Kürt kadın siyasetçiler Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez mezarları başında anıldı

Kadın Meclisi Sözcümüz Halide Türkoğlu, Grup Başkanvekilimiz Gülistan Kılıç Koçyiğit, DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, milletvekillerimiz ve kadın meclislerimiz Paris’te katledilen üç Kürt kadın siyasetçi Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez'i mezarları başında andı.

Türkoğlu: Taahhüt ettiğimiz özgür ve eşit yaşamın, geleceğin inşasını bu yüzleşmeyle hayata geçireceğiz

Mersin’de Leyla Şaylemez’in anmasında konuşan Kadın Meclisi Sözcümüz Halide Türkoğlu şunları söyledi: Bundan 10 yıl önce Paris'in orta yerinde Kürt hareketinin, Kürt kadın hareketinin, gençlik hareketinin öncü isimleri katledildi. Leyla Şaylemez gençlik mücadelesinde, kadın mücadelesinde çok önemli görevler almış bir kadın arkadaşımızdı. Hedef alınması kasten yapılan bir eylemdi. Yani üç kadın yoldaşımıza yapılan bu suikast aslında Kürt halkının özgürlük mücadelesine, kadınların özgürlük mücadelesine verilen bir mesajdı. 13 yıldır öfkemiz diri. Hafızamız var, mücadelemiz var ve bu öfke her geçen gün büyümeye devam edecek.

Bu katliam o dönemki çözüm sürecini de savaş konseptine çevirmek üzerinden gelişti

Hatırlamak zorundayız. Hatırlamayla birlikte bu hesabı sorarken de aslında bu katliamların daha fazla yaşanmaması için mücadele ediyoruz. Çünkü kirli savaşın içerisinde sadece Paris'te bu katliam yaşanmadı. Aslında Kürt halkının tam yüreğine düştü bu katliamın kendisi. O özgürlük ısrarının üzerine düştü bu katliamın kendisi. O eşitlik ısrarının üzerine düştü bu katliamın kendisi. O yüzden öfkeliyiz, öfkemiz büyük. O yüzden biz bu mücadeleyi hakikatin ortaya çıkması için yapıyoruz. Bunu yapanların, arka planda bunu aşama aşama ören zihniyetin, her birinin yargılanmasını istiyoruz. Burada Türkiye ile Fransa’nın sessiz bir işbirliği söz konusu oldu. Bu katliamı aydınlatmamak için “devlet güvenliği” adı altında dosyayı kapatmaya uğraştılar her seferinde. Bu cezasızlık politikasının kaynağının ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Kürt'ü inkar edenler, ona bu coğrafyada eşit yaşam hakkı tanımak istemeyenler, Kürt'ün hukukunu inkar edenler cezasız kalacaklarını bilerek aslında bu savaş politikasında ısrar ettiler. 2013 yılı aynı zamanda Sayın Öcalan'la yapılan görüşmelerin yılıydı, bir çözüm yılıydı. Bu katliam aynı zamanda o dönemki çözüm sürecini de savaş konseptine çevirmek üzerinden gelişti.

Onların bıraktıkları mirası büyüteceğiz

O gün Paris'te yaşanan katliam aydınlatılmadığı için, cezasızlık politikası günbegün büyüdüğü için tekrar tekrar bu coğrafyalarda, Paris'te katliamlar yaşanmaya devam etti. Bu coğrafyada, Ortadoğu coğrafyasında Kürt kadınları ulus devletler tarafından sistematik olarak hedef haline getirildi. Eğer ki Kürt kadınlarını katlederlerse ve cezasızlık politikalarıyla da bunu büyütürlerse Kürt özgürlük mücadelesini geriye götüreceklerini sandılar. Bu topraklarda barışın inşa edilmemesi için elinden geleni yapıyor bu zihniyetin kendisi. Ama bizler hem bu katliamın hesabını soracağız hem de bu coğrafyada, Ortadoğu'nun merkezinde, başta Rojava, Bakur, Başur olmak üzere sistematik anlamda Kürt kadınların katledilmesine karşı mücadelemizi yükseltmek zorundayız. Bir yandan hatırlamak, bir yandan hesap sormak ama aynı zamanda onların bıraktıkları mirası büyütmek zorundayız.

