Kadın Meclisimiz, “Kadın Özgürlük Mücadelesiyle Demokratik Topluma/ Bi Têkoşîna Azadiya Jinan Ber Bi Civaka Demokratîk ve” şiarıyla düzenlediği bölge ve il konferans toplantılarını sürdürmeye devam ediyor.
Kadın Meclisi Sözcümüz Halide Türkoğlu, milletvekilimiz Özgül Saki ve çok sayıda kadının katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirilen Marmara Bölge Kadın Konferans Toplantısı’na katıldık.
Konferansta konuşan Halide Türkoğlu, şunları söyledi:
Büyük Kadın Kongremize giderken bölgelerde kadın toplantılarımızı, kadın konferanslarımızı gerçekleştiriyoruz. Bu konferanslar bizim için tarihi konferanslar. Geçmişten bugüne biriktirdiğimiz kadın mücadelesinin bu konferanslarla daha da büyümesini, bu mücadelenin demokratik bir topluma el vermesini, eşit ve özgür bir yaşamın inşasının yollarını döşenmesini hedefleyerek bir araya geliyoruz, birlikte tartışıyoruz. Konferansımızı kadın mücadelesiyle demokratik toplum arayışını buluşturarak gerçekleştiriyoruz. yüzyıla geldiğimizde kadın özgürlük ve eşitlik mücadelesi en çok egemenleri, kapitalistleri, emperyalistleri rahatsız eden bir mücadele haline gelmiştir. Aynı zamanda umudun, direnişin, yeni bir yaşamın ve başka bir dünya arayışına umut veren mücadele hattıdır.
Ne sokaklardan ne de siyasetten vazgeçmedik
Bugün bütün toplumsal hareketlerin içinde en ısrarcı, en inatçı, en direnişçi ve yeni yaşamı ören yegane mücadele kadın mücadelesidir. Kadın Meclisi geçmişten bugüne kadın mücadelesinden aldığı feyziyle birçok kazanımı da demokratik siyaset içerisinde hayata geçirmeye çalışıyor. Eşitlik ve özgürlük mücadelemiz nasıl bir siyasete ihtiyaç duyduğumuzu da ortaya koyuyor. Var olan erkek egemen siyaset biçimleri bizleri bir makul kadınlık kalıpları içerisinde değerlendirmek, ülkeyi de bu şekilde yönetmek isterken bizler hiçbir zaman ne sokaklardan ne de siyasetten vazgeçmedik. Çünkü biliyoruz ki bizim mücadelemiz aynı zamanda değişimin, dönüşümün ve gelişimin mücadelesidir. Var olana itiraz ederken, isyanını büyütürken yalnızca sokaklarda isyan eden değil; yeni bir ülke, yeni bir gelecek tahayyülü nasıl kurulur sorusunun cevaplarını hep birlikte arayan kadınlarız.
Partimiz çokluğu zenginlik olarak görüyor
Bizler başta Kürt Kadın Hareketi olmak üzere Türkiye'de feminist ve sosyalist mücadeleyi yürüten, inancı, kimliği, farklılıklarıyla birlikte başka bir yaşam tahayyülü içerisinde yan yana gelen kadınların partisiyiz. Partimiz çokluğu zenginlik olarak görürken her türlü ezilme ve sömürülme biçimiyle de mücadele eden bir partidir. Ve bugün kongresine giderken değişimi referans alıyor. Bu değişimi aynı zamanda kadın meclisimiz de dahil olmak üzere en örgütlü bir mücadele haline nasıl getirebiliriz? Var olana itiraz ederken yeni yaşamı kurmanın örgütlenmesini nasıl büyütebiliriz? Bunları tartışıyoruz. Cumhuriyetin demokratikleşmesi gerektiğini ifade ediyoruz.
