Sorumlular ve vurguncular hesap vermeli, yurttaşların zararları derhal tazmin edilmelidir

Merkez Yürütme Kurulumuzun açıklaması:

Ülke tarihinin en büyük vurgunlarından ve yolsuzluklarından biri olan “Fon Krizi” teknik bir finansal sorun değildir. İktidarın ekonomi politik tercihleri nedeniyle büyüyen kontrolsüz sermaye ve finans piyasalarının işleyişinin doğrudan bir sonucudur.

Şu çok açık ki Türkiye ekonomisinde uzun süredir yaşanan yüksek enflasyon, işsizlik, hayat pahalılığı ve yoksulluk yurttaşları geçim stratejileri geliştirmeye itmekte; finansal piyasalar başta olmak üzere çeşitli yollara başvurmaya mecbur bırakmaktadır. Ne var ki bu alanlar belli odakların spekülasyon, yolsuzluk ve manipülasyonlar yoluyla büyük paralar elde ettiği vurgun alanlarına dönüşmüştür. Öyle anlaşılıyor ki yurttaşların birikimleri, sermaye piyasalarının karanlık ve denetimsiz alanlarına sürüklenmiş; iktidarın ve ekonomi yönetiminin kimi aktörlerinin gözleri önünde belirli kişi ve çevrelerce iç edilmiştir.

Bu talan ve sömürü düzeni kabul edilemez. Mesele, münferit değil sistemseldir. Mesele bir eski bakanın istifasıyla, birkaç fon yöneticisinin sorumlu tutulmasıyla asla geçiştirilemez. Bu eski bakanın yaptıkları buzdağının sadece görünen kısmıdır.

Sorular çok açıktır:

- Başta Sermaye Piyasası Kurulu ve BDDK olmak üzere sermaye ve finans piyasalarını kamu adına denetleyen ve düzenleyen kurumlar söz konusu usulsüzlüklere ve yolsuzluklara niçin önceden müdahale etmemiştir?

- Yapılan usulsüzlük ve yolsuzluklar bizzat en üst düzeyden ekonomi yönetimi ve Hazine ve Maliye Bakanı tarafından bilindiği, hatta ifade edildiği halde neden yargısal gereği yapılmamıştır?

- Yurttaşların parasının bu kadar büyük riskler taşıyan işlemlere yönlendirilmesine başta Sermaye Piyasası Kurulu olmak üzere ilgili kurumlar tarafından nasıl izin verilebilmiştir?

İhmal ve ihlalin el ele ilerlediği bu vurgun bütün boyutlarıyla araştırılmalıdır. Fonların kuruluşundan portföy tercihlerine, şirketlerle ilişkilerinden denetim süreçlerine, yapılan işlemlerden tasfiye kararlarına kadar bütün süreç kamuoyunun bilgisine sunulmalıdır. Usulsüzlükler, manipülasyonlar ve çıkar ilişkileri açığa çıkarılmalı; sorumluluğu bulunan herkes, sermaye gücüne veya siyasi bağlantılarına bakılmaksızın yargı önünde hesap vermelidir. Yargı görevini hiçbir siyasi etki altında kalmadan yerine getirmelidir.

Yasama da üzerine düşeni yerine getirmelidir. Meclis açılır açılmaz, olayın tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılması ve kamusal denetimi ve hesap verebilirliği esas alan bir sistem kurulması için derhal bir araştırma komisyonu kurmalıdır. Ayrıca mağdur edilen küçük yatırımcıların hakları güvence altına alınmalı, zararları bu yolsuzluk düzenini inşa edenlerin mal varlıklarına el konularak derhal tazmin edilmelidir.

Bir azınlığın, milyonlarca insanın dişinden tırnağından arttırarak yaptığı küçük birikimlerin üzerine finansal oyunlarla çökmesi ve dolandırıcılık yapması ufak önlemlerle geçiştirilemez. DEM Parti olarak dar gelirli yurttaşların emeğinin ve alın terinin hesabını sormaya devam edeceğiz.

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu
28 Eylül 2026