Hatimoğulları: Frene değil gaza basmamız gereken bir evreden geçiyoruz

Eş Genel Başkanımız Tülay Hatimoğulları ANKA Haber Ajansı'nın sorularını yanıtladı: 

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Barselona'da düzenlenen Küresel İlerici Seferberlik (GPM) toplantısında, ANKA Haber Ajansı'nın sorularını yanıtladı. Hatimoğulları, Kürt sorununun çözümüne lişkin olarak komisyon çalışmalarının ardından artık yasa yapma sürecine geçilmesi gerektiğini, atılacak somut adımların toplumun sürece ilişkin güvenini artıracağını vurgulayarak, "Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin başarıya ulaşması, sadece Kürtler için iyi olmayacak; bütün Türkiye halkları için ve Türkiye için acil, elzemdir. Bölgedeki gelişmelere baktığımızda frene
basmak değil, gaza basmamız gereken bir evreden geçiyoruz. Yürütülen istişareler, bir buçuk yıldır devam eden diyalogla ümit ediyoruz ki bir karşılıklı bir sonucu birlikte elde
ederiz" dedi.

Sosyalist Enternasyonal, Avrupa Sosyalist Partisi (PES) ve İlerici İttifak'ın (PA) ortak düzenlediği Küresel İlerici Seferberlik'in (Global Progressive Mobilisation) iki gün sürecek toplantısı bugün İspanya'nın Barcelona kentinde başladı. Toplantıya DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da katıldı. ANKA Haber Ajansı'nın sorularını yanıtlayan Hatimoğulları, dünyanın farklı ülkelerinden 4 bin aşkın ilerici lider, aktivist, akademisyen, sendikacı ve siyasi parti temsilcisinin katıldığı toplantıya ilişkin şunları söyledi:

"Bugünkü toplantı son derece önemli. Bugünkü toplantıda PES ve PA ile birlikte aslında çok daha geniş kapsamlı bir toplantı çağrısı gerçekleşmiş ve "Küresel İlerlemeci Hareket" ismiyle bir arada bulunuyor. Dünyada özellikle sistem gerçekten ciddi bir çatırdama yaşıyor. Bir kuralsızlık hakim oldu şu an bütün dünyada. Bugüne kadar burjuva demokrasisinin çok önemli kazanımları vardı ve bu kazanımlar gittikçe aşağıya düşüyor. En son gelinen noktada, özellikle Avrupa Birliği (AB), Birleşmiş Milletler (BM), BM Güvenlik Konseyi gibi oluşumların ciddi anlamda yetkilerinin ve etkilerinin azaldığı bir dönem. Özellikle dünyada savaşların ve çatışmaların arttığı bir evre. Dünya bir savaş tehdidi altında. İran'daki savaşın bütün dünyaya maddi, manevi etkileri çok büyük oldu. Bunun yanı sıra kadına yönelik şiddet, bu kuralsızlık döneminde çok arttı. Kapitalist sistemin en büyük çıkmazlarından biri ekolojik yıkım. Sermaye çok ciddi biçimde bir doğa talanı içinde. Bütün bunların hepsini düşündüğümüzde savaşa karşı barışı savunmak için, kadına yönelik şiddeti ortadan kaldırmak, kadın özgürlüğü ve eşitliği için, derinleşmiş olan ve artan işsizlik ve yoksulluğa karşı dünyanın bütün açlarının, yoksullarının birleşeceği bir siyasi hareketin oluşma olasılıkları doğuyor. Kapitalizmin yaşadığı bu kadar büyük krizlerden güçlü bir çıkış, halklar, ezilenler, sömürülenler lehine, yoksullar, işçi sınıfları lehine çıkarabilmenin yolu gerçekten 1968 ruhunun doğması... 1968 ruhunu çağırıyor bu koşullar. Bugünkü toplantıyı bu minvalde okuyabilir miyiz, bunu söylemek için çok erken. Ama dünyanın dört bir yanından sol, sosyalist, sosyal demokrat siyasi parti ve oluşumlar bugün bir aradayız. Bu akşam liderler zirvesi gerçekleşecek. Biz esas siyasi mesajımızı ve konuşmamızı yarın gerçekleştirmiş olacağız. Bugün çok sayıda kesimlerle yani birçok kıtadan siyasi parti temsilcileriyle bir arada olup biraz önce konuştuğumuz bu konuları istişare etme şansımız oldu. Ümit ediyorum ki bu toplantı dünyada solun ve sosyalistlerin daha güçlü şekilde bir araya gelip barış için, kadın için, eşitlik ve adalet için daha güçlü bir sesi ortaya koyabilecekleri bir çalışmayı tetikler. Ona vesile olur diye ümit ediyorum."

