Kadın Meclisimizin katılımıyla Jîna Emînî’nin ölüm yıl dönümü dolayısıyla birçok kentte açıklama gerçekleştirildi. Kadın Meclisi Sözcümüz Halide Türkoğlu Diyarbakır’da yapılan anmaya katıldı. Burada konuşan Türkoğlu, şunları söyledi:
İran’daki kadın mücadelesi küresel mücadelenin ifadesi oldu
Bugün 16 Eylül, yani 4 yıl önce Jîna Mahsa Emînî’nin katledilişinin yıl dönümündeyiz. Bir mezar başında Jin Jiyan Azadî serhildanı başladı. Aynı zamanda bir kadının saç telinin isyanını ifade ediyor Jin Jiyan Azadî serhildanları. Bugün Türkiye'nin ve Kürdistan’ın dört bir yanında kadınlar sokaklarda Jîna Emînî’nin katledilmesini kınıyor. Ama aynı zamanda bugün İran'da cezaevlerinde, sokaklarda, bulundukları her alanda Jin Jiyan Azadî felsefesinden vazgeçmeyen, kendi yaşamları için mücadele eden, onurlu bir yaşam için her türlü direnişin bir aradalığını yaşayan başta Kürdistanlı, Rojhilatlı kadınlar olmak üzere İranlı kadınları Amed'den bir kez daha sevgi ve saygıyla selamlıyoruz. Evet, Jin Jiyan Azadî felsefesi 4 yıl önce İran'da ağır baskıcı rejime karşı kadınların ve halkların ortak mücadelesinin ifadesi oldu. Ahlak bekçilerine karşı, ahlak polislerine karşı kadınlar yan yana geldiler. Uzun zamandır İran'da kadın mücadelesi sadece kendi ülkesinde yaşanan bir mücadele olmaktan çıktı. Ortadoğu'da, dünyada bir küresel mücadelenin ifadesi haline geldi. Bugün bütün Ortadoğu'da, bütün Kürdistan'da, dünyanın dört bir yanında kadınlar Jin Jiyan Azadî diyerek sokaklara çıkmakta ve bu mücadeleyi büyütmekte. Peki, Jin Jiyan Azadî felsefesi nedir? Kadınları bu ortak mücadelede birleştiren gerekçeler nedir?
Jin Jiyan Azadî onurlu bir yaşamı savunma felsefesidir
Bugün yaşadığımız toplum da dahil olmak üzere İran'da birçok ülkede baskıcı rejimler en çok kadınlara saldırmakta. Kadınların bedenleri tahakküm altına almakta, kadınların iradesi yok sayılmakta, yeri geldiğinde sesleri kısılmakta ve bu şekilde aslında kadın cinayetleri de kadına yönelik şiddet kültürü de nefret cinayetleri de gün gün büyümekte. Biz kadınlar yüzyılları bulan mücadelemizle her türlü baskı rejimine karşı cesareti örgütledik ve örgütlemeye devam edeceğiz. Çünkü Jin Jiyan Azadî, kadının yaşamını savunması kadar aynı zamanda onurlu bir yaşamı savunmasının da felsefesidir. Biz kadınlar sadece hayatta kalma mücadelesi vermiyoruz, aynı zamanda nasıl yaşayacağımızın mücadelesini veriyoruz. Dilimizin, kültürümüzün, kimliğimizin, bedenimizin ifadesinin mücadelesini veriyoruz. İşte egemenler tam da kadınların bedenini ve iradesini tahakküm altına alırken bu coğrafyaları savaş coğrafyasına çevirmiştir. Çünkü kadın düşmanlığı aynı zamanda bu coğrafyalarda militarizmin ve cinsiyetçiliğin büyümesiyle eş zamanlı gitmiştir. Milliyetçiliğin ve ırkçılığın bu topraklarda günbegün yeşermesinin sebebi tam da işte kadın düşmanlığıdır. İşte bu yüzden buradan İran faşist molla rejimini kınarken ona bir uyarıda da bulunmak istiyoruz kadınlar olarak. Çünkü İran'da, Rojhilat’ta mücadele eden, o cezaevlerinde Jin Jiyan Azadî felsefesiyle direnişi örgütleyen kadınlarla birlikte tüm dünya kadınları olarak aynı şekilde şunu ifade ediyoruz: Bu ülkeler demokratikleşmediği sürece, bu ülkelerde baskı rejimi sürdüğü sürece elbette ki Amerika da İsrail de “Biz kadınları kurtarmaya gidiyoruz” cümlesini kuracaktır.
