Hatimoğulları: “Öcalan’a özgürlük” sloganı, Newroz alanlarının ortak sloganı oldu

İstanbul'daki Newroz kutlamasına katılan Eş Genel Başkanımız Tülay Hatimoğulları, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi: 

Bugün Newroz’un kalbi İstanbul’da atıyor

Merhaba ezilenlerin, kadınların, işçilerin, emekçilerin kenti İstanbul! Yedi tepesiyle, camisiyle, sinagoguyla, kilisesiyle, cemeviyle bütün halklara ve inançlara ev sahipliği yapan İstanbul merhaba. Merhaba Cumartesi Anneleri, Barış Anneleri, “Jin, jiyan, azadî” felsefesiyle alanları mücadeleleriyle dolduran kadınlar. Merhaba Rahşanların, Mazlum Doğanların yol arkadaşları; Denizlerin, Mahirlerin, Kaypakkayaların, Behice Boranların, Hikmet Kıvılcımlıların, Leylaların, Qazi Muhammedlerin devrimci yoldaşları. Merhaba hepinize! Dün Newroz’un kalbi Amed’de, Mahabad’da, Hewlêr’de, Süleymaniye’de, Kobanî’de attı. Bugün Newroz’un kalbi İstanbul’da atıyor. Aç kalana aş, çaresiz kalana derman, dışlanana yuvasın sen İstanbul. Her bijî İstanbul. Barış mücadelesinde yitirdiğimiz sevgili Sırrı Süreyya Önder’i huzurunuzda saygı ve minnetle anıyorum. Geçtiğimiz günlerde Kobanî’de yitirdiğimiz değerli Salih Müslim’i, Bavê Welat’ı saygıyla anıyorum. Salih Müslim’in cenaze töreni için Türkiye’den bir heyetle Kobanî’ye gittik. Kobanî’den sizlere kucak dolusu selamlar getirdik. Newroz alanından Kobanî’ye alkış ve zılgıtlarımızla binlerce selamımızı gönderelim. 

Newroz şahit olsun ki bu coğrafyada demokratik cumhuriyeti inşa edeceğiz

Bu Newroz, ülkenin dört bir yanında sadece iktidara değil bölge ve dünyadaki bütün güçlere önemli mesajlar vermektedir. Bu Newroz milyonların adalet, barış ve refah talebidir. Newroz her dilde barışın adıdır. Demokrasinin, özgürlüğün nişanesidir. Bu Newroz isyandan inşaya geçişin ilk eşiğidir. Ortadoğu'da ezilenlerin gündüzünü geceye çevirmek istiyorlar. Her acının test bölgesi ne yazık ki Ortadoğu oluyor. Kürtler, Türkler, Araplar, Farslar, Azeriler, Çerkesler, Süryaniler, Yahudiler, Hıristiyanlar, Aleviler, laikler, sekülerler… Direnişleriyle bölgede var oluyor halklar. Bizler 21. yüzyılın Dehaqlarına karşı devrimci Kawaların mücadelesiyle bir aradayız ve zafere ulaşacağız. Bu zafer halkların zaferi olacaktır. Newroz’un direnişi ve mücadele tarihi şahit olsun ki bizler bu coğrafyada, bu ülkede demokratik cumhuriyeti hep beraber inşa edeceğiz. 

Temenniler bitmeli, somut adımlar atılmalıdır

27 Şubat, demokratik cumhuriyet yolunda halkların ortak geleceğine atılmış çok önemli bir adımdır. Bu topraklarda yeni bir başlangıç yapıyoruz. Eşitliğin, özgürlüğün ve kardeşliğin başlangıcını yapıyoruz. Artık yaraları konuşma değil, yaraları iyileştirme ve sarma zamanıdır. Çatışma değil müzakere, inkar değil demokratikleşme diyoruz. Biz demokrasi ve adaletin güçlendirdiği onurlu bir barıştan yanayız. Bu ülkenin geleceği düşmanlıkla değil ortak bir yaşam mücadelesiyle mümkündür. Bu ülkeye gerçek bir hukuk gelmeli, gerçek bir adalet işlemelidir. Artık otoriter dil susmalı, demokratik siyasetin dili konuşmalıdır. Barış sürecinde sözler ve temenniler artık bitmeli, somut adımlar atılmalıdır. 

Amed barışa, İstanbul demokrasiye adaletle ulaşır

Amed’in barış talebi, İstanbul’daki demokrasi talebinin kendisidir. Amed, İstanbul'un ikizidir; bir elmanın birbirinden ayrılmaz iki yarısıdırlar. Amed’in barışının, İstanbul'un demokrasisinin yeri mahkeme salonları olamaz. Amed barışa, İstanbul demokrasiye adaletle ulaşır. İşte Ankara, İstanbulluları buradan duymalı. Sizler İstanbul'un yurttaşları olarak; Kürtler, Türkler ve bütün halklardan insanlar olarak İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun, Figen Yüksekdağ'ın, Selahattin Demirtaş'ın hapiste olmasını kabul ediyor musunuz? Ankara, halkın sesini duymalı ve artık bu hukuksuzluklar son bulmalıdır. Kayyımlar gitmelidir. Belediye başkanları tutuksuz yargılanabilir. Cezaevindekiler derhal bırakılmalıdır. Belediye başkanları, belediye eşbaşkanları derhal görevlerine iade edilmelidir. Halkına kavuşmalıdır. Newroz meydanında, milyonların şahitliğinde bir kez daha diyoruz ki devlet ve iktidar halkın sesini duymalıdır; barış, özgürlük ve demokrasi talebini duymalı ve adım atmalıdır. 

