Çukurova Emek ve Demokrasi Güçleri, Halep’te Kürt mahallelerine yönelik saldırılara ilişkin “Suriye’deki Katliamlara Geçit Vermeyeceğiz” başlığıyla Hatay Yayladağ Sınır Kapısında basın açıklaması yaptı. Açıklamaya, Eş Genel Başkanımız Tülay Hatimoğulları, DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, HDK Eşsözcüsü Meral Danış Beştaş, ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak, SYKP Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, Yeşil Sol Parti Eş Genel Başkanı Didem Göçer, TÖP PM Üyesi İpek Karanfil, SODAP MYK Üyesi Orhan Kok ve DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete katıldı.
Burada konuşan Hatimoğulları, şunları söyledi:
.مرحباً أيها الأصدقاء الأعزاء
.أحييكم جميعاً بكل احترام ومحبة
.نحن اليوم هنا في يايلاداغي، على الحدود السورية. ومن هذا المكان نوجّه رسالة
.نوجّه رسالة إلى سوريا، إلى حلب، إلى دمشق، وإلى روج آفا. كما نوجّه رسالتنا إلى الشرق الأوسط بأكمله، وإلى العالم أجمع
.رسالتنا اليوم رسالة عظيمة؛ إنها رسالة سلام
.هذه الرسالة موجهة بشكل خاص إلى أهالي حي الشيخ مقصود والأشرفية
في العام الماضي، ارتُكبت مجازر بحق العلويين على طول الشريط الساحلي، من اللاذقية إلى حماة ثم حمص. وقد قُتل الآلاف من الأبرياء، من النساء
.والأطفال والمدنيين العُزّل
ثم استُهدف الدروز؛ قُتل
.كبار السن، وقُصّت لحاهم، ومورِس ضدهم عنفٌ شديد ووحشي. نحن نرفض ذلك رفضاً قاطعاً
وبعد ذلك بدأ الهجوم على الشعب الكردي، هذا الشعب العريق في هذه الجغرافيا. واليوم يُقتل المدنيون والأطفال في حلب، وفي الأشرفية، .وفي الشيخ مقصود
من هنا، ننادي العالم أجمع، وننادي سوريا ودمشق: على كل من يدعم حكومة دمشق أن يسمع هذه الرسالة، وأن يتحمّل مسؤوليته، ويتصرّف بناءً عليها.
.كلمتنا الأخيرة واضحة: رسالتنا هي رسالة السلام، والحق، والقانون، وأخوّة الشعوب
.لكل الشعوب دون استثناء: الأكراد، الأرمن، العلويون، المسيحيون، والسنة. لا فرق بيننا أبداً
نحن ندافع عن الأخوّة، وندافع عن نظام ديمقراطي في سوريا وفي تركيا
Halep’te Kürt halkına yapılan saldırı demokrasi ve barış sürecine sıkılan bir kurşundur
Bugün bizler bütün dünyaya, Suriye’ye ve Şam’a Suriye’nin sınırından, Yayladağ Sınır Kapısından sesleniyoruz. İki hafta önce yine burada savaş karşıtları, barış yanlıları, Alevi kurumları, demokrasi güçleri mesajlarını iletmişler, Alevi katliamını protesto etmişlerdi. Aradan günler geçtikten sonra Şex Maqsut’ta ve Eşrefiye’de Kürt halkına dönük bir katliam başlatıldı. Bu katliamı kabul etmek mümkün değildir. Suriye’de SDG güçleri ve Şam yönetimi arasında 10 Mart Mutabakatı görüşmeleri hala devam ederken ve Halep özelinde 1 Nisan Anlaşması gerçekleşmişken, diyalog masasında hala oturuluyorken Halep’te bu saldırıların başlatılması, Halep’teki yeni dönemin ve beklenen demokratik entegrasyonun önünde büyük engeller oluşturmayı hedeflemiştir. Halep’te Kürt halkına yapılan saldırı, demokrasi sürecine ve barış sürecine sıkılan bir kurşundur. Asla kabul etmiyoruz. Kürt halkı ne Şam’da ne Halep’te ne Rojava’da ne Suriye’nin tamamında ne de Türkiye’de yalnız değildir. Bugün Türkiye’deki bütün demokrasi güçleriyle buradayız ve dayanışmamızı buradan bir kez daha iletiyoruz.
