“Özgürlük ve Demokrasi” şiarıyla İzmir Kadifekale’de kadınlar öncülüğünde Newroz ateşi yakıldı. Burada konuşan Kadın Meclisi Sözcümüz Halide Türkoğlu, şunları söyledi:
Kürtler Newroz’u direniş bayramına çevirdi
Bugün İzmir'den, Kadifekale'den Newroz startımızı veriyoruz. Bugün Kadifekale'de olmamızın tarihi bir nedeni var. Bir mücadele tarihi var. 90'lı yıllarda Kürtlerin varlığını inkar eden rejim, Kürtler Newroz'a katılmasın diye yasakladı. Kesk u Sor u Zer renklerimizi yasakladı. Kürtler bu ülkede varlığını kanıtlamak için alanlarda oldu ve Newroz'u bir direniş bayramına çevirdi. Newroz'u bir varlık mücadelesine çevirdi. Şehit Rahşan işte bu mücadelenin öncüsüdür. O yüzden onu saygıyla anarken aynı zamanda şunu da ifade etmek isteriz; Kürtler bugünlere kolay gelmedi, çok bedel ödedi. Ödenen bu bedellerden dolayı bugün gelinen aşamada artık Kürtler var diyorlar.
Rahşan’ın mücadele ateşinin yakıldığı yerden İmralı’ya selam olsun
Bugün bu alanda Kesk u Sor u Zer renklerimizle buradayız ve Newrozumuzu kutluyoruz. Bugün Kadifekale'de Newroz yapıyorsak bu, Rahşanların, Berivanların, Zekiyelerin ödediği bedeldendir. Bu mücadele Kürt halkının ve kadınların sahiplenmesiyle bugüne geldi. Ama Kürt halkını da varlığını da özgürlük mücadelesini de inşa eden kimdi? Sayın Abdullah Öcalan. Bugün Ortadoğu'da Kürtler tanınıyorsa, Kürtsüz hiçbir denklem oluşmuyorsa bu, Sayın Öcalan'ın yıllardır İmralı zindanında olmasına rağmen büyüttüğü direnişin ve mücadelenin bir sonucudur. O yüzden buradan, Kadifekale'den, Rahşan'ın mücadelesinin ateşinin yandığı yerden İmralı'ya da selam yolluyoruz. Sayın Öcalan'ın Newrozunu kutluyoruz.
Ortadoğu’da barışın Newrozu olsun
Bugün Ortadoğu bir savaş coğrafyası. Her gün rejimler halklara, kadınlara saldırıyor. Geçmişte Kürtleri inkar eden o emperyalist güçler de bugün aynı şekilde Ortadoğu'da savaş yürütüyor. Bizler dedik ki bu Newroz aynı zamanda barışın Newrozu olsun. Çünkü Newroz tarihi zalim Dehaqlara karşı Kawaların direnişidir. Halkların bir arada yaşamasının direnişidir. Sömürgeciliğe karşı varlığın mücadelesidir. O yüzden bugün aynı zamanda Ortadoğu'da varlık mücadelesi yürüten başta kadınlar olmak üzere tüm direnen halkların Newrozunu kutluyoruz. Başta Kürt halkı olmak üzere bugün emeği için mücadele edenler, kimliği için mücadele edenler, inancı için mücadele edenler şunu çok iyi ifade ediyorlar: “Biz halklar, kadınlar, emekçiler, mücadele edenler, onurlu bir yaşam talep edenler size isyan ediyoruz, biat etmiyoruz. Bu politikalarınızı tanımıyoruz. Savaşın karşısında barış diyoruz”. İşte bugün İzmir'de, Kadifekale'de yaptığımız start aynı zamanda Amed’de Surlara gönderilmiş bir selamdır.
Bu Newroz Kürtlerin ulusal birlik Newrozudur
Amed’in Newrozu İzmir’in, Kadifekale'nin Newrozunu selamlamaktadır. Çünkü aynı tarihe sahipler, aynı mücadele geleneğine sahipler. Ne Diyarbakır'ı ayırabilirsiniz İzmir'den ne İzmir'i Diyarbakır'dan ayırabilirsiniz. Ne de Mardin'i Türkiye'nin herhangi bir ilinden ayırabilirsiniz. Yine şunu da ifade etmek isteriz. Bu savaş Ortadoğu'da yaşanırken, Kürtler hesaba katılmadan olmuyor. Bu güçler aynı zamanda Kürtleri de tek başına bırakmak istiyor. O yüzden bu Newroz aynı zamanda Kürtlerin ulusal birlik Newrozudur. Kürtler yan yana geldiğinde, birlikte mücadele ettiğinde aslında Kürt sorununun çözümünde de demokratik bir adım atılmış olur. O yüzden diyoruz ki bizim için Rojava neyse Bakur odur, Bakur neyse Rojhilat odur, Rojhilat ne ise Başur odur.
