Nusaybin’de Kadın Mitingi: Ne ulus devletlerin faşist rejimlerine ne de kapitalist sistemin sömürü düzenine biat edeceğiz

Kadın Meclisimiz ve TJA Mardin’in Nusaybin ilçesinde 8 Mart kapsamında kadın mitingi düzenledi. Mitingde konuşan Kadın Meclisi Sözcümüz Halide Türkoğlu şunları söyledi:

Mücadeleyi, direnmeyi bize öğreten annelerimiz başta olmak üzere tüm Nusaybinli kadınları sevgi ve saygıyla selamlıyor, önlerinde eğiliyorum. Sizin emeğinizi, mücadelenizi kelimelerle anlatmakta zorlanıyorum. Bu kentin direnişini, bu kentin mücadelesini anlatacak kelime bulmakta zorlanıyorum. Kadın mücadelesi açısından öncümüz oldunuz, yolumuz oldunuz, mücadelemizi her daim aydınlattınız. Biz cesareti Nusaybinli kadınlardan öğrendik. Biz mücadeleyi Nusaybin'deki Barış Annelerimizden öğrendik. Ve bu mücadele bugün Ortadoğu'da sınırları yıkan bir mücadele. Bugün bu mücadele, Ortadoğu'da kadınlara özgürlük ve eşitliği vaat eden bir mücadeledir. Bu mücadeleyi tekrar binlerce kez saygıyla selamlıyorum.

Biz kadınlar özgürlüğe ve eşitliğe yakın bir tarihteyiz

Bugün 8 Mart'a giderken ilk mitingimizi Nusaybin'de yapıyoruz. 8 Mart'ın, aynı zamanda kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinde hiç olmadığı kadar önemli ve tarihi günlerinden geçiyoruz. Bu topraklarda ve dünyada kadınlar hiç olmadığı kadar özgürlüğe ve eşitliğe susamış durumda. O yüzden bizler, savaşın gün be gün büyüdüğü bu coğrafyada hiçbir zaman umutsuz olmadık. Direnişi kendimize rehber edindik. Asla biat etmedik, itaat etmedik. Mücadelemiz onurumuz oldu. Onurlu yaşamın mücadelesi, aynı zamanda yaşamımız oldu. Zindan tanımadık, sınır tanımadık, devlet baskısı tanımadık, erkek şiddetine boyun eğmedik. Sokaklarda, alanlarda olduk. Mücadele ederek bugünlere geldik. Bugünden sonra hiç kimse bize biat etmeyi dayatmasın. Biz kadınlar, hiç olmadığı kadar özgürlüğe ve eşitliğe yakın bir tarihteyiz. Hiç olmadığı kadar özgür ve eşit bir geleceği kuracak günlerden geçiyoruz. 

Emperyalistlerin Ortadoğu coğrafyasında yürüttüğü savaşa karşı biz kadınlar “dur” diyoruz

Ortadoğu coğrafyasındayız. İsrail, Filistin'e saldırırken bu coğrafyada kadın katliamları yaşanırken, biz Kürt kadınlar olarak bu katliamların gün be gün bu şekilde yaşanacağını söyledik. Sonrasında Suriye'de yaşanan gelişmelerle birlikte başta Alevi, Dürzi ve Kürt kadınlara saldırdılar. Kadınlar şahsında halkları ortadan kaldırmaya çalışıyorlar.

Bugün geldiğimiz aşamada İran'da da aynı durum söz konusudur. Buradan şunu ifade etmek gerekiyor. Bizler Ortadoğu'da kadın mücadelesi yürüten her bir kadınla dayanışırken, aynı zamanda erkek egemen, tekçi, milliyetçi ve militarist ulus devletlere karşı da mücadele ediyoruz. Eğer Suriye'de HTŞ yönetimi baskı ve zulmü kendine referans alırsa, karşısında kadınları bulacaktır. Faşist Molla Rejimi İran'da her gün kadınları katlederken, Kürtleri katlederken, halkları inkar ederken biat etmeyen yine kadınlardı.. Bu nedenle emperyalistlerin Ortadoğu coğrafyasında yürüttüğü savaşa karşı yine biz kadınlar “dur” diyoruz. Çünkü biz kadınlar savaş istemiyoruz, biz kadınlar barış istiyoruz. Bizler ne ulus devletlerin faşist rejimlerine mecburuz ne de kapitalist sistemin sömürü düzenine biat ederiz. Kendi kimliğimizle, varlığımızla onurlu bir şekilde bu topraklarda özgür ve eşit yaşamak istiyoruz. Bizim referansımız budur ve bunun mücadelesini veriyoruz.

