Diyarbakır’da artan kadın cinayetlerine tepki göstermek amacıyla kadınlar basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya Kadın Meclisi Sözcümüz Halide Türkoğlu, Milletvekilimiz Adalet Kaya, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanımız Serra Bucak, ilçe belediye eş başkanlarımız, DBP Kadın Meclisi ve çok sayıda kadın katıldı. Burada konuşan Türkoğlu, şunları söyledi:
Yerel yönetimlerimizde kadın özgürlük mücadelesini inşa ettik
Bugün Ayfer Çakmak’ın katledilmesine dair yaptığımız bu basın açıklaması hem öfkemizi hem isyanımızı göstermek içindir. Ama aynı zamanda Amed halkımıza yapacağımız bir çağrıdır. Kadın katliamları her geçen gün artarak devam ediyor. Katliamlar öyle sıradan değil artık. Evlerin içinde en yakınları tarafından kadınlar katledilmektedir. En uzağına kadar gittiğimizde her türlü şiddetin aslında kadınların yaşamlarına değdiğini görmekteyiz. Biz kadınlar 90'lardan bugüne Kürt özgürlük mücadelesini yürütürken aynı zamanda kadın özgürlük mücadelesini de hep birlikte yürüttük. Çünkü bizler her zaman şunu ifade ettik. Kürt halkının özgürlük mücadelesi aynı zamanda kadınların özgürlük mücadelesinden geçer. Çünkü baskı altına alınan, eşit görülmeyen, inkar edilen kadın kimliği şahsında aslında Kürt halkının da kimliği inkar edilmekteydi. Bizler o yüzden bir yandan kadın kimliğimizin özgürlük ve eşitlik mücadelesini verirken, aynı zamanda bu topraklarda Kürt halkının özgürlük ve eşitlik mücadelesini de hep birlikte yürüttük. Yerel yönetimlerimizde kadın özgürlük mücadelesini hep birlikte inşa ettik.
Bu coğrafyada kadınlar hem erkek hem de devlet şiddetiyle mücadele etti
Bugün bu ülkede iktidar bakanlıklarıyla, tasarruf tedbirleriyle, yargının cezasızlık politikalarıyla kadına yönelik şiddete dair hiçbir şey yapmıyor, hatta şiddetin olmadığını ifade ediyor. Bizler ise yerel yönetimlerde, kadınlar şiddet gördüğünde kadın merkezine başvursun, yoksulluk yaşadığında ekonomisini güçlendirsin diye politikalar üretmeyi yaşadığımız bu şiddetten öğrendik. Burada mücadele eden her bir kadın kendi yaşadığı toplumda hem erkek şiddetiyle hem de devlet şiddetiyle mücadele etti. Erkek devlet şiddetiyle mücadele eden kadınlar olarak şiddetsiz bir dünyanın nasıl olacağına, mekanizmaların nasıl kurulacağına kadınlarla birlikte karar verdik.
Biz kadınlar onurumuzla ve kimliğimizle yaşamayı hak ediyoruz
Bugün buradaki açıklamamız bir sorumluluk açıklaması. Bizler seçilmiş kadınlar olarak; DEM Parti Kadın Meclisinin çalışanları, üyeleri ve aktivistleri, DBP Kadın Meclisi, yani siyasetin ve çözümün kendisi olarak açıklamamızı yapıyoruz. Eğer bir sorun varsa siyaset bunun içindir, yönetim bunun içindir. Çözülsün diye mücadele etmek zorundayız. Bizler seçildiğimiz ilk gün bir yandan Kürt halkının özgürlük mücadelesini, bir yandan da bu topraklarda kadınların özgürlük ve yaşam mücadelesini büyüteceğimizin sözünü verdik. Bu sözü hep birlikte yerine getirmek zorundayız. Sadece katledilmemeyi değil ya da sadece yaşamayı değil; kendi haysiyetimizle, onurumuzla, kimliğimizle insana yaraşır bir şekilde bir yaşamı hak ediyoruz. Amed'de kadınlar bu yaşamı hak ediyor. Amed'de kadınlar katledilmeyi değil, özgür kimliğiyle yaşamayı hak ediyor.
Kadınlar özgür olduğu zaman toplum özgür olacaktır
Ben Amed’de yaşayan her bir erkeğe, her bir babaya, her bir abiye, her bir kardeşe söylüyorum: Utanç nedir? Bir kadının katledilmesinden daha büyük bir utanç yok mudur? Bir kadının yaşamından, çocuklarından, geleceğinden koparılmasından daha büyük utanç yok mudur? Biz insanlar eğer birbirimizi eşit görmüyorsak o zaman birbirimize şiddet uyguluyoruz. Bugün Kürt halkı başta olmak üzere bu topraklarda eşitlik mücadelesi verenler, haysiyet mücadelesi verdi. Kadınlar da kendi haysiyetinin mücadelesini veriyor ve diyorlar ki bizler insanız ve eşit olmak hakkımızdır. Özgür olma iradesine sahibiz ve bunun mücadelesini erkek yoldaşlarımıza buradan tekrardan çağrı olarak söylüyorum. Gelin, hep birlikte yapalım. Çünkü kadınlar özgür olduğu zaman bu toplum özgür olacaktır.
Barışı konuştuğumuz bu süreçte kadınlara düşman olarak değil, yoldaş olarak bakalım
Kadın katledildiği zaman bu toplum köle olmaya, haysiyetsiz yaşamaya, şiddetin hedefi olmaya, itibarsız kalmaya ve geleceksiz kalmaya mahkum olacaktır. Geleceğimizi, onurlu bir yaşamı, bu topraklarda barışı, Kürt halkının barışını konuştuğumuz bu dönemde gelin önce barışı evlerimizde sağlayalım. Kadınlara düşman olarak değil yoldaş olarak bakalım. Gelin, mahallemizde barışı hep birlikte sağlayalım.
Gelin, şiddete karşı hep birlikte tavır alalım ve bu şiddeti bitirelim
Bu kentte, kadın kentinde barışı gelin hep birlikte sağlayalım. Bunu yapabilirsek örgütlü bir toplum oluruz. Bunu yapabilirsek kendi halkımız başta olmak üzere bütün halkların da geleceğini ortaya koymuş oluruz. O yüzden başta DEM Parti yerel yönetimleri olmak üzere, bu kentteki dernek ve STK yöneticilerinin, insan hakları ve demokrasi mücadelesi verenlerin, esnafın, şoförlerin, ekmek parası peşinde koşanların, rızkını arayanların hepsine sesleniyoruz: Gelin, şiddete karşı hep birlikte tavır alalım. Bu şiddeti hep birlikte bitirelim. Bunu yapmak hepimizin görevi. Bunu yapmak, bu utançla yüzleşmek için atmamız gereken bir adımdır. Bu utançla yüzleşmeye varsanız gelin hep birlikte bu mücadeleyi büyütelim.
28 Eylül 2026