Kürt sorununun demokratik çözümü için daha neyi bekliyorsunuz?
Tüm bu savaşlara rağmen Sayın Öcalan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısıyla yeni bir süreç başlattı. Tarihi bir fırsat başlattı, barışa giden yolun önünü açmaya çalıştı. Ortadoğu'daki bu savaşlara karşı halkların birlikte yaşamını ve aynı zamanda Kürtlerin özgür yaşamını esas aldı. Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı aynı zamanda biz kadınların, halkların, emekçilerin geleceği beraber nasıl inşa edeceğimizin çağrısıdır. Kimse kimseyi inkar edemez bu çağrıda. Kimse kimseyi yok sayamaz bu çağrıda. İşte bütün sorunların çözümü de buradadır. Sayın Öcalan bu kadar önemli bir adımı attıktan sonra şunu ifade etmemiz lazım. Bu bir mücadeledir, bir müzakeredir aynı zamanda. O yüzden iktidara, bu ülkeyi yönetenlere diyoruz ki Kürt sorununun demokratik çözümü için daha neyi bekliyorsunuz? Kürtlerin anadili hakkından, varlık hakkından, statü hakkından neden bir şekilde yararlanmasına izin vermiyorsunuz?
Kayyımları Ankara’ya geri gönderin
Bir komisyon kuruldu. Eleştirilerimizi zaten bu komisyona yaptık. Ama komisyonun raporunda bu ülkenin demokratikleşmesi için önemli maddeler de vardı. Bugün cezaevleri siyasi tutsaklarla doluysa ve biz onların bu şekilde cezaevine kapatılmasının nedenini bu iktidar olarak görüyorsak, bu keyfi rejim olarak görüyorsak, bu bir hukuksuzluktur diyorsak; iktidarın da bu husustan vazgeçmesi gerekiyor. Başta Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın özgürlüğüne kavuşması gerekiyor. Onların şahsında on binlerce siyasi tutsağın özgürlüğüne kavuşması gerekiyor. Eğer bugün Kürtler kendi belediyelerini yönetemiyorsa, kadınlar belediyelerinde eşbaşkanlık sistemini uygulayamıyorsa iktidarın keyfi yaklaşımından kaynaklıdır. O zaman kaldırın Mardin'deki, Siirt'teki, Van'daki, Hakkari'deki, Akdeniz'deki kayyımları. Gönderin Ankara'ya geri. Niye göndermiyorsunuz? İşte bizim mücadelemiz bunu esas almak zorundadır.
Sayın Öcalan sürecin başmüzakerecisidir, çözümün garantisidir
Yine biliyoruz ki Sayın Öcalan üzerindeki tecridin kalkmalı, fiziksel özgürlüğü sağlanmalıdır. Çünkü Sayın Öcalan bu sürecin başmüzakerecisi ve baş aktörüdür, çözümün de garantisidir. Bizler taleplerimizi bu Newroz'da yine bu şekilde dile getirmeye devam edeceğiz. Çünkü sorunun temeli inkarsa ve bugün inkara karşı varlık tanınmışsa, tanınan varlıkla birlikte özgürlük de şarttır. Bu özgürlük mücadelesini bu Newroz'da hep birlikte göstereceğiz. Değerli arkadaşlar, birazdan Nevroz ateşimizi yakacağız.
Newroz dünyayı karanlık bir düzenle yönetmek isteyenlere karşı mücadelenin aydınlığı olsun
Bu ateş öyle büyüsün ki bu Newroz başta Ortadoğu halkları ve Kürt halkı olmak üzere dünyada zulme karşı, zalimlere karşı mücadele edenlerin aydınlığı olsun. Bugün dünyayı karanlık bir düzenle yönetmek isteyenlere karşı mücadelenin aydınlığı olsun. Biliyoruz ki ancak böyle bir mücadele ve bağlılık Newroz’da kendini yaşatabilir. Daha iyi Newrozlara gidebilmek için ve barışın Newrozlarını kalıcı hale getirebilmek için de başta mücadeleyi esas almak gerekiyor. Newroz pîroz be!
11 Mart 2026
