Kadın Meclisimiz, Genel Merkezimizde düzenlediği basın toplantısında 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Deklarasyonunu açıkladı.
Türkçesi Kadın Meclisi Sözcümüz Halide Türkoğlu, Kürtçesi (Kurmancî) ise Milletvekilimiz Sümeyye Boz tarafından okunan deklarasyon metni şöyle:
İsyanımızla direnişi, direnişle özgür ve eşit yaşamı örüyoruz
1857’de New York’ta direnen kadın tekstil işçilerinin eşit yaşama isteği devletin ve sermayenin katliamıyla yok edilmek istendi. Ancak o tekstil fabrikasından yükselen isyan yüzyıllarca, kadınların eşitlik ve özgürlüğünün enternasyonal kadın mücadelesi oldu ve olmaya devam ediyor.
8 Mart’a giderken geçmişten bugüne eşit ve özgür yaşamı ören ve bunun için bedel ödeyen, katledilen, kaybettirilen kadınları saygıyla anıyoruz. Biz kadınların mücadelesi Clara’nın, Rosa’nın, Sakine’nin, Louise’in, Konca Kuriş’in, Nagihan’ın, Arin Mirxan’ın, Silham Hasan’ın, Mahsa Amini’nin mücadelesidir.
Bugün özgürlük, eşitlik ve sosyalizm mücadelesi yürüttükleri için cezaevlerinde tutsak edilen tüm kadınları selamlıyoruz. Biz kadınların mücadelesi; Figen Yüksekdağ’ın, Ayşe Gökkan’ın, Leyla Güven’in, Tanya Kara’nın, Nergis Muhammedi’nin, Pakhshan Azizi’nin ve onların şahsında cezaevlerindeki binlerce kadının mücadelesidir.
Binlerce yıllık erkek egemen düzen karşısında biat etmeyen kadınlardan aldığımız direniş mirasıyla bu 8 Mart’ta, çeperimizi saran karanlığa karşı birbirimizin mücadele yolunu aydınlatıyoruz. Savaş, sömürü, talan, yoksulluk ve kadın düşmanlığı politikalarına isyan ediyoruz! “Vardık, varız, var olacağız” sözüyle özgür ve eşit bir yaşamın tarihiyiz, şimdisiyiz, geleceğiyiz diyoruz! Bu topraklarda “Ya yaşam ya kapitalizmin barbarlığı” diyerek her yerdeyiz.
Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında erkek egemen kapitalist sistemin, ulus-devletlerin ve çetelerin kadınların kimliğine, kültürüne, inancına, emeğine ve bedenine saldırmalarını kabul etmiyoruz. İsrail’in Filistin savaşında soykırımın hedefinde olan Filistinli kadınlar yalnız değildir. Tüm dünyaya rağmen, Filistinli kadınlara yönelik bu savaşın cinsiyetçi yüzüne karşı direnişin yüzünü asla kaybetmeyeceğiz. Bizler, Afganistan’da en ağır cinsiyetçi zulme karşı direnen kadınlarlayız. Eşitsizlikten kaynaklanan şiddetin karanlığı her yerde derinleşirken, direnişimizin ve dayanışmamızın gücü daha da yükseliyor.
Bizler, İran’da Molla rejimine karşı öfkesiyle “Yaşamı geri alacağız” diyen, sokaklarda ve cezaevlerinde direnen kadınlarla birlikte “Jin, Jiyan, Azadî” felsefemizi Jina Mahsa Amini’nin saçlarının telinden, isyanımızdan örüyoruz. Kadın düşmanı Molla rejimi zamanı geri alamayacak; İran’da kadınların zamanı, halkların zamanı kazanacaktır.
Suriye’de Alevi, Dürzi, Süryani, Hıristiyan, Türkmen, Kürt ve Arap kadınları cinsiyetçilik ve ırkçılık kıskacında katletmeye çalışan tüm erkek egemen çetelere ve rejime karşı demokratik bir Suriye’nin inşası için mücadele eden kadınların sesine ses oluyoruz.