Cezasızlık politikasının olduğu yerde toplumsal ve onurlu bir barış inşa edilemez

Özgür ve eşit bir yaşam için, onurlu bir barış için bu katliamların hesabı verilmek zorundadır. Tam da Barış ve Demokratik Toplum Sürecinden geçtiğimiz bugünlerde, mademki onurlu bir barış için her birimiz çözüme dair mücadeleyi büyütmek zorundaysak; Türkiye devleti de AKP iktidarı da buna dair aslında artık hesap sorma politikasını devreye koymak zorundadır. Cezasızlık politikasının olduğu yerde toplumsal ve onurlu bir barış inşa edilemez. Mademki yüzleşmek gerekiyor, o zaman ilk önce Paris Katliamı başta olmak üzere bu ülkede Kürtlere ve kadınlara yönelik katliamların hesabı verilmek zorundadır. İşte o zaman biz bu ülkede gerçekten onurlu ve eşit bir barışın inşa edilebileceğine ikna olabiliriz. Ama bizler ne olursa olsun bunun mücadelesini yükseltmek zorundayız. Leyla Şaylemez’in geleceğe dair yürüttüğü mücadeleyi, geçmişten bugüne gençlik mücadelesini model almak zorundayız. Sara yoldaşın “hep kavgaydı” dediği yaşamını model almak zorundayız. Her türlü baskıya, her türlü inkâra, her türlü işkenceye direndi kadın yoldaşlarımız. Fidan Doğan kadın özgürlük mücadelesini büyütmek için, Kürt halkının özgürlük ve eşitlik, barış mücadelesini büyütmek için mücadele etti. Enternasyonal mücadeleyi bugün dünyada Kürt kadınları onun şahsında aslında öğrendiler ve o model hepimize örnek olmak zorunda. İşte her bir yoldaşımızın bırakmış olduğu bu mirası hep birlikte büyüteceğiz. Bir yandan hesap soracağız, anacağız, hatırlayacağız.Ama aynı zamanda o taahhüt ettiğimiz özgür ve eşit yaşamın, geleceğin inşasını bu yüzleşmeyle hayata geçireceğiz.

Kılıç Koçyiğit: Devlet katliamla yüzleşmeli

Elbistan’da Fidan Doğan’ın anmasında konuşan Grup Başkanvekilimiz Gülistan Kılıç Koçyiğit ise şunları dile getirdi: Ocak günü kara bir gündür, çünkü 3 kadın devrimci, 3 Kürt kadını Paris'in göbeğinde katledildiler. Bu katliamı sadece tekil bir katliam diye ifade edemeyiz, sadece tetiği çekenin suçu olarak ifade edemeyiz. Bu katliam aslında Kürt kadınına, Kürtlerin örgütlü mücadelesine, Kürtlerin tarihsel mücadelesine sıkılmış bir kurşundu. Bu katliamı yapanları vermek istedikleri mesajları vardı; Kürt kadın mücadelesini geriletmek, Kürt halkının eşitlik, özgürlük mücadelesini boğmak istiyorlardı. Özellikle 3 Ocak 2013 tarihinde Sayın Öcalan ile başlayan diyalog sürecini sekteye uğratmak ve o dönemdeki diyalog sürecini, müzakereye everilmesini Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yollardan çözülmesini engellemek istedikleri çok açık ve netti.

Üç Kürt kadın

Sakine Cansız 12 Eylül zindanlarında direnmiş, Esat Oktay Yıldıran'ın yüzüne tükürmüş, orada Kürt kadının direngenliğini ortaya koymuş bir devrimci yürekti. Kürt kadın hareketinin öncüsüydü. Gittiği her yerde, içinde bulunduğu mücadele alanlarında direndi, ayakta durdu ve bir an olsun teslim olmadı. Fidan Doğan Kürt kadınının diplomatik alandaki temsilcilerinden biriydi. Kürt sorununun demokratik, barışçıl yollardan çözülmesi diplomatik kanallarda yürütülmesi için Avrupa'da diplomasi çalışmalarını yürütüyordu. Ve bu alanda çok uzun yıllardır emek veriyordu. Yine Leyla Şaylemez yoldaşımız, gençliğin sesi gençliğin ruhu olarak mücadelenin içeresindeydi ama 3'ünü de katlettiler 3'ünüde katlederek bugün aslında her birimize bir mesaj vermek istediler; Kürt kadının direngenliğini, mücadelesini, Kürt kadınının eşitlik ve özgürlük talebini kendi diliyle, kendi kültürüyle, kendi ülkesinde, toprağında yaşama iradesini yok etmek istediler. Buna yönelik yapılmış bir katliam olduğunu hepimiz biliyoruz.

