Eş Genel Başkanımız Tülay Hatimoğulları, Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun (KAFFED) 12. Olağan Genel Kurulu’na katıldı. Burada açıklamalarda bulunan Hatimoğulları, şunları söyledi:
Katledilen Kafkas halklarını unutturmayacağız
Değerli Federasyon başkanı, değerli dernek başkanları, Kafkas halklarının değerli temsilcileri, siyasi partilerin değerli temsilcileri hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. 21 Mayıs 1864 hafızamızda, tarihin bir karanlık sayfası. Hem de çok büyük bir karanlık sayfası olarak hafızamıza kazınmıştır. Bugün burada bu salonu dolduran siz Kafkas halkları temsilcileri olarak, koca bir soykırım ve katliamdan göç etmek zorunda kalan ve o göç yolunda ezkaza hayatta kalmayı başaran insanlar. Böyle bir acı böyle bir soykırım. Bir buçuk milyon insan, yerinden yurdundan edildi ve göç yolunda sayısız Kafkas yaşamını kaybetti. Ben bir kez daha bu soykırımda yaşamını kaybeden bütün Kafkas halklarını, Çerkesleri saygıyla anıyorum, onları asla unutmayacağız, unutturmayacağız.
Bu topraklarda ortak yaşamı farklı kültürel değerlerimizle tesis etmek istiyoruz
Anadolu toprakları misafirperver bir toprak, bir coğrafyadır. Halklar misafirperver halklardır ama ne yazık ki halkların misafirperverliği yönetimler açısından hiç de düşündüğümüz kadar demokratik, hiç de düşündüğümüz kadar eşit olmamıştır. Bu ülkede 72 milletten insan farklı halklardan ve inançlardan olarak biz bu coğrafyada hep birlikte yaşıyoruz. Ve biz ortak bir hayat için hakikaten halklar olarak gönlümüzü, yüreğimizi ve bilincimizi birbirimize açtık. Güzel komşuluklar yaptık, güzel dayanışmalar ortaya koyduk hep beraber. Ama ne yazık ki eşitsizliklerimiz de çok. Birçoğumuzun anadili bu topraklarda resmi olarak konuşulmuyor. Eğitim dili değil. Eğitim dili olmadığı için de unutmaya ve unutturulmaya yüz tutuyor. Farklı kimliklerden olabiliriz. Farklı tarihsel deneyimlere sahip olan halklar olabiliriz. Ama biz şunda hep ısrar ettik. Bu topraklarda ortak yaşamı tesis etmek için ama kendi hakkımızla, ama kendi dilimizle, ama kendi inancımızla, ama kendi kültürel değerlerimizi koruyarak, bu ortak toprakta, ortak coğrafyada bir arada yaşamayı hep umut ettik ve bunun için bizler mücadele ettik.
Kafkas halklarının anadilinde eğitim talebi haktır ve olmalıdır
Bu anlamıyla değerli Kafkas halklarının, Çerkeslerin, Adigelerin ne talepleri var? Bakın talepler uzunca yürütülmüş bir çalışmanın sonucunda ne güzel asılmış buraya ve bunun mücadelesi veriliyor. Şunu bilmenizi isterim ki DEM Parti olarak bütün halkların eşit yurttaşlık talebinin sonuna kadar yanındayız ve bunun mücadelesi, mücadelemizin merkezi konularından birisidir, böyle olmaya da devam edecek taki çözülene kadar. Çerkeslerin, Abazaların, bu topraklarda yaşayan Kafkas halklarının anadilinde eğitim talebi haktır ve olmalıdır. Kamusal güvence altına alınmalıdır. Düzce, Erciyes'te üniversitelerde ilgili bölümler var. Ama yetersiz. Bu anlamıyla sizlerin talebi olan bu bölümlerin akademik anlamda güçlendirilmesi ve buradan mezun olan insanların, burada eğitim alan insanların