Türkoğlu: Kadın mücadelemizle bu ülkede demokratik bir cumhuriyeti inşa edeceğiz

Kadın Meclisimiz ve TJA Antep’in Şahinbey ilçesinde 8 Mart kapsamında, “İsyanımızla Direnişi, Direnişle Özgür ve Eşit Yaşamı Örüyoruz” şiarıyla yürüyüş gerçekleştirdi.

Yürüyüş sonrası Kadın Meclisi Sözcümüz Halide Türkoğlu açıklama yaptı:

Evet, bugün sokaklardayız. Çünkü 8 Mart'ın direniş ruhunu ve isyanını değiştirmek ve dönüştürmek istiyoruz. Yüzyıllardır bu topraklarda kadın mücadelesi, erkek egemen sistemlere karşı isyanıyla birlikte büyüdü. Çünkü bizler biliyoruz ki, bu erkek egemen dünyada kadınlara yaşam hakkı tanınmıyor. Bu erkek egemen dünyada kadınların emeği sömürülüyor. Ve ne yazık ki bu coğrafyalarda savaşlarda kadınların bedeni hedef haline getiriliyor. Evet, bu savaşları yürütenler tam da erkek egemen düzenin aklıyla yönetmek isteyen ülkelerin aklıdır. Çünkü bizler yıllardır sokaklarda, meydanlarda “kadınlar özgür olduğu zaman bu toplum da özgür olur” dedik.Çünkü bizler biliyoruz ki bu sömürü düzenini besleyen en önemli şey, kadınlara yaklaşımın kendisidir. Eğer cinsiyetçilik bu ülkede başını almış gitmişse, bir günde 6 kadın katlediliyorsa; bu durum hem var olan iktidarın politikalarından hem de erkek egemen düzenden bağımsız gelişmiyor.

Bizler bu 8 Mart'ta kadın cinayetlerine isyan ediyoruz dedik ve isyanımızla birlikte kadın örgütlenmesini önümüze hedef koyduk. Gitmediğimiz ev, gitmediğimiz mahalle kalmayacak dedik. Çünkü örgütlenmek biz kadınların öz savunmasıdır. Bu 8 Mart'ta öz savunmayı aynı zamanda mücadele gerekçemiz olarak görmekteyiz.

Antep'te kadın yoksulluğun yüzüdür

Bizler emeğin sömürülmesine, kadın yoksulluğuna karşı isyan ediyoruz. Bir ekmeğe ulaşmanın bedelinin hayatlarımıza mal olmasını istemiyoruz. Biz ekmeğe onurluca ulaşmak istiyoruz. Bugün Antep'te kadın yoksulluğun yüzüdür, aynı zamanda bu ülkenin yüzüdür. Parça başı işler üzerinden insanlar geçimlerini sağlamaya çalışıyorlar. Sigortasız, güvencesiz bir lokma ekmek için saatlerce evlerinin içine hapsolmuş şekilde parça başı işlerde çalışan kadınlar emek sömürüsüne maruz kalıyor. Bu emek sömürüsüne biz mecbur değiliz. Bunu kabul etmek ve biat etmek zorunda da değiliz. İşte bu 8 Mart'ta, tıpkı yüzlerce yıl önce kadınların direnişiyle bugüne gelen eşitlik ve özgürlük mücadelemiz bize şunu söylüyor: Ekmeğe ulaşmak bir eşitlik ve özgürlük meselesidir. Aynı zamanda ekmeğe ulaşmak bir barış meselesidir. Evet, bir yandan kadın cinayetleri var, bir yandan da günbegün büyüyen derin bir kadın yoksulluğu var. Yine büyüyen bir ayrımcılık söz konusu.

Kadınları katleden erkekler cezasızlık politikalarıyla bu toplumun içinde elini kolunu sallayarak dolaşabiliyor. Kadınların emeğini sömüren bu sermaye düzeni kadınların emeğini gasp etmekten hiçbir şekilde endişe duymuyor. Çünkü ceza almayacağını biliyor. Sendikasız çalıştırarak, emeği sömürerek açlıkla terbiye etmenin yollarını bir yandan iktidar, bir yandan sermaye birlikte yürütüyor.

Jin Jiyan Azadî mücadelesi Jina Mahsa Amini'nin mezarı başında yükseldi

Ve yine biliyoruz ki bu Ortadoğu coğrafyasında savaşları yürütülen emperyalist güçler, her gün bir ülke üzerinden savaş senaryolarını ortaya koyuyorlar. Peki, bu ülkelerde neden savaş yürütülüyor? Çünkü demokrasi, özgürlük ve eşitlik yok.

Emperyalist güçler ne yapıyor? Her gün bir ulus devlete bu şekilde saldırarak tehdit ediyor. Bugün de İsrail İran'a saldırı gerçekleştiriyor. Biliyoruz ki İran'da, başta Kürtler olmak üzere halklar baskı rejiminin altında yaşamak zorunda kalıyor. Günlerdir İran halkı, kadınlar sokaklarda daha fazla demokrasi, eşitlik ve özgürlük için mücadele ederken; ulus devletin kendisi, faşist molla rejimi ne yapıyor? Kadınları, farklı kimlik ve inançları, demokrasi talep edenleri cezaevlerine gönderiyor, idamla yargılıyor. Şunu açık söylüyoruz: Bu topraklarda Jin jiyan Azadî mücadelesi yeşerdi, büyüyor, evrenselleşiyor. Bugün o Jin Jiyan Azadî mücadelesi Jina Mahsa Amini'nin mezarı başında yükseldi, tüm dünyaya yayıldı.

