Hatimoğulları: Diplomasi masası sadece Münih’te değil Ankara’da da mutlaka kurulmalıdır

 

Eş Genel Başkanımız Tülay Hatimoğulları, Barış ve Demokratik Toplum Buluşmaları kapsamında Doğubayazıt’ta yapılan halk toplantısına katıldı. Burada konuşan Hatimoğulları, şunları söyledi: 

Bu topraklar tarihin hafızaya, hafızanın kimliğe ve dile dönüştüğü bir coğrafyadır. Dağların ve toplumun sesini acılarıyla, umuduyla, sevdasıyla yansıtan dengbejlerin memleketi. Kürt halkının hüznünü, mutluluğunu, umudunu sanatına nakşedenlerin memleketi. Şakiro’nun, Hozan Serhat’ın, Sema Yüce’nin memleketi. Doğubayazıt, ünlü Kürt düşünürü Ehmede Xanî’nin sadece mezarına ev sahipliği yapmıyor; Kürt dil ve kültürünün korunması fikrine, Kürt halkının birliği fikrine ev sahipliği yapıyor. Bu vesileyle bir kez daha Ehmede Xanî’yi huzurunuzda saygıyla anıyorum. Buradan bir kez daha halklar için, özgürlük ve demokrasi için bedel ödeyen bütün devrimcileri, sosyalistleri, yurtseverleri saygıyla anıyorum. Ruhları şad olsun.

Sayın Öcalan eşit ve barışçıl bir dünya için çalışmalarını bir an bile bırakmadı

Dün Sayın Abdullah Öcalan’ın şahsında Kürtlere, Türkiye ve Ortadoğu halklarına karşı düzenlenmiş çok büyük komplonun yıldönümüydü. 15 Şubat Komplosu. 27 yıldır ağır tecrit koşulları altında, adeta o duvarları konuşan bir canlıya dönüştüren bir azim ve ruhla Sayın Öcalan bu komployu boşa düşürmek için, barış için, bölge için ve Türkiye halklarının eşit ve barışçıl bir dünyada yaşayabilmesi için çalışmalarını bir an bile bırakmadı. Tüm bu zor koşullara rağmen çalışmalarını sürdürdü. Dün sadece Türkiye'de değil, sadece İstanbul, Edirne, Amed, İzmir, Çukurova, Serhat bölgelerinde değil; Ortadoğu'nun, Avrupa'nın ve dünyanın birçok yerinde Kürt halkı ve dostları 15 Şubat Uluslararası Komplosunu protesto etmek için meydanlardaydı. Bir sloganda tek vücut oldu bütün kitleler, o da Sayın Abdullah Öcalan için özgürlük talebiydi. 

Sayın Öcalan’ın özgür yaşamı sürecin başarısı için son derece önemlidir

Sayın Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat'ta başlatmış olduğu sürecin neredeyse bir yılını geride bırakacağız. Bu sürecin aslında 15 Şubat Komplosunu boşa düşürmeyi hedefleyen bir süreç olduğunun hepimiz farkındayız. Sayın Öcalan'ın özgür yaşamı bu sürecin başarısı için son derece önemlidir ve şimdi devam etmekte olan sürecin ruhuna uygun olan da budur. Bu konuda önemli adımlar atılmasını bekliyoruz. İmralı Heyetimiz şu anda İmralı'da Sayın Öcalan'la bir görüşme gerçekleştiriyor. Bu görüşmede çeşitli istişareler olacak, çeşitli güncel değerlendirmeler de olacak. Sürece ilişkin de eminiz ki Sayın Öcalan'ın çok önemli mesajları olacak. Heyetimiz döndüğü zaman zaten bilgilerini kamuoyuyla hep beraber paylaşacağız. Sayın Öcalan'a heyetimizle birlikte halkımızın selamlarını gönderdik. Buradan, Doğubayazıt'tan da bir kez daha İmralı'ya selam gönderiyoruz.