aynı zamanda kamusal alanlarda da çalışabilecek koşullarının oluşması bir halkın en temel talebidir. Ve bu gerçekleşmeli. Bu çok bir şey değil. Ama biz o kadar yabancılaşmışız ki bu tür taleplere, o kadar antidemokratik uygulamalarla karşı karşıyayız ki bu talebi devasa büyük bir talep gibi algılıyorlar. Oysa bu çok normal, çok sıradan bir talep ama hayata geçmiyor. Çerkesler ve bütün Kuzey Kafkasya halklarının dil, kültür, kimlik politikaları, örgütlü yapıları kabul edilmeli. Bundan daha doğal bir talep olabilir mi? Tekçiliğe, ayrımcılığa karşı ve ayrıca farklı halklara ve inançlara özel olarak kışkırtılmış olan nefret suçlarına karşı birlikte mücadele etmek, karşı durmak gerekiyor. Sevgili Hrant Dink'in ifade ettiği gibi “Bir güvercin gibi ürkek” bu topraklarda yaşamamak için, arkamıza bakarak, acaba ben güvende miyim duygusu yaşamamak için, yani bir güvercin ürkekliğini ortadan kaldırmak için devlete düşen çok büyük görev ve sorumluluklar var. Ve şunu bilmenizi isterim ki değerli Kafkas halkları, belki eksik saydım sizlerin taleplerini ama bizler tüm bu taleplerin hayata geçmesi için sadece parlamentoda bunun sözcüsü değil, aynı zamanda alanlarda, meydanlarda, toplumsal mücadelede de her daim sizlerin yanında olacağız, olmaya da devam edeceğiz.
Abhazya pasaportu Türkiye'ye girişte bir seyahat belgesi olarak kabul edilmelidir
Anavatana dönüş hakkı, bundan daha doğal bir hak var mıdır? Bu konuda Türkiye'deki özellikle Dış İşlerine çok önemli görev ve sorumluluklar düşer. Anavatana dönüş hakkının önündeki hukuki ve idari engellerin kaldırılmasıyla ilgili Türkiye'ye düşen çok önemli görev ve sorumluluklar var. Mesela Abhazya pasaportu Türkiye'ye girişte bir seyahat belgesi olarak kabul edilmiyor. Bu doğru değil. Böyle bir vatan var mıdır? Vardır. Halkları var mıdır? Vardır. Peki bunun pasaportu neden kabul edilmiyor? Bu pasaport kabul edilmeli. Pasaportun kabulü demek o halkın varlığını ve oradaki bir vatanın varlığını kabul etmek demektir. Neden bu kabul edilmesin? Ve değerli arkadaşlar eşit yurttaşlık hakkı! Zaten bahsini ettiğimiz bütün bu hakların yaşam bulabilmesi için Türkiye'de eşit yurttaşlık tanımının açık bir biçimde yapılması lazım.
Eşit yurttaşlığın yeniden tanımlanması acil ve elzemdir
Başlarken ifade ettim. Türkiye 72 halktan ve inancın bir arada yaşadığı bir ülke. Çok zengin bir coğrafya. Burası Anadolu ve Mezopotamya topraklarının aynı zamanda Kafkas halklarıyla iç içeleşmiş ve yoğrulmuş bir coğrafya. Öyle zengin bir coğrafya ki gerçekten dünyanın en zengin, en çok kimliğin bulunduğu coğrafyasından birinde yaşıyoruz. Araplar diyor ki, ben anadilimde eğitim istiyorum. Kürtler diyor ki ben anadilimde eğitim istiyorum. Çerkesler diyor ki ben anadilimde eğitim istiyorum. Bundan daha doğal hiçbir şey yoktur. Alevi diyor ki biz 30 milyona yakın Aleviler bu topraklarda yaşıyoruz. İsterse bir kişi olsun. O farklı inançtansa burada kendi inancını özgürce yaşayabilmeli. İşte bunun hukuki ve toplumsal karşılığı eşit yurttaşlıktır. Ve eşit yurttaşlığın yeniden tanımlanması bizim için acildir ve elzemdir.