Bugün Jin Jiyan Azadî mücadelesi Rojava'da özgür kadın sistemi olarak kendisini inşa ediyor. Bugün Rojavalı kadınların mücadelesi, aynı zamanda kadınların enternasyonal mücadelesi haline gelmiştir. Bizler biliyoruz ki bu topraklarda kadın özgürlüğünü ve eşitliğini hedef alan her iktidar kaybetmeye mahkumdur. Kadınların bedeni üzerinde yürütülen bu savaş politikalarına karşı, biz kadınlar olduğumuz her yerde sesimizi yükseltiyoruz.

Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı etrafında kenetleneceğiz

Türkiye'de de Sayın Öcalan'ın Barış ve Demokratik Toplum Çağrısıyla birlikte bir yılı aşkın bir süredir bir barış ve demokrasi mücadelesi var. Dün itibariyle Barış ve Demokratik Toplum Çağrısının hiç olmadığı kadar kararlı ve ısrarlı hali Sayın Öcalan tarafından kamuoyuyla paylaşıldı. Biz kadınlar da bu 8 Mart'ta savaşa karşı barışı, sömürüye karşı eşitliği ve özgürlüğü savunmaya devam edeceğiz. Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı etrafında kenetleneceğiz.

Her savaşın bir de özel savaşı vardır

Biliyoruz ki her savaş hayatlarımıza bir saldırıdır. Her savaşın bir de özel savaşı vardır. Bugün Antep başta olmak üzere ülkede en temel sorunlardan biri yoksulluk, uyuşturucu, fuhuşa sürüklenme, şüpheli ölümler ve katliamlardır. Bu, toplumun içerisinde yürütülen savaşlardan bağımsız değildir. Bir ülkede kadınlar özgür ve eşit değilse, hakları her gün saldırı altındaysa, erkek egemen düzen kadınları katletmeyi kendine hak görüyorsa bu toplum kadınlarla barışamamış demektir.

Demokrasinin kendisi, kadın mücadelesini tanımaktan geçer

Eğer ki bir devlet kadınların haklarını gasp etmeyi kendisine hak görüyorsa, bu aynı zamanda bir erkek devlet şiddetidir. Devlet kadınlarla barışamıyorsa, işte tam da burada demokrasi yoktur demektir. Sahici bir demokrasinin kendisi, aynı zamanda kadın mücadelesini tanımaktan geçer. Kadın mücadelesini tanımayan hiçbir toplum ayakta kalamaz. Kadın mücadelesini, özgürlük mücadelesini tanımayan hiçbir kurum varlığını sürdüremez. Nereden biliyoruz bunu?

Bugün dünya sistemi de dahil olmak üzere, eğer bu ülkenin kurumları yozlaşmışsa, eğer bu ülkenin meclisinde dahi kız çocuklarına istismar yapılmışsa, işte burada yozlaşmış bir düzen vardır. 

Cumhuriyetin demokratikleşmesine ihtiyacımız var

Biz kadınlar, 8 Mart'ta erkek egemen, yozlaşmış düzenin içinde bu şekilde var olmayacağız. Bu 8 Mart'ta isyanımızı yükselteceğiz. Bu isyanımız öylesine bir büyüyecektir ki bir örgütlenme olacaktır. Bu isyanımızla özgür ve eşit bir geleceği, yaşamı inşa edeceğiz. Bu ülkenin en temel meselesi demokrasi meselesidir. Biz kadınların, hiç olmadığı kadar bu cumhuriyetin demokratikleşmesine ihtiyacımız var.

Savaşa karşı barış diyorsak, aynı zamanda daha fazla demokrasi, eşitlik ve özgürlük demek de zorundayız. Bu ülkede yerel demokrasi alanlarının, kayyım siyasetinin ortadan kalkması gerekiyor. Cezaevinde siyasi tutsakların özgürlüğünün sağlanması gerekiyor.

Bugün Barış ve Demokratik Toplum Sürecini başlatarak, bu ülke başta olmak üzere Ortadoğu'daki halklara ve kadınlara onurlu bir barışın mümkün olduğunu gösteren Sayın Öcalan'ın fiziki özgürlüğüne kavuşması gerekiyor. Bu biz kadınların bu 8 Mart'ta talepleridir.

Bu ülkenin daha yaşanabilir bir ülke olması için, kadınların da ülkesi olabilmesi için, başta iktidar olmak üzere bu toplumdaki her bir bireyin değişip dönüşmesi gerekiyor. Bu zihniyetin ortadan kalkması gerekiyor. Biz kadınlar mücadelemize güveniyoruz, mücadelemize inanıyoruz. Barışa dair umudu da bu mücadelenin etrafında örgütlenerek inşa ediyoruz. Biz kadınlar ne olursa olsun tahayyül ettiğimiz eşit ve özgür yaşama ulaşacağız.

Halkların birlikte eşit ve özgür olduğu demokratik bir cumhuriyeti, kadın mücadelemizle bu ülkede hep birlikte inşa edeceğiz. Jin Jiyan  Azadi! Yaşasın Kadın Dayanışması!

28 Şubat 2026