Rojava topraklarına yapılan saldırı ikinci büyük komplodur

15 Şubat için büyük bir uluslararası komplo dedik. Bir diğer komplo da 6 Ocak'ta Halep'te yaşayan Kürtlere dönük gerçekleşen ve oradan Rojava topraklarına yayılmak istenen saldırıydı. Bu ikinci büyük komplodur. Bu saldırıyı başta Sayın Öcalan olmak üzere Rojava’daki özyönetim boşa düşürmüştür. Özellikle 6 Ocak’ta apaçık bir şekilde devreye konan senaryo ile kalıcı bir Kürt-Arap savaşının bu coğrafyada başlatılması ve devam ettirilmesi istendi. Birçok kişi bize soruyor: Kimin ne işine yarayacak bu savaş? Bölgesel güçlerin işine yarayacak, bölgedeki gerici örgütlerin işine yarayacaktı. Bölgede, Rojava’da kazanılmış hakların geriletilmesini sağlayacaktı. Kadınların yaratmış olduğu eşit ve özgürlük alanlarını kadınlara dar etmek isteyeceklerdi. Fakat Sayın Öcalan’ın İmralı’da müdahaleleriyle, Rojava’daki özyönetimin yürüttüğü diplomatik görüşmelerle, Rojava'da 7'den 70'e herkesin kendi mahallesinde bir savunma çizgisi geliştirmesiyle ve yine Türkiye Kürdistan'ında sizlerin, Ortadoğu'da ve Avrupa'nın birçok ülkesinde Kürt halkı ve dostlarının yürütmüş olduğu eylemler ve etkinliklerle bu komplonun boşa düşürüldüğünü bilmeliyiz. Bizler burada direnişe ses vererek, Avrupa'daki ve diasporadaki bütün Kürtler ve dostları ayağa kalkarak bu oyunu boşa düşürdük. Ama şunu bilmeliyiz ki Sayın Öcalan'ın bu oyunun boşa düşürülmesinde yürütmüş olduğu çok önemli görüşmeler vardı. Başta Sayın Öcalan olmak üzere, Rojava'daki özyönetime, Federe Kürdistan Bölgesinden destek veren tüm kesimlere, Barzanilere ve Talabanilere teşekkürlerimizi sunuyoruz. Bir komplo bir kez daha boşa düşürülmüştür.

30 Mart Mutabakatı saldırı altındaki Rojava için son derece önemli bir adım

Rojava'daki kazanımlara dönük, 30 Ocak Antlaşmasına dönük kimi kesimlerin çok özel bir biçimde eleştirel yaklaşımlarına tanıklık ettik. Bu eleştiriler, doğru eleştiriler değil. Baştan şunu söylemek isterim ki bize dostlarımızdan ve mücadele yoldaşlarımızdan gelecek eleştirilerin, halkımızdan gelecek eleştirilerin hepsi baş göz üstüne. Bizlerin vereceği bir özeleştiri varsa onu da açıklıkla vermek konusunda da zerre bir çekincemiz olmaz. Ama 30 Ocak Mutabakatı ile sanki hiçbir şey kazanılmamış gibi ortaya fikirler atmaya kalkanlar oldu. “Paradigma iflas etmiştir. Halkların kardeşliği diye bir şeye, özgürlükçü anlayışa, kadın özgürlükçü anlayışa artık inanmamalıyız” gibi bir anlayış bizim kabul edebileceğimiz bir anlayış değil. Uzunca bir süredir Kürt Özgürlük Hareketinin paradigmasına, DEM Parti’nin siyasi çizgisine ve Sayın Öcalan'ın binbir emekle ve bedelle ortaya koymuş olduğu mücadeleye dil uzatanlar var. Bu sosyal medya kullanıcılarından önemli bir bölümünün fake hesap, bot hesap olduğu biliniyor. Arkadaşlarımızın teknik olarak yaptığı bir çalışma bunu gösterdi. Elbette ki sahici ve dostane eleştiri ve öneriler sunanlar da var. Onların hepsi dediğim gibi baş göz üstüne. Rojava'daki 30 Ocak Mutabakatı tam anlamıyla oradaki özyönetimin bütün amaçlarını yerine getirmesi anlamına gelmeyebilir ama son derece önemli kazanımlar var. Son derece önemli adımlar atılmış. Bu mutabakat boğulmak istenen, saldırı altında olan Rojava için atılmış son derece önemli bir pratik adımdır. 

Rojava’ya aşırı eleştirel yaklaşanlar Münih Konferansına bakmalılar

Benim de içinde olduğum bir heyet Rojava'ya gitti. Savaşın ve çatışmanın yoğun olduğu günlerde gittik. Gözlerimizle tanıklık ettik oradaki direnişe. Uluslararası bir komplo, uluslararası bir saldırı vardı. Ve bu saldırı karşısında özyönetimin aldığı karar son derece mantıklı, son derece akılcıydı. Dediler ki: “Arapların yoğun olduğu bölgeden SDG olarak çekiliyoruz. Ama gücümüzü Kürt halkının yoğun yaşadığı Rojava topraklarında tahkim edeceğiz. Burada güçlü bir savunma hattı gerçekleştireceğiz”. Nitekim öyle de bir savunma hattı gerçekleştirmişlerdi. Şimdi 30 Ocak kendi mecrasında parça parça hayata geçiriliyor. Rojava’ya aşırı eleştirel yaklaşanlara dönüp Münih’teki konferansa bakmalarını tavsiye ediyorum. 120 ülkenin katıldığı uluslararası konferansta ana gündemi belirleyen Kürt halkı oldu, Rojava yönetimi oldu, Suriye'den giden heyet oldu. Bu büyük bir diplomasi başarısıdır. Bu büyük bir mücadele başarısıdır aynı zamanda. Diasporadaki Kürtlerin, Rojava'daki Kürtlerin, dört parça Kürdistan'daki Kürt halkının verdiği güçlü mücadelenin sonucudur Münih Konferansında ortaya çıkan manzara.  