Apar topar katliamın üstü örtüldü

Apar topar katliamın üstü örtüldü. Tetikçi ortadan kaybedildi. Fransa üzerini örttü, Türkiye'deki soruşturma süreci akamete uğradı ve üzerinden 13 yıl geçmiş olmasına rağmen hala hakikat ortaya çıkarılabilmiş değil. Bir devlet eğer karanlık geçmişiyle yaşanan katliamlarla yüzleşmezse yaşanan katliamların hesabı sorulmazsa bu yeni katliamların da başlangıcı demektir. Bu yeni katliamlara yol açılması demektir. Onun için bugün yeni bir süreçteyiz; 27 Şubat'ta başlayan Sayın Öcalan'ın Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin ilmek ilmek örüldüğü bir süreçteyiz. İşte 9 Ocak katliamı da barışa kurulmuş bir pusuydu. Bugün de yine çözüm karşıtı bir aklın devrede olduğunu hep beraber görüyoruz. 9 Ocak'ta yitirdiğimiz 3 yoldaşımızı, 3 kadını anarken onların anılarına mücadelelerine bağlılık sözü verirken; bu mücadeleyi yürütmenin en önemli başlıklarından birisinin Barış ve Demokratik Toplum Sürecini ilerletmek, Sayın Öcalan'ın barış çağrısının arkasında kalmak olduğunu çok iyi biliyoruz. Bugün çözüm istemeyen akla karşı çözümü savunmak zorundayız.

Suriye’de katletmek çözümsüzlükte ısrardır

Halep'teki Kürt mahallelerindeki saldırılarıda değinen Gülistan Kılıç Koçyiğit, "Halep'te Şexmeqsud, Eşrefiye ve Beni Zed'de Kürtlere yönelik yaşanan kuşatmayı ve Kürt halkına yönelik katliam girişimini kınadığımızı buradan belirtmek istiyorum. Orada kadın, genç, yaşlı, çocuk demeden mahalleri kuşatıp bombalamak, orada katletmenin bugün Suriye'deki çözümsüzlükte ısrar olduğunu hepimiz biliyoruz. Kürt kadınları olarak bu katliamcı ve bu çözümsüzlükte ısrar eden inkarcı, asimilisiyonist aklı boşa çıkarabiliriz.

Kılıçgün Uçar: Barış ve Demokratik Toplum Süreci başta Sakine Cansız olmak üzere diğer arkadaşların emeğinden azade değil

Dersim’de Sakine Cansızın anmasında konuşan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar şunları söyledi: Üç kadın siyasetçiyi, üç kadın devrimciyi; Kürt halkının onurlu mücadelesinde derin iz bırakan Sakine Cansız’ı anmak için buradayız. Burası öyle bir toprak ki, burası öyle bir coğrafyaki ‘Tertele’ öncesinde ve sonrasında tanıklık ettiğimiz her şeye rağmen Kürdistan’ın evlatları bir bütün sahip çıktı. Neye toprağına, kimliğine, diline, itikatine, mücadelesine. Sakin Cansız bunun en önemli temsilcilerinden biriydi. Hem erkek egemenliğine karşı hem ulus devlete karşı hem kadınlara reva görülen kölelik karşısında çok büyük mücadele gerçekleştirdi. İçinde bulunduğu koşullarda bir Kürt, bir Alevi kadın olarak zorluklara rağmen gece gündüz demedi bunu kendisine bir rehber edindi. Kürt sorununun çözümünü, onurlu barışı, birlikte yaşam iradesini nereye gittiyse yanında götürdü. Bu mesele ve çözümünün yanında binlerce insanla temas etti. Binlerce insanın gönlünü kazandı, binlerce insanı bu mücadelenin paydaşı haline getirdi. O yüzden bu katliam sıradan bir katliam değil.  

İkinci Dersim katliamıdır

Sayın Öcalan ‘Bu katliam ikinci Dêrsim katliamıdır’ dedi. Katledilen arkadaşların ağırlığından, mücadeleye olan bağlılığından, elde ettiği kazanımlardan bunu söylüyor.  Hepimiz bugün 7’den 70’e farklı kuşaklardan kadınlar, erkekler, gençler buradayız. Sahip çıkmamız gereken şey Dêrsim’de başlayıp dünyanın her yanında adını duyuran Sakine Cansız başta olmak üzere bütün kadınları özgürlük ve barış mücadelesiyle hatırlamak ve yaşatmaktır. Bugün tartıştığımız Barış ve Demokratik Toplum Süreci başta Sakine Cansız olmak üzere diğer arkadaşların emeğinden azade değil. Onların ilmek ilmek ördüğü mücadele sonudur. Sözümüz olsun bu sürecin barışla, özgürlükle hayat bulması için elimizden ne geliyorsa yapmaya devam edeceğimizi ifade etmek isterim. Sevgiyle, minnetle, saygıyla gösterdikleri yolda yürümeye devam edeceğiz.

9 Ocak 2026