Türkoğlu: Sağlamcılık ideolojisi ile mücadele yaşamın her alanında çoklu mücadeleyi gerektirir

 

Kadın Meclisimiz ve Engelliler Komisyonumuz Ankara’da, “Barış ve Demokratik Toplum İnşasında Kadınlar Sağlamcılığı Konuşuyor” başlıklı bir panel düzenledi. Açılış konuşmasını yapan Kadın Meclisi Sözcümüz Halide Türkoğlu, şunları söyledi: 

DEM Parti Kadın Meclisi adına hepinizi selamlıyor, böyle anlamlı bir çalışmada olmanın mutluluğunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Konuşmama başlamadan önce, “Barış ve Demokratik Toplum İnşasında Kadınlar Sağlamcılığı Konuşuyor” buluşmasını düzenleyerek bu toplamı bir araya getiren Engelliler Komisyonumuzun değerli kadın üyelerine ve eşsözcümüze teşekkür ediyorum. 

Bugün burada barışa ve demokratik topluma neden ihtiyaç duyduğumuzu konuşacağız. Engelli kadınlarla, bakım hizmeti veren kadınlarla, engellilerin yaşadığı sorunları bir parça dillendirmek ve çözüm bulmak için dayanışmayla bir araya gelen kurum temsilcisi kadınlarla; engellilerle her daim dayanışma içerisinde olan toplumun her kesiminden kadınlarla birlikte konuşacağız. Konuşarak, daha fazla diyalog kurarak ve dayanışmamızı büyüterek yaşanan eşitsizliklerin, ayrımcılıkların son bulması için mücadele edeceğiz.

Sağlamcılık ideolojisi engellilerin yaşam hakkını hedef almaktadır

Eşitsizlik, ayrımcılık, ötekileştirme… Tüm bu kavramlar bize en çok da sağlamcılık politikalarının geldiği boyutu hatırlatıyor. Evet, bugün sağlamcı politikalar engelli bireylerin yaşamlarından ve haklarından çalmaya devam ediyor. Maalesef bu ülkede engelli olmak demek, ayrımcılığı en derinden yaşamak demektir; “sosyal yardım” adı altında evlere hapsedilmek, toplumsal yaşamın dışına itilmek demektir. Sağlamcılık ideolojisiyle yapılan yollar, okullar, binalar ve alanlar kadar siyaset, medya, tıp gibi alanlar da engellilerin yaşam hakkını hedef almaktadır. Sağlamcılık ideolojisi de cinsiyetçilik ve ırkçılık gibi söylemde ve eylemde inşa edilen bir ideolojidir. Engelsizin engelli üzerinde kurduğu eşitsizlikleri üreten bir ideolojidir. Hele ki engelli birey bir kadın ise tüm ayrımcılık türlerine iki kat derinden maruz kalmaktadır.

Engelli kadınların nasıl yok sayıldığını Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bütçesinden biliyoruz

Bakın, bu ülkede engelli birey sayısının güncel verileri yok. Bizler engelli birey sayısını, en son 2012 yılında açıklanan TÜİK verilerinden biliyoruz ve 2012 TÜİK verileri 10 milyon engelli yurttaşın olduğunu gösteriyor. 2025 yılının ilk yarısını geride bırakırken, bu ülkede kaç milyon engelli birey olduğu verisini bilmiyoruz. Ama bu ülkede engellilerin, engelli kadınların, bakım hizmeti verenlerin nasıl sömürüldüğünü ve yok sayıldığını, yaşamdan nasıl izole edildiğini Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bütçe verilerinden çok iyi biliyoruz. 2025 yılının bütçesi görüşülürken engelli bakım hizmetine yönelik açığa çıkan veriler siyasi iktidarın utanç tablosudur. Velev ki veriler güncel ve bu ülkede 10 milyon engelli birey var. Bu bireylerden evde bakım hizmetinde faydalanan kişi sayısı 570 bin ve bu rakamın içerisinde hizmet alan engelli kadın sayısı 260 bin. Geriye kalan 4 milyon 750 bin engelli kadın, yaşamlarını nasıl sürdürüyor kısmında söylenen tek bir söz yok maalesef. 