İran rejiminden rahatsız olanlar Jin Jiyan Azadî devriminde birleşti
Ama İran'daki kadınlar ne diyor? Ne faşist molla rejimi ne Pentagon. Yani kadınlar şunu ifade ediyor. Bu ülkede kurtuluşun en önemli reçetesi kadınların özgürlüğüdür, toplumun özgürlüğüdür. Ülke ne kadar demokratikleşirse aslında başta kadınlar olmak üzere halklar kazanmış olacaktır. Çünkü Jîna Mahsa Emînî’nin katledilişinden hemen sonra Jin Jiyan Azadî felsefesiyle birlikte kadınlar sokaklara çıktı. Yoksullar sokaklara çıktı, gençler sokaklara çıktı. Kürtler sokaklara çıktı, Beluciler sokaklara çıktı. Farslar sokaklara çıktı, Azeriler sokaklara çıktı. Her türlü baskıya karşı olanlar sokaklarda öfkelerini de mücadelelerini de Jin Jiyan Azadî devriminde birleştirdi.
Demokratik uygulamalar büyürse Türkiye Ortadoğu'da barışın referans olabileceği bir model olur
Bugün İran'da aslında 4. yılını tamamlayan bu devrim aslında hala devam ediyor. Bize şunu söylüyor bu devrimin kendisi. Artık halklar sadece birlikte mücadele etmekten bahsetmiyor, halklar ve kadınlar aynı zamanda birlikte yeniyi kurmaktan bahsediyor. Yeni bir dünyayı hep birlikte kurmaktan bahsediyoruz. Bu kurucu mücadeleyi Ortadoğu coğrafyasına bir şekilde yansıtmanın mücadelesini de Sayın Öcalan tam da Türkiye'de yapmış olduğu Barış ve Demokratik Toplum Çağrısıyla ifade etmiştir. Eğer Türkiye antidemokratik uygulamalardan vazgeçerse kendisini İran'a bakarak da görebilir. Eğer ki demokratik uygulamaları günbegün büyütürse, baskı rejimi olmaktan vazgeçerse, iktidar olmanın insanlar üzerinde baskı uygulamak anlamına gelmediğini bilirse, kadınları rahat bırakırsa, kadınların özgürlük ve eşitlik mücadelesini tanırsa, farklı kimliklerin ve cinsiyetlerin mücadelesini tanırsa, halkların birlikte yaşam mücadelesini tanırsa aslında Türkiye Ortadoğu'da barışın da demokrasinin de referans olabileceği bir ülke olabilir, bir model olabilir.
Sadece barışı savunmak yetmiyor, mücadelemizi de büyütmeliyiz
Elbette ki barış hepimiz için kıymetlidir, barış olmazsa olmazdır. Ama demokratikleşmenin kendisi bir mücadele meselesidir. Bugün İran'da halklar demokratikleşme üzerinden yan yana gelebiliyorsa Türkiye'de de sadece barışı savunmak yetmiyor bize. Bu ülkenin demokratikleşmesi için kadın özgürlük mücadelesini hep birlikte büyütmemiz lazım. Bunu Ortadoğu'da yaşayan kadınlarla birlikte yapmamız lazım. Bunu dünyada küresel bir dayanışma haline gelen Jin Jiyan Azadî felsefesinin etrafında kenetlenen kadınlarla birlikte yapmamız gerekiyor. O yüzden buradan tekrardan ifade etmek istiyorum. Bizler kadın özgürlüğünü savunuyoruz. Çünkü yaşadığımız topraklarda toplumun özgürlüğü de bu ülkenin kurtuluşu da tam da buradan geçmektedir.
Farklılıkların karşısında durmak değil, onlarla birlikte siyaseti ve yönetimi kurmak zorundayız
Bizler kadınların eşitlik mücadelesini savunuyoruz. Çünkü bir halkın başka bir halk tarafından tanınması ve eşitliğini sağlayabilmesi yine kadınların eşitlik mücadelesinden geçer. Bizler farklılıkların bir arada ortak bir ülkede yaşamasını savunurken en temel insan haklarını savunuyoruz, evrensel değerleri savunuyoruz. İşte bizi insan yapan da ahlaki değerleri büyüten de budur. Eğer ki demokrasi mücadelesi hepimizin mücadelesi ise işte buradan demokrasi mücadelesini en güçlü şekilde savunmamız lazım. Tüm farklılıkların, tüm ezilmişliklerin, tüm sömürülenlerin karşısında durmak değil; onlarla birlikte siyaseti, onlarla birlikte yönetimi, onlarla birlikte üretimi, onlarla birlikte kentleri, onlarla birlikte ülkeyi kurmak zorundayız. İşte bizim Jin Jiyan Azadî felsefemiz budur. Küresel anlamda da bizi yan yana getiren, kadınların mücadelesini ortaklaştıran ama kadınların mücadelesi şahsında da halkların kurtuluşunu ortaya koyan modelin adı da işte tam bu felsefeden büyümektedir. Tekrardan İran'da mücadele eden, direnen kadınları selamlıyoruz. Jin Jiyan Azadî sloganıyla bugün sokaklara çıkan, dünyanın dört bir yanında kadın dayanışmasını büyüten ve mevcut kapitalist sisteme karşı isyanını örgütleyen tüm kadınları ve halkları selamlıyoruz.
16 Eylül 2026