Demokratik bir anayasa ihtiyacı Türkiye'de en temel ihtiyaçlardan biri
Değerli hazirun, şunu da paylaşmak isterim sizinle. Sizlerin de yakinen eminim takip ettiği bir Barış ve Demokratik Toplum Süreci Türkiye'de iki yıldır gündemde. Yani Türkiye'de Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesi için, bugüne kadar 50 yıla yaklaşan çatışmanın ve savaşın bitirilmesi için çok somut ve çok önemli adımlar atıldı. Bu anlamıyla bu atılmış olan adımların hukuki bir karşılığı olmalı. Bu kadar büyük bir örgütlü mücadele, bu kadar büyük bir güç, bir hukuki ve siyasi kazanımla sonuçlanmalı ve şimdi böyle bir evredeyiz. Bunu zorluyoruz. Şunu bilmenizi isterim ki Barış ve Demokratik Toplum Sürecinde gerek iktidarla gerekse devletle yürüttüğümüz bütün görüşmelerde eşit yurttaşlık hakkı en temel taleplerimizden birisidir. En başındadır. Yani sadece Kürt'ün hakkı talep edilmiyor orada. Orada Çerkeslerin, Romanların, Abazaların, burada sayamadığım bütün halkların ve inançların hakları talep ediliyor. Eşit yurttaşlık hakkı resmen tanımlanmazsa ve resmen bir anayasanın maddesi haline gelmezse bugün ne Kürt kazanmış olur ne herkes kazanmış olur. Ne Ermeni, ne Alevi, ne Hıristiyan, ne bir başkası kazanmış olur. Dolayısıyla demokratik bir anayasa ihtiyacı Türkiye'de en temel ihtiyaçlardan biri ve bunun hayata geçmesi için bizlerin ortak mücadele yürütmesi son derece önemli ve son derece kıymetli.
Hakları verilmeyen halkların ortak mücadele yürütme dışında bir seçeneği yok
Her halkın kendi öz örgütlenmesi, özgün örgütlenmesi şarttır ve haktır. Bunu yapmak her halkın kendi görev ve sorumluluğudur. Her halk kendi öz örgütlenmesini, özgün örgütlenmesini sağlayıp taleplerini berrak bir şekilde ortaya koyar ve bunu siyaset kurumunun önüne getirmesi son derece önemlidir. Ancak böyle hak alınır. Hiç kimse, hiçbir halka hakkını altın tepsiyle sunmaz. Bütün halklar tarih boyunca mücadele ettikçe, örgütlendikçe toplumsal taleplerini, siyasal talep haline getirmeyi başardıkça başarmıştır ve yol almıştır. Böyle yol alabiliriz. Bu bağlamda bizler Barış ve Demokratik Toplum Sürecini örgütlemeye çalıştığımız, buradan bütün halklar açısından somut kazanım elde etmeye çalıştığımız bu süreçte siz Kafkas halklarının desteği ve dayanışması da son derece önemli. Yani bizim birbirimize ihtiyacımız var. Yani bu topraklarda eşit yurttaşlık talep eden, bu toprakta dili, dini, varlığı inkar edilen, yok sayılan, hakları resmi olarak verilmeyen bütün halkların ortak bir mücadele yürütme dışında bir seçeneği yok. Ve ben şuna yürekten inanıyorum. Örgütlü mücadeleden ve ne istediğini net olarak bilip bunun mücadelesinin etrafında güçlü bir şekilde örgütlenmek ve kenetlenmek, aynı zamanda farklı halkların ve inançların birbirini gören, birbirine bakan, birbirine el uzatan, en büyük sorun benim sorunumdur deyip köşesine çekilen değil, tam tersi Kürt'ün Kafkas halklarına, Türk'e el uzatması, el ele tutuşması, o dayanışmayı, o güçlü dayanışmayı ortaya koyması Türkiye'nin demokratikleşmesinin önünü ardına kadar açacaktır. Buna inanıyorum. Daha demokratik, daha eşitlikçi, dillerimizi özgürce konuştuğumuz, inançlarımızı özgürce yaşayabildiğimiz, demokratik bir Türkiye'yi, demokratik bir cumhuriyeti hep birlikte inşa etmek umuduyla kongrenizi bir kez daha selamlıyorum ve bugüne kadar emek veren sayın başkanımıza ve bütün yönetim kuruluna emeklerine sağlık diyorum. Yeni seçilecek arkadaşlarımıza başarılar diliyorum. Dayanışmayla kalın, sevgiyle kalın.
8 Kasım 2026