Kadın savaşçının işkence edilerek binadan aşağı atılmasının hiçbir dinde yeri yoktur
Suriye’de gerçekleşen bu katliamlar, Kürt halkının orada kanını döken bu anlayış, bütün dünyanın gözü önünde IŞİD armalarıyla oraya gelenlerin de olduğunu gösteriyor. Suriye Milli Ordusu, HTŞ, El Kaide ve El Nusra'ya bağlı paramiliter güçlerin de bu operasyonlarda yer aldığı bilgisi bütün dünya tarafından bilinmektedir. Bizler bunu kabul etmiyoruz. Hele de bir kadın savaşçının işkence edilerek binadan aşağı atılması ne bir dinde ne bir vicdanda ne bir mezhepte vardır. İnsanım diyen hiç kimsenin kabul edebileceği bir şey değildir. Bakın, böyle bir uygulama savaş hukukunda dahi yoktur. Savaş hukuku dahi bunu reddeder. Buradan bir kez daha biz kadınlar olarak Rojava'da, Halep'te direnen bütün kadınlara binlerce selam gönderiyoruz. Binlerce kez selam olsun oradaki kadınlara.
Türkiye’nin iç barışını Hatay Yayladağ Sınır Kapısından Edirne Sınır Kapısına kadar önemsiyoruz
Bugün MHP Genel Başkanı grup toplantısında bu konuyu gündeme aldı. Bugünkü konuşmasında DEM Parti’ye dönük de kimi eleştiriler sundu. Biz buradan bir kez daha diyoruz ki bizler Türkiye’nin iç barışını mevcut olan bütün siyasi partilerden daha fazla önemsemekteyiz. Bizler Türkiye’nin iç barışını Hatay Yayladağ Sınır Kapısından Edirne Sınır Kapısına kadar önemsiyoruz. Orada Kürt kanı akmadı diyorlar. Yanlış. Orada Kürt’ün de kanı aktı, Alevi’nin de kanı aktı; orada Arap, Sünni, Hıristiyan ve Dürzi’nin de kanı aktı. Keşke akmasaydı. Keşke biz bu konuşmaları yapmak zorunda kalmasaydık.
İktidar sözcülerini Halep’teki savaşı kışkırtan değil, barışa ve diyaloğa hizmet eden bir dil kullanmaya davet ediyoruz
DEM Parti olarak, Türkiye’deki sürecin onurlu bir barışla taçlanması için kim ne derse desin çizgimizden asla vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Bu yaşanan provokasyonlara ilişkin hükümetin sözcülerinin adeta katliamın önünü açan, kışkırtan, destekleyen, dayanışan mesajlarına eyvallah, baş göz üstüne mi diyelim? Demeyeceğiz. Bu mesajlara karşı çıkıyoruz. Yanlış buluyoruz. Suriye politikasının nasıl olması gerektiğini ağzımızı açtığımız her an ifade ettik. Tertemiz, yalın, düzgün bir dille ifade ettik. Burada bir kez daha ifade ediyoruz. Suriye'deki çatışmalara, oradaki ateşe kimse körükle yaklaşmamalıdır. Türkiye'de mevcut olan iktidar sözcülerini, oradaki savaşı ve çatışmayı kışkırtan değil; tam tersine oradaki ateşi soğutacak, barışa ve diyaloğa hizmet edecek bir dil kullanmaya davet ediyoruz. Ve biz buradan soruyoruz: Bu dilin neresi sorunlu acaba? Bu dilin neresi sorunlu? Barışa hizmet edin diyoruz. Gelin, barışa hep beraber hizmet edelim diyoruz. Suriye'de yanan ateşe körükle gitmek yerine bir damla su olalım, o ateşi söndürelim diyoruz. Bunun neresi iç barışa karşı yapılmış bir konuşmadır?
Halep'te yaşananları asla kabul etmiyoruz
Buradan bir kez daha Türkiye'deki bütün siyasi güçleri ve bütün devlet bürokrasisini, bu süreçte barış ve diyaloğu tesis etmek üzere bir pratik içinde olmaya ve bir dil kullanmaya davet ediyorum. Ve bir kez daha diyoruz ki Halep'te yaşananları asla kabul etmiyoruz. Orada yaşamını yitiren bütün Kürt yurttaşlarımızın ailelerine, Kürt halkına ve Suriye halklarına başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz ve yaralılara acil şifalar diliyoruz. Ümit ediyoruz ki bizler bu sınır kapısından bir gün Suriye topraklarına güle oynaya geçebiliriz. Barışın o topraklarda nasıl tesis edildiğini görmek üzere ziyaretlerimizi gerçekleştirebiliriz. Bugün Türkiye'nin dört bir yanından gelen kurum temsilcilerine, Barış Annelerimize ve barış mücadelesi veren siz değerli halklarımıza sonsuz teşekkürlerimizi sunuyorum. Mutlaka kazanacağız, mutlaka kazanacağız. Mutlaka bu topraklarda barışı hep beraber tesis edeceğiz. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
13 Ocak 2026
