Hatimoğulları: Tunç elinin değil, barış elinin konuşması gereken bu dönemde Dersim ismi iade edilmelidir

Eş Genel Başkanımız Tülay Hatimoğulları, Dersim Tertelesinin 89. yılı dolayısıyla Dersim’de yapılan açıklamaya katıldı. Dersim Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı'na yürüyen kitle daha sonra bir açıklama yaptı. Burada konuşan Hatimoğulları, şunları söyledi:  

Dersim Katliamını unutmayacağız, unutturmayacağız

Dersim’de yitirdiğimiz bütün canları saygı ve minnetle anıyorum. Bu coğrafya çok sayıda Alevi katliamına tanıklık etti. Koçgiri, Dersim, Çorum, Sivas, Gazi… Suriye’de İştebrak ile başlayan ve yakın zamanda Lazkiye ve sahil kentlerinde süren Arap Alevilerine dönük yine çok büyük bir katliama tanıklık ettik. Bu katliamlarda yitirdiğimiz bütün canları bir kez daha saygıyla, minnetle anıyorum. Unutmayacağız, unutturmayacağız. Bu söz basit bir slogan değil. Bu söz bir ajitasyon değil. Bu söz, gerçek bir tarihsel hesaplaşmanın ve yüzleşmenin olması gerektiğini ifade ediyor. Bizler Dersim’i ve bütün Alevi katliamlarını asla unutmayacağız, unutturmayacağız.

Gülistan Doku meselesi Alevilere ve Kürtlere yönelik asimilasyonun bir başka boyutu

Dersim üzerinde 100 yıldır büyük bir oyun oynanıyor. Dersim tarihi, katliamlarla dolu olduğu kadar, toplumda çürüme yaratmaya çalışan özel politikalarla da sistematik bir asimilasyon politikasıyla da doludur. Bu sistem ve devlet anlayışı katliamla asimile edemediği Dersim’de, çete ve uyuşturucu örgütlenmeleriyle toplumu içeriden çözmeye çalışarak asimile etmeye çalışıyor. Gülistan Doku ile ilgili yaşanan basit bir olay değil. Bu, sıradan bir cinayet değil. Arkasında devletin birçok kurumunun ortaya çıktığı görülüyor. Sadece Gülistan Doku değil; aynı zamanda Rojwelat Kızmaz, Rojin Kabaiş ve şimdi sayamadığım çok sayıda kadın cinayeti bu çürümüşlüğün, Alevilere ve Kürtlere dönük bu asimilasyon politikasının bir başka boyutu, bir başka veçhesi. Bir yandan tarihsel anlamda bir yüzleşmeyi talep ederken, bir yandan da toplumu çürütmek isteyen bu anlayışa karşı çok daha örgütlü ve güçlü bir mücadelenin içinde olma görev ve sorumluluğumuz var.

İktidarın Tertelenin yıldönümünde Dersim’de yaptığı toplantı Alevi soykırımının üstünü örtmektir

Biz burada bu anmayı gerçekleştirirken hemen yanı başımızdaki bir cemevinde başka bir toplantı var. Bu toplantı, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından organize ediliyor. Türkiye ve Avrupa’dan çağrılan 130 -dede demedikleri için- cemevi uzmanıyla toplantı halindeler. Israrla altını çizdiğimiz bir nokta var ki Alevilik, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlanacak bir kenar süsü değildir. Alevilik basitçe ifade edilecek bir kültürel tanım değildir. Alevilik bir inançtır. Alevilerin ibadethaneleri cemevleridir. Bakanlığa bağlı bu oluşum, asimilasyon politikasının bir başka boyutunu Dersim’e ve bütün Alevi toplumuna taşımıştır. Bugün yapılan bu toplantıyı protesto ediyoruz. AKP iktidarının simgeler ve imgeler üzerinden siyaset ürettiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Tam da Dersim Tertelesinin yaşandığı 4 Mayıs’ta Dersim’de bu toplantıyı yapmak demek Alevi soykırımının üstünü örtmek demektir. “Biz bununla yüzleşmeyeceğiz” demektir. Bunun üzerinden siyaset yapılacağı, asimilasyon politikasının başka bir boyuta taşınacağı anlamına gelmektedir. Bunu kabul etmek asla mümkün değildir. Alevilerden rızalık alınmadan gerçekleşen bir toplantıdır. Oradaki Alevi dedelerine, o 130 şahsa özel olarak seslenmek istiyorum: Bu hatadan vazgeçin. Alevilikte “düşkünlük” olarak tanımlanan hatadan vazgeçin. Esasen o toplantıyı derhal terk etmeniz gerekiyor.

Dersim Katliamı ile yüzleşilmeli, Dersim halkından özür dilenmelidir

Para, pul ve birçok argümanla Alevi dedelerini kendi memurları haline getirmek isteyen anlayışı asla kabul etmiyoruz. Aleviler devletin Alevi’si ya da sistemin makbul Alevileri olmayacak. Bunu bu sistem de bu devlet de bilmelidir. Aleviler katliamlara boyun eğmedi. Dersim halkı onurunu korudu. Birçok katliama rağmen Aleviler onurunu ve inancını sonuna kadar korudu ve korumaya da devam edecek. Hangi yöntemle Alevilerin üzerine gelirseniz gelin kendi inançlarını korumaya devam edecek. Dersim halkı başta olmak üzere Alevi toplumunun ortak taleplerini bir kez daha burada sıralamak istiyorum. Dersim Katliamı ile yüzleşilmelidir. Meclis’te bir yüzleşme komisyonu ve hakikati araştırma komisyonu derhal oluşturulmalıdır. Dersim halkından hakiki bir şekilde özür dilenmelidir. Özür dileyecek olan da gelip burada tertelenin yıldönümünde alternatif bir çalışma yürütmez. Bu alternatif çalışma anlayışından vazgeçmek gerekiyor. Asimilasyon politikasından vazgeçilmelidir. Dersim halkından hakiki bir şekilde özür dilenmelidir.

Tunç elinin değil, barış elinin konuşması gereken bu dönemde Dersim ismi iade edilmelidir

Kefensiz yatan Dersimliler var. Dersim Katliamında yitirdiğimiz canlarımızın mezar yerleri açıklanmalıdır. Seyid Rıza ve yol arkadaşlarının hem mezar yerleri hem de bütün kayıpların isimleri açıklanmalıdır. Aynı şekilde yine devletin belgelerinde olduğunu bildiğimiz Dersim’in Kayıp Kızlarının nerede olduğu açıklanmalıdır. Dersim’in Kayıp Kızları, Dersim toplumuyla ve Dersim’le tekrar buluşturulmalıdır. Dersim ismi iade edilmelidir. Tunç elinin değil, gerçekten barış elinin konuşması gereken bir dönem. Bizler burada Barış ve Demokratik Toplum Çağrısının gereklerini yerine getirmeye çalışırken, Alevi canlarımız başta olmak üzere bu topraklarda yaşayan bütün halklardan ve inançlardan insanların kendi inancını, anadilinde eğitimini ve her türlü özgürlüğünü eşit ve özgür bir şekilde yaşayabileceği bir coğrafyayı kurmanın sözünü veriyoruz. Dersim’i unutmadık, unutmayacağız. Bütün canlarımızı bir kez daha saygı ve minnetle anıyorum

4 Mayıs 2026