Bizler, Rojava’da IŞİD çetelerini yok ederek Ortadoğu’da erkek egemen sistemleri altüst eden ve kadın devrimini inşa eden kadınlardan ilham alıyoruz. Rojava’daki halkların devrimi; eşitliğin, özgürlüğün, başka bir yaşamın ve barışın bu topraklarda mümkün olduğunu tüm dünyaya gösteren kadınların devrimidir.
HTŞ ve kapitalist güçlerin ablukayla kadın devrimini teslim almak için yürüttükleri saldırılara karşı biz kadınlar her yerde Rojava’yız, Rojava biziz. Kadınları nefessiz bırakan bu erkek egemen dünyaya diyoruz ki; Rojava biz kadınların kalbidir, dünyasıdır.
Kadınların örgülü saçlarını keserek ve savaş ganimeti olarak kadın bedenlerine işkence ederek ahlaksızlığın fetvasını verenlere geçit vermeyeceğiz. Bizler ördüğümüz direnişimizle birbirimize siper olan kadınlarız. Örgülü saçlarımızdan korkan zihniyet yaptığı tutuklamalarla Rojavalı kadınlarla dayanışmamızı durduramazdı elbet. Öfkemizle, isyanımızla, kadınların dayanışmasıyla iktidarların duvarlarını yıkmaya devam ediyoruz.
Bu 8 Mart’ta sözlerimizle ve mücadelemizle, Ortadoğu’daki bu savaş labirentinde barışın ve demokrasinin yolunu birbirimize olan bağımızı sıkıca örerek birlikte bulacağız. Başta Ortadoğu olmak üzere tüm dünyayı savaş ve talanla yöneten kadın düşmanlarını tanıyoruz, ifşa ediyoruz!
Erkek egemen kapitalist sistemin gerçek yüzü, Epstein dosyasında binlerce yıllık katil erkeğin sistemi olarak tekrar gün yüzüne çıktı. Bu katilleri, istismarcıları, savaşla beslenenleri, hayatlarımızdan ve topraklarımızdan çalanları tanıyoruz.
Epstein davası, sistemin içinde ne bir kusur ne de sadece münferit bir suçtur; bu bozuk ve yozlaşmış sistemin ta kendisidir. Erkek egemen düzenin katil, mafya, çete ve sömürü yüzünün sadece yer altında olmadığının bir göstergesidir. Yeryüzündeki gerçek sahibi olan erkek-devlet-sermaye üçlüsünün kadın ve çocuklara yönelik istismar ve katliam düzenidir. Narin Güran’ı katleden zihniyet her yerde dolaşmaktadır.
“Bana bir şey olmaz diyen” zihniyetinize de cezasızlık politikalarınıza da tahammülümüz kalmadı. Bu düzeni ifşa ediyor, kadınların ve çocukların yaşadığı karanlığa ışık tutmak için tüm kadınları bu 8 Mart’ta hesap sormaya çağırıyoruz.
2025 yılını “Aile Yılı” ilan eden iktidarın kadınları adım adım yok sayan rejimini tanımıyoruz. İstanbul Sözleşmesinden ve kazanımlarımızdan vazgeçmiyoruz. Öfkemizle sokaklarda ve mahallelerde gece gündüz demeden dayanışmayı örüyoruz.
Kadınların her gün katledildiği bu ülkede hayatlarımız için mücadelemizi birleştiriyoruz. Savaşa karşı barışı, talana karşı doğayı, yok sayan zihniyete karşı varlığımızı, emeğimizi, anadilimizi, irademizi, bedenimizi hep birlikte savunuyoruz. Biz kadınlar bu ülkede onurlu bir barışı, halkların birlikte eşit ve özgür yaşamının mücadelesiyle inşa ediyoruz.
