Okullar karakol değil eğitim ve yaşam alanıdır!

Çocuk Komisyonumuzun açıklaması:

Maraş ve Siverek’te yaşananlar, iktidar tarafından durumun ciddiyetinden ve vahametinden uzak bir yaklaşımla, toplumsal çözülüş hali de göz ardı edilerek yapısal sorunları örtbas etmenin ve baskıcı politikaları meşrulaştırmanın aracı haline getirilmektedir.

İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan “Okul ve Çevresi Güvenlik Tedbirleri” konulu genelge de okulları birer “yarı açık cezaevi” ya da “kışla” mantığıyla yeniden dizayn etmeyi hedeflemektedir.

Okullarda yaşanan şiddeti yalnızca bir “asayiş ve güvenlik sorunu” olarak görmek büyük bir yanılgıdır. Çünkü okul, suçun işlendiği sıradan bir kamusal alan değil; çocuğun karakterinin, kimliğinin ve sosyal bağlarının şekillendiği temel eğitim ortamıdır. Bu nedenle de çözüm, polisiye güvenlikçi tedbirlerin artırılmasında değil; rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesinde, psikolojik danışmanlık mekanizmalarının yaygınlaştırılmasında, erken risk tespitinde ve okulun demokratikleştirilmesinde aranmalıdır.

İçişleri Bakanlığı tarafından çözüm olarak 75 bin okula polis, gece bekçisi ve güvenlik korucusu görevlendirilmesi ve okullara X-ray cihazları, metal dedektörler ve turnikeler yerleştirilmesi, eğitim bilimlerinin temel ilkelerinden, pedagojiden ve demokrasi kültüründen tamamen kopuk bir zihniyetin ürünüdür.

Biliyoruz ki okullarda artacak polis ve silahlı unsur varlığı güvenliği sağlamayacak; aksine öğrencileri, özellikle de yoksulluk ve ayrımcılıktan muzdarip çocukları “potansiyel suçlu” olarak damgalayacak ve gözetim altında tutacaktır. Yine biliyoruz ki çocukların bulunduğu bir ortamda uzman çavuş, polis ya da güvenlik korucusu gibi silahlı ve otoriteyi/devleti temsil eden kişilerin varlığı, daha önce defalarca şahit olunduğu üzere, silah ve güç hiyerarşisi nedeniyle çocuklar açısından çok boyutlu riskler barındırmaktadır. Bu yapı yalnızca korku ve baskı üretmekle kalmaz; gücün ve şiddetin estetize edilmesine yol açar, çocukların fiziksel ve psikolojik açıdan istismar edilmesine elverişli bir zemin yaratabilir.

İktidarın okullara yerleştirmek istediği, kimi yerlerde fiilen uygulamaya da başladığı koruculuk sistemi, var olduğu ilk günden itibaren çocuklara ve topluma karşı çok sayıda suçun faili olmuş; bu durum hem devlet erkanı hem de yargı tarafından da zaman zaman ikrar edilmiştir. Birçok yönüyle çocuklar açısından risk oluşturabilecek böyle bir yapının okul bahçelerine yerleştirilmesi var olan sorunun çözülmesine değil, bilakis katlanarak büyümesine hizmet edecektir. Zira birçok araştırma da bize "okulda kışla" mantığının şiddeti azaltmak yerine şiddeti kurumsallaştırdığını ve çocukların okula yabancılaşmasına neden olduğunu bütün yalınlığıyla göstermektedir. Son kertede, silahların "baba sandığından", öfkenin ise ayrımcılık ve sistem dışına itilmişlikten geldiği bir tabloda çözüm, okul kapısına dedektör koymak ya da korucu ve bekçi yerleştirmek değil; çocukları şiddete iten ekonomik ve toplumsal nedenlerle yüzleşmektir.

DEM Parti Çocuk Komisyonu olarak altını çizerek vurguluyoruz: Çocuklar birer proje nesnesi değil, kendi yaşamları üzerinde söz sahibi olan/olması gereken toplumsal öznelerdir! Şiddetsiz bir okul ve toplum için derhal şu adımlar atılmalıdır:

1. Okullardaki polis, bekçi ve korucu uygulamaları kabul edilemez. Çocuklara ve topluma karşı türlü suçların faili olmuş koruculuk sistemi, okullardan ve toplumsal yaşamdan tamamen tasfiye edilmelidir. “Okulların güvenliği” pedagojik ilkeler doğrultusunda sağlanmalıdır.

2. Okullarda disiplin kurulları yerine, çocukların kendi sorunlarını şiddetsiz çözebileceği "Çocuk Meclisleri" ve "Akran Arabuluculuğu" mekanizmaları kurulmalıdır.

3. Her okula yeterli sayıda kadrolu Psikolojik Danışman (PDR), psikolog, sosyal hizmet uzmanı ve sağlık personeli atanmalıdır. Tüm çocuklara okulda en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek ve su sağlanmalıdır.

4. Çocukların sorunlarını bütüncül bir yaklaşımla ele alacak müstakil bir Çocuk Bakanlığı derhal kurulmalıdır.

Okulları beton yığınlarına ve denetim alanlarına çeviren zihniyete rağmen sanatın, oyunun, anadilinin ve özgürlüğün olduğu bir okul mümkündür. Çocukların "geleceğimiz" olduğu masalıyla bugünlerinin feda edilmesine izin vermeyeceğiz. Okulları kışlaya çevirmek isteyen zihniyete karşı özgür, bilimsel ve demokratik bir eğitimi inşa etme mücadelemiz sürecek.

Çocuklar Eşit ve Özgürce Yaşasın!
Bila zarok bi awayekî wekhev û azad bijîn!

DEM Parti Çocuk Komisyonu
28 Nisan 2026