Diplomasi masası sadece Münih’te değil Ankara’da da kurulmalıdır

Münih Konferansında Mazlum Abdi ve İlham Ahmed dünya liderlerinden birçoğuyla bir araya geldi. Çok önemli bir diplomatik adımdır bu Kürt halkı için. Münih'teki bu fotoğrafın Türkiye'de de verilmesini istiyoruz. Diplomasi masası sadece Münih'te kurulmamalı. Kürtlerle diplomasi masası, Suriye'deki özyönetimin de dahil olduğu bir diplomasi masası Ankara'da mutlaka ama mutlaka kurulmalıdır. Suriye konusunda yapılan kimi hatalar oldu, kimi açıklamalar oldu. Ümit ediyoruz ki bu yanlış açıklamalardan ciddi olarak geri dönülmüştür. Aynı hatalar Irak için yapılmamalıdır. Mahmura, Şengal'e parmak sallanmamalı. Oralar tehdit edilmemeli. Bölge barışı için inisiyatif alınacaksa Kürt halkıyla dört parça Kürdistan'da stratejik bir barış antlaşmasının sağlanması lazım. Kürt halkıyla barış taktiksel değil stratejik bir şekilde yürütülmelidir. Suriye'de de Türkiye'de de Irak'ta da İran'da da Kürt halkıyla aynı çerçevede olmalıdır.

Komisyon raporunun sağlıklı çıkması son derece önemli ve tarihidir

Saat 14.00’te parlamentoda oluşan komisyonun yazım görevini üstlenmiş olan çalışma grubunun toplantısı gerçekleşecek. Bir yılı aşkındır parlamentoda devam eden komisyon çalışmalarının artık nihai bir evreye geldiğini biliyoruz ama henüz ortak olan komisyon raporu açıklanmış değil. Bugün raporun son halinin verilmesini bekliyoruz. Komisyonun bu raporunu son derece önemsiyoruz. Ancak şunu da belirtmeliyim ki komisyonun raporu her şeyi bir sihirli değnekmişçesine çözmeyecek. 100 yıllık Kürt sorununu bir dakikada çözmeyecek. Hepimiz bunun farkındayız. Ama atılacak çeşitli somut adımlar için bu raporun sağlıklı bir şekilde çıkması da son derece önemlidir, tarihidir. Raporun basına sızan şekline baktığımızda özellikle terör kavramının çok kullanıldığını gördük. Ümit ediyoruz ki bugün yapılacak olan toplantıda Kürt sorununu artık bir terör parantezi içinde tanımlamaktan vazgeçerler. Çünkü Kürt sorunu bir terör sorunu değildir. Kürt sorunu; sosyolojik, iktisadi, toplumsal ve siyasi bir sorundur. Bu çerçevede ele alınmalı, bu çerçevede çözülmelidir. Dolayısıyla bu raporun yine "terörö" söylemini devam ettirme, bu koroyu sürdürme anlamıyla çıkmamasını ümit ediyoruz. 

Çıkacak olan yasa Kürt halkının ihtiyaçlarını yanıtlayabilmelidir

PKK'lileri kapsayacak özel yasanın nasıl bir kapsamda çıkacağına dair bize bir ön bilgi verecek bu rapor. O yüzden bu yasanın kapsamlı çıkması gerekiyor. Gerçekten Kürt halkının ihtiyaçlarına cevap verebileceği duygusunu yaratması gerekiyor. Yine bizim bu komisyondan beklediğimiz en önemli adımlar TMK, TCK ve İnfaz Yasasındaki değişikliklerdir. Bugün Amed’de, Urfa’da, Serhat’ta ve çeşitli yerlerde sokak röportajları yapıldığında insanlar, “Bizim çocuklarımız hala tutuklu, hala 30 yıllıkların infazı yanıyor. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ AİHM kararına rağmen hala serbest bırakılmadı. AYM kararları hayata geçmiyor. Özel yasa çıkacakmış, kategoriler olacakmış. Peki bizim çocuklarımız ne olacak?” diye sorular soruluyor. İşte çıkacak olan yasanın Kürt halkının bütün bu sorularını yanıtlayabilen bir yasa olması bu sürecin doğası gereğidir. 