Çünkü bizler onlarca yıldır bu topraklarda barış mücadelesi yürüten kadınlarız. İktidarların Kürt sorununun demokratik çözümü yerine inkâr ve savaş politikalarındaki ısrarı, yaşamlarımıza acıların ve yaraların derinleşmesi olarak döndü. Biz kadınlar birbirimizle dayanışarak, birlikte mücadele ederek birbirimizden aldığımız güçle yaralarımızı sarmaya çalıştık.
Sayın Öcalan’ın 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, bu ülkede şiddetin açtığı yaralara karşı çözümdür; halkların birbirine örülü ortak geleceğinin çağrısıdır. Barışın siyasetidir, iradesidir. Cesaretle çözümde rol almanın çağrısına ses olmak için biz kadınlar her geçen gün daha da derinden hissettiğimiz geleceğe umutla bakmanın mücadelesini büyütüyoruz. Barışın inşası için Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğü ve çalışabilir koşullara sahip olması, Kürt sorununun demokratik çözümünün güvencesidir. Bu 8 Mart’ta barışın ve umudun etrafında kenetleneceğiz.
Eşbaşkanlık sistemimizi hedef alan kayyım siyasetini, genç kadınların hayatlarından çalan özel savaş politikalarını mücadelemizle ortadan kaldıracağız. Deniz Poyraz, Rojin Kabaiş, Durdona Khokimova, Gülistan Doku, Alev Koç gibi katledilen ve kaybettirilen binlerce kadının anısı ve hakkı için hesap sormaktan vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Bulunduğumuz her alanda isyanımızla kadın düşmanı bu düzenin en büyük korkusu olmaya devam edeceğiz.
LGBTİ+ların yaşam hakkının önüne kurumsallaşan nefret politikalarıyla zincirler ören erkek egemenliğini durdurmak, yaşamı savunmaktır. Torba yasalara, nefret söylemine ve şiddete inat hayatlarımızı varoluşlarımızla tanıyoruz. Bu dayanışmada birimiz eksik asla olamaz.
Engelli kadınların mücadelesi ırkçılığın, cinsiyetçiliğin ve sağlamcılığın mücadelesidir. 8 Mart’ın isyanı ve coşkusu, engelli kadınların isyanı ve coşkusuyla buluşsun istiyoruz. Birbirimizin sesini duymak için birbirimize ses olmaya çağırıyoruz.
Kadın yoksulluğuna hep birlikte isyan ediyoruz. Her krizin faturasının kadınların emeğine ve bir lokma ekmeğine kesilmesine tahammülümüz kalmadı. Sermaye ve iktidar şiddetinin çemberine alınan kadın grevlerinin kazanması bu düzene dert olacak! Bu 8 Mart’ta her yer kadın direnişi ve grev alanı olacak!
Çözümün kadınların ısrarlı direnişinde olduğunu biliyoruz.
* Ekmeğe ulaşmanın bedelinin ölüm değil onurluca bir yaşam olduğu,
* Yaşam hakkımızın nefretle elimizden alınmadığı, farklılıklarımızla birbirimizin güvencesi olduğu,
* Failli aklayan bir yargı düzeni yerine kadınları katletmeyi düşünmenin bile insanlığın utancı olduğu,
* Özgürlüğü savunmanın sonucunun cezaevi değil gökyüzüne özgürce bakmak olduğu bir ülke için,
* Kadınların ülkesi olan demokratik bir cumhuriyet için 8 Mart’ta alanlardayız.
Bu 8 Mart’ta İSYANIMIZLA DİRENİŞİ, DİRENİŞLE ÖZGÜR VE EŞİT YAŞAMI ÖRÜYORUZ.
Jin, jiyan, Azadî! Yaşasın Kadın Dayanışması!
DEM Parti Kadın Meclisi
Metnin Kürtçesine (Kurmancî) buradan ulaşabilirsiniz.
18 Şubat 2026