Bu başarı Mazlumlarındır; 12 metrekarelik hücresindeki Sayın Öcalan’ın başarısıdır

Kürt halkı 100 yıl önce İstanbul'da yabancıydı, bir penaberdi. 50 yıl önce sizler Taksim'de Kürtçe müzik dinlemek için kasetleri cebinizde saklardınız. Gizli gizli dengbêjleri dinlemek durumundaydınız. Oysa şimdi siz değerli Kürt halkı, sadece Türkiye'de değil dört parçada artık belirleyen bir halksınız. Onurlu bir halk olarak mücadeleyle kendinizi var ettiniz. Ne mutlu size! Ortadoğu'nun kilit aktörü olan ve Türkiye'de demokrasi mücadelesinin öncülüğünü yürüten değerli Kürt halkı, bunlar kolay kazanılmadı. Bunu siz değerli halkımız en iyi bilenlersiniz. Bu başarı Newroz meydanlarını dolduran, direnen, bedel ödeyen siz değerli halkımızın başarısıdır. Bu başarı, Diyarbakır zindanlarında üç kibrit çöpüyle bir halkı aydınlatan Mazlumların başarısıdır. Bu başarı, 12 metrekarelik hücresinde Türkiye'ye barışı, Kürtlere özgürlüğü, Ortadoğu’ya demokrasi pusulasını sunan Sayın Abdullah Öcalan'ın başarısıdır. Buradan milyonlar olarak Sayın Abdullah Öcalan'ın Newrozunu hep birlikte kutlayalım mı? Newroz pîroz be! Newroz pîroz be! İmralı duysun, Sayın Öcalan'a duyuralım.

“Öcalan’a özgürlük” sloganı Newroz alanlarının ortak sloganı oldu

Değerli halklarımız bu yağmur ve çamur altında bizler büyük bir kararlılıkla mitingimize devam ediyoruz. İşte bir halkın direnişinin, inadının göstergesidir bu meydan. Ve milyonların buluştuğu Newroz meydanından çağrımızı yapıyoruz. Çağrımız iktidara ve devletedir: Kürt halkı, kendi ülkelerinin başkentleriyle demokratik entegrasyona hazırdır. Ankara barışın sesine kulak vermelidir. Yasal adımlar atmalıdır. Sayın Abdullah Öcalan'ın özgür yaşar ve çalışır bir pozisyona gelmesi sağlanmalıdır. Milyonlar alanlarda, meydanlarda ve Newroz’un ortaklaştığı bir slogan oldu: "Sayın Abdullah Öcalan'a özgürlük!"

Kürt sorununun demokratik çözümü için muhalefet elini taşın altına koymalıdır

Bir çağrımız muhalefetedir: Kürt sorununun demokratik çözümü için muhalefetin rolü vazgeçilmezdir. Bu rolü oynamak sadece iktidara yürümek değil, gelecek yüzyıla damga vurmak demektir. Buyurun, rota belli, elinizi taşın altına koyun. 

Bir çağrımız toplumadır: Gelin, Ankara'yı beklemeden, Türkiye'nin bütün kentlerinden; Trabzon'dan, Tekirdağ'dan, Yozgat'tan, Çorum'dan işçilerle, emekçilerle, Türkiye halklarıyla, kadınlarla, doğa ve insan hakları savunucularıyla hep birlikte barışı sokaklarda haykıralım. Bütün Türkiye sokaklarını barış talepleriyle yankılandıralım hep beraber.

2026 yılında milyonlarla beraber barışın ve demokrasinin meşalesini yakacağız

Herkes şunu bilsin ki biz en başta siz değerli halkımıza güveniyoruz. Kendimize güveniyoruz, siyaset mücadelemize güveniyoruz. Siyasi hattımıza güveniyoruz. Bizler her şeye rağmen ayaktayız. Yok sayıldık, var olma mücadelesi verdik. Bize boyun eğdirmeye çalıştılar. Asla zalimlere karşı boyun eğmedik. İşte bugün direnenlerin büyük zaferi için daha büyük çalışmanın ve daha büyük örgütlenmenin tam zamanıdır. 2025'te silahlar bırakıldı, 2026 yılında milyonlarla beraber barışın ve demokrasinin meşalesini yakacağız. Cemre toprağa düştü, suya ve havaya düştü. Bugün de bizler Newroz meydanından barış cemresini bu topraklara hep beraber armağan edeceğiz. Newroz ruhuyla yürüyeceğiz. Özgürlük ve demokrasi için hep birlikte el ele olmaya devam edeceğiz. Ne demişti büyük Ozan? “Boşuna çekilmedi bunca acılar. Büyük ve sakin Süleymaniyenle bekle. Bekle zafer şarkılarıyla geçişimizi. Bekle bizi İstanbul”. Bekle bizi İstanbul. Sen bize yakışırsın, biz sana yakışırız. Sen Newroz kitlesine yakışırsın, Newroz kitlesi sana yakışır İstanbul. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Newroz Pîroz Be!

22 Mart 2026