Barış ve demokratik toplum süreci tarihi bir fırsattır

Bu topraklarda çözümün ne olması gerektiğini Sayın Abdullah Öcalan yıllardır söylüyor. Bu topraklarda halkların kırım politikalarına karşı, her gün savaşın, zulmün ve soykırımın yaşandığı bu topraklarda ancak demokratik bir ulus perspektifi; yani birlikte yaşam perspektifi, kadınların birlikte mücadele perspektifi ile çözüm bulunur. Bugün Kürt sorununun demokratik çözümü sadece Türkiye'yi ilgilendirmiyor, Ortadoğu coğrafyasını ilgilendiriyor. Kürtlerin demokratik çözümünde şunu görüyoruz. Bu kaotik, karanlık ve savaşı kendine referans alan erkek egemen zihniyete karşı Ortadoğu'da bir rönesansın, bir aydınlığın referansı tam da bu çözümde ortaya çıkıyor. Sayın Öcalan, birikmiş olan yüzyıllık sorunları onlarca yıldır çözmeye çalıştı. Bugün Barış ve Demokratik Toplum Süreci biz kadınlar için de tarihi bir fırsattır. Ya bir yandan baskıcı rejimlerin zulmü altında ezilecek, sömürüleceğiz ya da kendi direnişimiz ve mücadelemizle Rojava'da olduğu gibi kentlerimizi kuracağız ve kendi topraklarımızda yaşamımızı inşa edeceğiz. Bizler bu çözümü hep birlikte hayata geçireceğiz.  

Rojava bütün dünya kadınlarının kalbidir

O yüzden başta Nusaybin'de olmak üzere, Ortadoğu'nun birçok yerinde mücadele eden kadınlara hep birlikte selamımızı iletelim. Bu yüzyılda Ortadoğu coğrafyasında her türlü baskı rejimine karşı çıkan kadınlara binlerce kez selam olsun. Selam olsun o kadınlara ki IŞİDvari çetelere karşı mücadelesinde geri adım atmadılar. Bugün Rojava devrimini dünya kadınlarına bir miras bırakıyorlar. Bugün Rojava, bütün dünya kadınlarının kalbidir. Kadın mücadelesi orada nefes alıyor ve umut da orada büyüyor. Bu umudu büyüten ve Ortadoğu karanlığında kadını tekrar kendi hakikatiyle buluşturan, bugün 8 Mart'ı da kadın kurtuluş ideolojisiyle buluşturan Sayın Öcalan'a da binlerce kez selam olsun. Biz kadınlar bu mirası, bu mücadeleyi referans aldık. Bu mücadeleye olan bağlılığımız, bu topraklarda muhakkak ama muhakkak barışı inşa edecektir. Çünkü bizlerin barışa ihtiyacı var. Biz kadınlar barışla eşit ve özgür bir yaşamı inşa edeceğiz. 

Kadınlarla barışan bir topluma ihtiyacımız var

Savaşın olduğu yerde her birimiz birer birer hedef haline geliyoruz. Kimliğimiz, dilimiz yok sayılıyor, bedenimize saldırıyorlar. Özel savaş politikaları kentlerin her yerine yayılmış durumda. Bugün Mardin, aynı zamanda kayyımla yönetiliyor. Ama aynı şekilde uyuşturucunun, fuhuşun ve yozlaşmanın her haneye girdiği günlerden de geçiyoruz. Biz kadınlar ancak ve ancak örgütlenerek, mücadele ederek bunlara “dur” diyebiliriz.

Bizler muhakkak, kayyım siyasetine son vereceğiz. Ancak bu toplumun demokratikleşmesini de esas almamız gerekiyor. Kadınlarla barışan bir topluma ihtiyacımız var. Kadınlarla barışan bir yönetime ihtiyacımız var. Kadınların barıştığı, kadınların dayanıştığı bir yaşama ihtiyacımız var. O yüzden hep birlikte mücadele etmek zorundayız. Bu mücadeleyi büyüterek yürütmek zorundayız. Bu ilham hepimizde var. Bu umut hepimizde var. O yüzden sesimizin  bütün dünyaya gidecek şekilde, herkesin bizi duyduğu anda ilk hissettiği duygunun Kürt kadınların mücadelesi olduğunu bilerek hep birlikte jin, jiyan, azadî, aştî diyelim. 

1 Mart 2026