Eş Genel Başkanımız Tülay Hatimoğulları, yerine kayyım atandıktan sonra ceza verilen Hakkari Belediye Eşbaşkanımız Mehmet Sıddık Akış ve önceki dönem Hakkari Belediye Eşbaşkanımız Cihan Karaman’ı Van Cezaevinde ziyaret etti. Ziyaretin ardından açıklama yapan Hatimoğulları, şunları söyledi:
Hakkari’de DEM Parti’nin kazanmasını hazmedemediler
Bugün Van’da cezaevi kapısındayız. Seçilmişlerimizin tutuklandığı, siyasetçilerin içeride tutulduğu bir dönemin hala yaşanıyor olması gerçekten son derece üzücü ve kabul edilemez bir durumdur. Bunu öncelikle belirtmek istiyorum. Bugün sevgili Cihan Karaman ve Hakkari Belediye Eşbaşkanımız Mehmet Sıddık Akış’ı ziyaret ettik. Mehmet Sıddık Akış, belediye seçimini büyük bir başarıyla kazanan belediye eşbaşkanımızdır. Seçimlerden 2 ay sonra gözaltına alındı, tutuklandı. Daha önce 19 buçuk sene ceza verildi ama üst mahkeme, yerel mahkemenin kararını bozmuştu. Şimdi yerel mahkeme yine aynı şekilde 30 Nisan’da 19 buçuk yıl hapse mahkum etti. Bunu kabul etmek mümkün değil. Mehmet Sıddık eşbaşkanımızın cezaevinde olma sebebi, seçimlerden 60 gün sonra gözaltına alınıp tutuklanma sebebi çok net ortada. Hakkari, bir sınır kentidir. Mevcut iktidar sınır kentindeki belediyeyi ve Kürt kenti olan bir belediyeyi kazanmak için bütün var gücünü seferber etti. Neredeyse o seçimlerde Ankara, Hakkari’ye taşındı. Seferberlik ilan etmelerine rağmen, ciddi anlamda maddi kaynak harcamalarına rağmen bu seçimi yüzde 50'nin üzerinde oy alarak DEM Parti kazandı. Bunu hazmedemediler. Sadece 60 gün dayanabildiler ve daha sonra Mehmet Sıddık eşbaşkanımız gözaltına alınıp tutuklandı ve belediyeye kayyım atandı. Bunu kabul etmek mümkün değil.
Mehmet Sıddık Akış’a verilen ceza kararı barış sürecini sabote eden karardır
Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı'nın Sayın Öcalan tarafından yapıldığı bir zamanda, bu süreçle ilgili görüşmeler devam ederken ve esasen bir çerçeve yasa beklenirken bu kararın 30 Nisan'da açıklanmış olması ayrıca kabul edilemez ve barış süreciyle son derece uyumsuz bir karardır. Bizler bu kararları barış sürecini sabote eden kararlar olarak görüyor ve değerlendiriyoruz. Oysa biz barış için gece gündüz çalışıyoruz. Oysa bu topraklara demokrasi gelsin diye gece gündüz çalışıyoruz, emekler veriyoruz. Toplumun bu anlamıyla çok önemli umutları var. Ama ne yapıyor birileri? Mehmet Sıddık eşbaşkanımıza haksız ve hukuksuz bir şekilde verilmiş ve daha önce bozulmuş olan karar yenileniyor ve 19,5 sene hapse mahkum ediliyor. Gerekçeleri nedir biliyor musunuz? Ortaya koymaya çalıştıkları hukuki gerekçeleri nedir biliyor musunuz, tırnak içinde söylüyorum, çünkü hiçbiri hukuki değil. Siyasi parti faaliyetleri sorgulanıyor. Bizler siyasi partilere mensup insanlar olarak, milletvekilleri olarak, yöneticiler olarak, belediye eşbaşkanları, belediye yöneticileri olarak elbette siyaset yapacağız. Siyaset yapmayacak olsak neden partide bir görev ve sorumluluk üstlenelim ki? Demokratik zemindeki siyaseti bir suç gerekçesi haline getirerek sayısız insan tutuklanmış durumda. Bunlardan biri de Hakkari Belediye Eşbaşkanımızdır ve Van'da şu anda cezaevindedir.
Hakkari'ye üvey evlat muamelesi yapılıyor
Değerli arkadaşlar, Hakkari neden özel olarak hedef seçildi? Bunun altını bir kez daha çizmek istiyorum. Birincisi sınırda bir Kürt kenti. İkincisi gerçekten iktidar son derece büyük bir seferberlik ilan ederek orada belediye kazanmak istedi. Kazanamadılar. Üçüncüsü DEM Parti son derece örgütlü ve güçlü bir şekilde çalışmalarını orada yürütüyor. Siyaseten halktan rızalık alamadıklarını kayyımla almaya çalışıyorlar. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Ve bugün Hakkari'ye adeta üvey evlat muamelesi yapılmaya devam ediliyor. Bakın bir aya yakın Van Hakkari yolu kapalı kaldı. Hakkarililer hastanelere bile hastasını getiremez bir halde kaldı bir ay. Ve bunu biz parlamentoda dile getirdik. Parlamentoda dile getirilmesine rağmen kayyım vali üzerine düşen görev ve sorumluluğu yapmadı. Çünkü kayyım vali Hakkari halkına adeta işkence edercesine o yolun yapılması için gerekli girişimlerde bulunmadı. İşte bu da Hakkari'ye nasıl bir üvey evlat muamelesi çekildiğinin bir göstergesi.