"Gülistan Doku'nun akıbeti ucu nereye varırsa varsın açığa çıkmalı"

Hatimoğulları, yeniden başlatılan Gülistan Doku soruşturması ve soruşturma kapsamında eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in açığa alınmasına ilişkin şunları söyledi:

"Tabii 'Gülistan Doku nerede?' diye Türkiye'de kadın hareketi çok güçlü bir haykırış içinde oldu. Ailesi gerçekten inanılmaz düzeyde bir emek ve kararlılıkla bunu savundular. 'Gülistan Doku nerede?' sorusunun yanıtını bulabilme ihtimallerimiz doğdu şimdi. Bu soruşturmanın başlatılmış olması, karartılmış delillerin en azından şimdilik bir kısmının geriye getirilebilmiş olması bizi umutlandırdı. Gülistan Doku, Türkiye'de birçok kadın gibi erkek şiddetine maruz kalarak yaşamını kaybetti ve gerçekten akıbeti, ne oldu, nasıl oldu bütün bunlar bilinmiyor. Türkiye'deki kadın hareketi çok güçlü bir sahiplenmeyle 'Gülistan Doku nerede?' dediği gibi, Rojin Kabaiş için 'adalet' dedi. Bütün bunların aydınlanması bakımından çok önemli bir adım atıldı. Ümit ediyoruz ki adım, gerçekten olumlu olarak nihayetlenir. Ucu nereye varırsa varsın; dönemin Dersim Valisi, onun oğlunun olduğu söyleniyor, birçok polis memurunun bu işin içinde olduğu söyleniyor. Bunun daha üstünde kim varsa hepsine bu soruşturmanın ulaşması ve neticelenmesi gerekiyor. Şöyle bir sonuç toplumu tatmin etmez, duyguları, düşünceleri tatmin etmez: Belli başlı bir-iki kişiyi yakalayıp bir-iki kişiye ceza verip olayın üstünü kapatmak, kolluk kuvvetinden olanları, vali ya da başka bürokratik görevlerde olanların bu soruşturmanın ucu oraya değmeyebilir, üstü örtülebilir, kapatılabilir. Bu toplumun vicdanını rahatlatmaz. Biz de asla kabul etmeyiz. Gülistan Doku'nun akıbetinin ciddi anlamda açığa çıkması toplum vicdanını, kadınları rahatlatacaktır. Belki biz Gülistan'ı geri getiremeyeceğiz ama yeni Gülistan vakalarının yaşanmasını engellemenin yolu, adaletin hakiki şekilde tecelli etmesi. Buradan çağrımızı yapmak isteriz: Ucu nereye varırsa varsın; vali, valinin üstü, kimse bunun sorumluları, cinayeti işleyen, bunu bilip saklayan, delilleri karartan, olayların üstünü örten, karanlıkta kalması için çabalayan her kim varsa hepsinin açığa çıkarılması ve yargılanması gerekiyor."

