış”

Türkiye’de kadın hareketinin üç temel talebinin eşitlik, özgürlük ve barış olduğunu belirten Türkoğlu, bu kavramların birbirinden ayrılmaz olduğunu söyledi.

“Eşitliğin olmadığı yerde şiddet vardır” diyen Türkoğlu, özgürlüğün kadınların kimliği, emeği ve bedeni üzerinde söz sahibi olması anlamına geldiğini belirtti.

Barış olmadan farklılıkların ve kimliklerin güvence altında olamayacağını belirten Türkoğlu, “Savaş ve militarizm inkâr sistemini inşa eder ve nihai hedef yok etmektir” dedi.

“Kadınların yan yana gelişi büyük bir güç yaratıyor”

“Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi”nin Dersim ziyaretini değerlendiren Türkoğlu, kadın hareketlerinin ortak mücadelesinin güçlü bir deneyim oluşturduğunu söyledi.

“Türkiye ve Kürt kadın hareketinin barış mücadelesi, eşitlik ve özgürlük mücadelesi birbiriyle güçlü bir bağ, deneyim ve hafızaya sahiptir” diyen Türkoğlu, kadınların bir araya gelmesinin önemine dikkat çekti.

Türkoğlu, “Kadın mücadelesinin bu şekilde yan yana gelişi tüm ülkedeki kadınlar için moral ve hesap sormanın iradesini göstermektedir” dedi.

“Genç kadınlara yönelik suçlar münferit değil”

Dersim’de ve Türkiye’nin birçok kentinde genç kadınlara yönelik suçların ele alınması gerektiğini belirten Türkoğlu, bu olayların tekil vakalar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

“Dersim özelinde ama bugün Kürdistan ve Türkiye’nin hemen hemen tüm kentlerinde genç kadınlara yönelik suçlar işlenmektedir. Bu suçları örgütlü, devlet-çete ilişkileri içinde ele almak gerekiyor” dedi.

Genç kadınların farklı alanlarda risk altında olduğunu ifade eden Türkoğlu, “Üniversite ve yurt yönetiminden hastane, kolluk, gençlik merkezleri, kafeler; bir kentin her yerine çöken bir ağ var” diye konuştu.

“Ayşe Gökkan, Leyla Güven ve Figen Yüksekdağ için özgürlük talebi”

Kadın siyasetçilerin ve kadın mahpusların durumuna da değinen Türkoğlu, kadın mücadelesinin cezaevleriyle durdurulamayacağını söyledi.

TJA aktivisti Ayşe Gökkan’a verilen hapis cezasını hatırlatan Türkoğlu, cezaevindeki kadın siyasetçilerin isimlerini anarak konuştu.

“Bu iktidar örgütlü ve mücadele eden kadınlardan her zaman korktu. Ve o yüzden kadın mücadelesini kriminalize ederek kadınları hapishanelerde tutmaktadır” dedi.

Türkoğlu, “Ayşe Gökkan ve onun şahsında cezaevlerinde olan kadınlar kadın mücadelesinden bir adım dahi geri atmadı, kimse biat etmedi” ifadelerini kullandı.

Yıllardır cezaevinde bulunan Leyla Güven ve Figen Yüksekdağ gibi kadın siyasetçilerin durumuna dikkat çeken Türkoğlu, hasta kadın mahpusların ve infazları uzatılan kadınların da özgürlük talebini sürdürdüğünü söyledi.

“Bizler dışardan içeriye, içeriden dışarıya aynı bağla birbirimize kenetlenmiş gibiyiz. Bizim için özgürlük arkadaşlarımızın özgürlüğüdür. Ve bu özgürlük hepimiz için yakındır” dedi.

“Cumhuriyeti demokratikleştirebiliriz”

Türkoğlu, geçmişten gelen deneyimlerin yeni bir yaşam kurma gücü taşıdığını söyledi.

“Kadın mücadelesi özgürlük zamanını, barışın ve demokrasinin siyaseti ve mücadelesiyle kurabilir” diyen Türkoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

“Hepimizin birbirimizden aldığı değişim iradesiyle bu ülkede cumhuriyeti demokratikleştirebiliriz. Ve günler umutsuzluğa değil özgürlüğe akar. Birimiz eksik olmadan, hep birlikte.”

Röportaj: Evrim Kepenek

24 Haziran 2026