Kayyımlar bu süreçte geri çekilmelidir, seçilmişler görevlerine iade edilmelidir
Bakın başka belediyelerimize de kayyım atandı. Şimdi Van'dayız. Van 14-0 kazanılmış bir ilimizdir. DEM Parti bütün belediyeleri almıştır. Ancak yine bu büyük başarıyı hazmedemeyenler ilk etapta seçimden hemen sonra belediye eşbaşkanımıza mazbatasını verilirken sorun çıkardılar ve daha sonra halkın gücüyle alınan mazbata, kayyım gücüyle geri alınmak istendi. O mazbatayı resmen almış olabilirsiniz. Ama Van halkının iradesine ipotek koyamadınız, koyamazsınız. Seçilmiş belediye eşbaşkanlarımız halkın seçtikleridir. Bunu herkes böyle bilecek. Şu bir gerçek ki, kayyımlarla hiçbir denklemi değiştiremezsiniz. Bugün DEM Parti'nin kazanma ihtimali yüksek olan belediyelerin birçoğuna seçimlerde kayyım seçmen de taşıdığınızı biliyoruz. Buna rağmen belediyeler kazanıldıysa bu büyük bir zaferdir. Bu zaferi hazmedemeyenler atanmışları seçilmişlerin yerine getirerek belediye yönetmeye kalkıyorlar. Bu kabul edilemez. Bakın tekrar altını çiziyorum. Demokrasinin olduğu yerde seçme ve seçilme hakkı asla vazgeçilmeyecek olan bir haktır. Türkiye erken dönemde seçme ve seçilme hakkına kavuşmuş bir ülkedir. Ve kayyımlar yani seçilmişin yerine atanmışı getirmek demek otoriterliğin ta kendisidir. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Ve buradan çağrımızı yineliyoruz. Bütün kayımlar bu süreçte geri çekilmelidir. Seçilmişler görevlerine iade edilmelidir.
Kayyım yasası lağvedilmeli
Mehmet Sıddık Belediye Eş Başkanımız serbest bırakılmalıdır. Görevine iade edilmelidir. Özellikle barış ve demokratik toplum çağrısının gerçekleştiği bu süreçte atılacak en önemli adımlardan birisi kayyım yasasının lağvedilmesi ve bütün seçilmişlerin görevlerine iade edilmesidir. Bu talebi sadece DEM Partili Belediye Eşbaşkanları için istemiyoruz. Bu talep bütün seçilmişler içindir. Bu talep aynı zamanda şu anda Silivri'de tutuklu bulunan CHP'li Belediye Başkanları içindir de. Onlar da serbest bırakılmalı ve görevlerine iade edilmelidir. Şayet bir yargılama süreci gerçekleşecekse bu yargılama süreci tutuksuz bir şekilde gerçekleştirilmelidir. Kaçma ihtimali hiç olmayan insanların kaçabilir gerekçesiyle tutuklu yargılanmaları da kabul edilemez. Bugün demokrasinin asgari koşulu seçme ve seçilme hakkının korunması, sandık hakkının korunmasıdır. Bu sadece belediyelerin ve partilerin haklarını, seçilmişin hakkını korumak değil. Seçenin de hakkını yani yurttaşın hakkını da korumaktır. Bu bakımdan bizler tekrar altını çiziyoruz. Mutlaka ve mutlaka kayyım yasası lağvedilmeli, bütün seçilmiş belediye başkanları ve belediye eşbaşkanları görevlerine iade edilmelidir. Hasta tutsaklar özgürlüğüne kavuşmalıdır.
Cihan Karaman ve Mehmet Sıddık Akış’tan Amedspor’a tebrik
Değerli basın emekçileri, değerli halkımız şunu da ifade etmek istiyorum. Önceki dönem Hakkari Belediye Eşbaşkanımız Cihan Karaman ve şimdiki Belediye Eşbaşkanımız Mehmet Sıddık Akış'ın sağlıkları son derece iyiydi. Moralleri son derece yüksek ve başta Hakkari halkı olmak üzere bütün halklarımıza selam ve sevgilerini ilettiler ve Amedspor'u kutladılar. Buradan da onların kutlama mesajlarını paylaşmak istiyorum. Her iki belediye eşbaşkanımız Amedspor'u yürekten kutladılar ve şunu iletmemizi istediler. Amerspor sadece Amed'in takımı değil. Amedspor Kürt halkı başta olmak üzere bütün halkların ortak takımıdır ve bu başarısı büyük bir gurur ve büyük bir moral yaratmış. Onların bu kutlama mesajlarını da buradan paylaşmak istedim.
Arkadaşlarımıza sözümüz olsun, mücadelemiz devam edecek
Buradan cezaevinde tutuklu bulunan sevgili Selahattin Demirtaş'a, Figen Yüksekdağ'a, Ayşe Gökkan'a, Leyla Güven'e ve onların şahsındaki bütün tutuklu arkadaşlarımıza selam ve sevgilerimizi gönderiyoruz. Şunun sözünü bir kez daha veriyoruz. Sizler özgür olana dek bu mücadele devam edecek. Bu topraklara kalıcı bir barış gelene dek, onurlu bir barış gelene dek, demokrasi tesis edilene dek, hukuk ve adalet gerçek anlamda tecelli edene dek mücadelemiz devam edecek. Özgür günlerde buluşmak dileği ile.
7 Mayıs 2026