"PKK'nin silahsızlandırılmasıyla ilgili çerçeve yasanın zaman kaybetmeksizin çıkmasını önemsiyoruz"

Hatimoğulları, "Komisyonda rapor yazım aşaması tamamlandı. DEM Parti tarafından sürecin işleyişine ilişkin, 'Süreç yürüyor ama yavaş' eleştirisi yapılıyor. Sizin buradan çağrınız ne olur, bu noktadan sonra süreci ne hızlandırır?" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Bakın, bugün dünyanın birçok ülkesinden, kıtasından sosyalistler, solcular, sosyal demokratlar bir arada. Biraz önce bahsini ettiğimiz dünyanın kötü gidişatının önüne geçmek için bir toplumsal ve siyasal sorumlulukla hareket etmek üzere hepimiz buradayız. Ve bize ne görev düşer, neyi nasıl örgütleyip, neyi nasıl başarabileceğimizi konuşmak için buradayız. Bugün İran savaşı bir kez daha şunu gösterdi bize: Dünya nükleer tehdit altında. Dolayısıyla bölgenin kaynayan kazan olduğu bir yerde, Ortadoğu'da savaşın ateşinin her yeri sardığı ve daha güçlü sarma ihtimali olan bir yerde Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemle çözülmesi, Türkiye için en hayırlı olacak olan şeydir, en acil ve elzem adımlardan biridir. Bu konunun altını çok sıklıkla çizdik. Burada bir kez daha çizmiş olmak isterim. Evet, bir komisyon oluştu. Bir komisyonun oluşmasını memnuniyetle karşılamıştık. Komisyon, raporunu parlamentoya sundu. Ve şimdi beklenti parlamentonun artık yasa yapım sürecine geçmesi. Özellikle PKK'nin silahsızlandırılmasıyla ilgili, bunu geliştirecek, artıracak, sonuçlandıracak olan çok temel bir yasa var. Bir çerçeve yasadan bahsediyoruz, bir özel yasa. Bu yasanın en geniş şekilde, en kapsamlı şekilde bir an önce çıkması, bunu biz önemsiyoruz. Bunun yanı sıra Sayın Öcalan'ın bir baş aktör ve başmüzakereci olarak hala konumu tanımlanmış değil yasal ve hukuki olarak. Bunun tanımlanması önemli ve elzemdir."

"Frene basmak değil, gaza basmamız gereken bir evreden geçiyoruz"

Bunun yanı sıra tabii ki her yerde ifade ettiğimiz ve gerçekleşene kadar dilimizde tüy bitse de tekrarlamaya devam edeceğimiz birkaç husus var. Bunlardan birisi kayyım meselesi. Türkiye'de biz bu süreci görüşürken başta Kürt halkı, muhalif kesim olmak üzere onların bu sürece ikna olması için somut adımlar atılmalı. Bu adımlar yasa yapmayı gerektiren adımlar değil. Mesela kayyımın geri çekilmesi ve seçilmiş belediye başkanları ve eşbaşkanların görevlerine iadesi. Bunun yanı sıra Ekrem İmamoğlu ve diğer seçilmiş belediye başkanlarının şayet yargılanacaklarsa, tutuksuz yargılanması toplumu rahatlatacak ve gerçekten bir barış ve demokratik sürecinden bahsettiğimizde toplumdaki inandırıcılığımız o zaman daha çok artar. AİHM'in çok önemli bir kararı var. Birisi Kobanî Davası ile ilgili Sayın Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve arkadaşları için; bir diğer karar da Osman Kavala ve arkadaşları, Can Atalay'ı ve bütün Gezi tutuklularını kapsayan karar. Bu iki kararın hayata geçmesi toplumun vicdanını da rahatlatacak ve bu sürece olan inancı ve bağlılığı daha fazla artıracaktır. Bu bakımdan biz bu somut adımların atılmasını her fırsatta bıkmadan, usanmadan dile getireceğiz. Çünkü biz bu sürecin başarıya ulaşmasını istiyoruz. Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin başarıya ulaşması, sadece Kürtler için iyi olmayacak; bütün Türkiye halkları ve Türkiye için acil, elzemdir. Bölgedeki gelişmelere baktığımızda frene basmak değil, gaza basmamız gereken bir evreden geçiyoruz. Ümit ediyoruz ki bu konuda verdiğimiz bu mücadele ve kararlılık bir karşılık bulur. Yürütülen istişarelerle, bugüne kadar bir buçuk yıla yakındır devam eden diyalogla ümit ediyoruz ki karşılıklı bir sonucu birlikte elde ederiz."

Röportaj: Gülara Subaşı 

17 Nisan 2026