Kürt kadınları ve Türkiye kadın hareketi barış mücadelesinde ısrarlı
Yüzyıllık inkar rejimi salt sadece Kürtleri inkar eden bir rejim olmadı. Her türlü farklılığı inkar ederken tekçilik ve asimilasyon bu topraklara şiddet ve soykırım politikaları olarak döndü. Günden güne büyüyen şiddet sarmalına karşı kadınların barış mücadelesi bu ülkede, başka bir geleceğin tahayyülü olarak ortaya çıkıyor. 90'lardan bugüne Kürt kadınları ve Türkiye kadın hareketinin barış mücadelesi işte bu ısrarla devam etmekte. Bugün Sayın Öcalan'ın başlatmış olduğu 27 Şubat Çağrısıyla birlikte Barış ve Demokratik Toplum Süreci bizler için yegane bir süreçtir. Umudu büyütmenin, değişimin ana yollarını hep birlikte örebileceğimiz bir süreçten bahsediyoruz. Barışı asla iktidarların, erkek egemen siyasetlerin insafına bırakmayacağız. O yönüyle toplumsal barışın en yerelden, toplumun içinden örgütlenmesini hayata geçirmek zorundayız. Bunun değişiminin de öncü gücü yine kadınlardır. Çünkü kadınların barış ısrarı şiddete karşı bir ısrardır. Kadın katliamlarına karşı bir ısrardır. Kadının emeğinin sömürülmesine karşı bir mücadele hattıdır. Bugün ülkenin içinde bulunduğu çoklu kriz hali en çok biz kadınların hayatlarına dokunmaktadır.
Savaş politikaları ama aynı zamanda Ortadoğu'yu ateş çemberine saran emperyalist rejimlerin üretmiş olduğu savaşlar, ülkemizde de en derin haliyle yaşanmaya devam ediyor. Bütün kaynakların savunmaya harcandığı bir ülkede elbette ki kadınlar en derin yoksulluğu yaşamak zorunda kalıyor. İşte bu dönem bizler açısından toplumsal barışın mücadelesi aynı zamanda kadın yoksulluğuna karşı bir mücadele hattıdır.
Sermaye ve rant her politikaları doğamızı hedef almakta
Yaşadığımız bu topraklar savaş politikalarıyla talan edilirken sermaye ve rant politikaları doğamızı hedef almakta. Yaşam alanlarımızdan geçmişte şiddetle göç ve sürgünlere maruz kalırken bugün sermayenin politikalarıyla Kürdistan ve Türkiye işgal edilmiş durumdadır. İşte o yönüyle bizim açısından en önemli mücadele referansı ekoloji mücadelesi olacaktır. Yani kadın mücadelesi aynı zamanda doğasını savunan bir mücadele hattı olarak görülmelidir.
Kadın katliamlarını durduracak kurucu bir siyasete ihtiyacımız var
Ve yine biliyoruz ki kadın katliamlarının günden güne büyüdüğü bu ülkede sadece isyan etmek yetmiyor. Kadın katliamlarını hep birlikte durduracak kurucu bir siyasete ihtiyacımız var. Yani kadın mücadelesinin itirazı ama aynı zamanda kadınların siyasetin içerisinde kurucu politikalarla var olması demektir. Kadının sözünü siyasette bir politikaya çevirmek gerekiyor. Bizler bu dönemde kadın siyasetimizle birlikte kadın cinayetlerini de ortadan kaldıracak bir politik hattı hep birlikte ele alacağız.
Yeni yol ve araçlara, yeni örgütlenme biçimlerine ihtiyacımız var
Yine biliyoruz ki değişen bir dünya var. Değişen bir dünyanın içerisinde egemenler her türlü yöntem, biçim ve araçları kullanırken bizler de değişmek zorundayız. Mücadele hattımızı büyütebilmek için yöntem ve araçlarımızı tekrardan gözden geçirmemiz lazım. Bu nedir? Örgütlenmektir. En büyük örgütlülüğü nasıl sağlarız? Mahallelerden sokaklara, evlerden fabrikalara, tarlalardan siyaset alanına, eğitim kurumundan sağlık kurumlarına kadar yaşamı örgütlemekten bahsediyoruz. Bunları büyütebilmek için de yeni yol ve araçlara, yeni örgütlenme biçimlerine ihtiyacımız var.
Konferansları örgütlerken umudu da hep birlikte örgütleyeceğiz
O yönüyle bir yandan da yeni örgütlenme modellerine giderken kendi örgütlenme modelimizi de değerlendireceğiz. Biz biliyoruz ki egemenlerin her türlü baskı politikalarına karşı bizler direnişlerimizden de vazgeçmediğimiz gibi bu kongreye giderken, bu konferansları örgütlerken umudu da hep birlikte örgütleyeceğiz. Umut etmek değişimin olmazsa olmazıdır. İnancın olmazsa olmazıdır. Kararlı olmanın olmazsa olmazıdır. Ve bizim yaşam tahayyülümüzde barış, eşitlik ve değişim için umudu örgütlemek temel referansımız olacaktır. Sevgili delegasyonumuzu tekrardan selamlıyorum.
18 Temmuz 2026