Umut hakkı başta Öcalan olmak üzere birçok mahpus için önemli bir haktır

Bu komisyondan elbette ki beklentimiz bu süreçteki beklentimizle örtüşmektedir. O da nedir? Bunun üç sacayağı olmalı: Hukuk, özgürlükler ve demokrasi. Bunları mutlaka ve mutlaka içermelidir. Bu sürecin başarısının söylemden çıkması ve eyleme dönmesi gerekiyor. Bu nedenle de umut hakkı son derece önemlidir. Umut hakkı başta Sayın Abdullah Öcalan için olmak üzere birçok mahpus için önemli bir haktır ve çıkmalıdır. Türkiye'de sürecin başarısı için sadece söylemle değil eylemle de yüzümüzü İmralı'ya dönmeliyiz. Bu nedenle komisyonun çıkaracağı rapor son derece önemlidir değerli arkadaşlar. 

Masada başarının yolu alanlarda, meydanlarda güçlü bir mücadeledir

Barış bize altın bir tepsiyle sunulmayacak. Barış Ankara'da yapılan görüşmelerden, İran'da yapılan görüşmelerden ibaret değildir. Masada diyaloğun başarısının yolu alanlarda, meydanlarda güçlü bir mücadeledir. Güçlü bir mücadele yürütürsek, güçlü bir örgütlükle ortaya çıkarsak bilin ki müzakeredeki elimizi güçlendiririz. Bugüne kadar Kürt halkı inkar edilmiştir, farklı halklar ve inançlar bu topraklarda inkar edilmiştir. Yeni yüzyıl Kürt halkının çözüm yüzyılı olmalıdır. DEM Parti olarak başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye'de yaşayan bütün farklı halkların ve inançların kendini eşit bir yurttaş olarak hissedebildiği bir demokratik Türkiye'nin inşası için çalışmalarımız devam edecek.

İzninizle Cegerxwîn’in bir sözüyle tamamlayacağım sözümü: “Bir olmazsak her birimiz tek tek gideriz. İşte onun için bir olmalıyız, beraber olmalıyız.” Bize gerçekleşen saldırılara daha önce nasıl yanıt verdiysek, bu dönemde de aynı şekilde yanıt vermeliyiz. Zaman zaman köylerimiz yakıldı, zaman zaman tehcir edildik yaşam alanlarımızdan, zaman zaman postallarıyla köylerimizi bastılar, zaman zaman tankla topla bastılar. Şimdi ise uyuşturucuyla ve çetevari faaliyetlerle 90'lı yıllarda başaramadıklarını özel harp yöntemiyle başarmaya çalışıyorlar. Bu yetmiyormuş gibi paradigmamıza ciddi anlamda bir saldırı var. Fikrimize, düşüncemize bir saldırı var. Bu yetmiyormuş gibi DEM Parti'nin içine müdahale etmeye çalışma hali var.

Bu süreçte daha uyanık, güçlü ve örgütlü olmalıyız 

Bizler bütün bu saldırı biçimlerine geçmiş dönemde nasıl güçlü bir şekilde örgütlülüğümüzle, ideolojik duruşumuzla, paradigmamızla, örgütlü mücadelemizle, inancımızla, kararlılığımızla 7'den 70'e alanları meydanları doldurarak yanıt verdiysek bu dönemde aynı yanıtı vermeliyiz. Ve şunu hiç düşünmeyelim lütfen. Nasılsa bir barış süreci var. Hayır, bu süreçte daha güçlü olmalıyız, daha örgütlü, daha uyanık olmalıyız. Bu dönemlerde özel harp politikaları daha çok sonuç almaya çalışır. Özellikle barışın konuşulduğu dönemlerde dikkatimizi çok daha yüksek bir seviyeye çekmemiz gerekiyor. Ve ben bunu hep birlikte başarabileceğimize inanıyorum. Üzerimizde oynanan oyunları boşa düşüreceğimize inanıyorum. Sayın Abdullah Öcalan'ın içerideki özgürlüğü sağlanana dek ve Kürt halkının bu topraklarda özgür, eşit, adil bir düzende yaşayana dek Türkiye'deki bütün işçi, emekçi ve ezilenlerin kurtuluşu gerçekleşene dek mücadelemiz devam edecek. Bizler bütün bu saldırı biçimlerine geçmiş dönemde nasıl güçlü bir şekilde örgütlülüğümüzle, ideolojik duruşumuzla, paradigmamızla ve kararlılığımızla 7'den 70'e meydanları doldurarak yanıt verdiysek, bu dönemde de öyle yapmalıyız. 

16 Şubat 2026