DEM Parti Kadın Meclisi olarak ayrımcılıkların karşısında durmaya devam ediyoruz

Evde bakım hizmeti altında verilen ödenek ise 10 bin TL’nin altında ve bu hizmet verilirken cinsiyetçi iş bölümünün yarattığı kodlar devreye girmektedir. Maalesef ki çoğu zaman bakım hizmetini sunan kadınlar olmaktadır. Bu hizmeti sunan kadınlar hiçbir yasal güvenceye sahip değildir ama çalışma verilerinde çalışıyor gözükmektedir. Engelli kız çocuklarının yaşadığı şiddet, taciz ve istismar olaylarının ardı arkası kesilmezken; bunların önüne geçecek tek bir yeterli politika bulunmadığı gibi, bu suçu işleyen failler cezasızlık politikalarıyla ödüllendirilmektedir. Engelli politikalarının aile hizmetlerine hapsedilmesine karşıyız. Bu yüzden bir engelli bakanlığının kurulması gerektiğini defalarca söyledik ve bunun mücadelesini yürütmekteyiz. Sağlamcılık ideolojisi ile mücadele yaşamın her alanında çoklu mücadeleyi gerektirir. Engelsizlerin insafına bırakılacak bir mesele değildir ve bu alandaki öznelerin yönetim ve üretim ilişkilerinde doğrudan yer almasını sağlayacak bir siyasete ihtiyacımız vardır. Evet, söylenecek çok sözümüz var sevgili arkadaşlar. Buradaki her bir arkadaşımız bu ayrımcılığı, yoksunluğu ve şiddeti en derinden yaşayan, buna karşı mücadele eden arkadaşlarımız. Ben uzun uzun değinmeyeceğim. Eminim ki tüm bunları bugünkü çalışmamızda detaylı bir şekilde konuşacağız ve güçlü çözüm önerileriyle bu buluşmamızdan çıkacağız. Ancak özellikle şunu belirtmek istiyorum. DEM Parti Kadın Meclisi olarak, bağlı olduğumuz mücadele geleneğimizden devraldığımız mirasla, her daim tüm ezilenlerle ve ötekileştirilenlerle dayanışma içerisinde olmaya, eşitsizliklerin ve ayrımcılıkların karşısında durmaya devam ediyoruz.

Engelli kadınların mücadelesi kadın özgürlük mücadelesinin bir parçasıdır

Bugün geldiğimiz aşamada, Sayın Öcalan’ın 27 Şubat tarihinde gerçekleştirdiği çağrıyla birlikte başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci işte bu eşitsizliklerin, yoksullukların, ayrımcılığın ve sağlamcı politikaların son bulacağı bir yaşamı inşa etme sürecidir aynı zamanda. Farklılıkların bir arada olabileceği, özgür ve eşit yaşayabileceği bir yaşam modelidir. Yaşam hakkının gasp edilmediği, toplumsal engellerin olmadığı, herkes için adaletin yaşam bulacağı bir toplumsal inşanın mümkün olabileceğinin çağrısıdır aynı zamanda. “Barış ve Demokratik Toplumun İnşasında Kadınlar Sağlamcılığı Konuşuyor” programı bu çağrının en güçlü şekilde karşılık bulduğunu bir kez daha göstermiştir. Farklı inançlardan, kültürlerden, kimliklerden gelebiliriz; ancak bizleri buluşturan ortak noktamız eşitlik, özgürlük ve adalet talebimizdir. Çünkü bizler vurulduğumuz yerlerden isyanımızı yükselterek direnişlerimizi birleştiren, yeni bir yaşam mümkün diyenleriz. Engelli kadınların mücadelesi kadın özgürlük mücadelesinin bir parçasıdır. Bakım hizmeti adı altında kadın emeğinin sömürülmesi bizlerin mücadele gerekçesidir. Engelli bireylerin, kız çocuklarının eğitimde ve yaşamda uğradığı haksızlıklar, eşitsizlikler, istismar ve taciz olayları karşısında dayanışmayı büyütmek Kadın Meclisimizin başlıca gündemlerindendir. Tüm bunların temelinde yer alan erkek egemen zihniyet ve bu zihniyetin sağlamcı ideolojisine karşı mücadele bizlerin mücadelesidir. Sağlamcı ideolojinin dili cinsiyetçi ve ırkçıdır. Sağlamcılıkla mücadele aynı zamanda cinsiyetçilikle ve ırkçılıkla mücadeledir. Kadına yönelik şiddetle mücadele alanlarımız çoklu mücadele alanlarıdır. Bu alanları ortak paydada buluşturan da Jin Jiyan Azadi felsefemizdir, kadın dayanışmasıdır.

Bir yandan barış konuşulurken, diğer yandan sağlamcılıkta ısrar edilmesini kabul etmiyoruz
 
İşte tüm bu gerçeklerden hareketle Barış ve Demokratik Toplum diyoruz. Demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigmamızla yeni yaşamı inşa ediyoruz. Bir yandan barış konuşulurken, diğer yandan kadın düşmanı politikalara devam edilmesini ve sağlamcılıkta ısrar edilmesini kabul etmiyoruz. Gün, mücadele alanlarımızı daha fazla örgütleyerek bu mücadele alanlarını onurlu barış mücadelemizle en güçlü şekilde buluşturma günüdür. Bu buluşmayı gerçekleştirmek barışın gerçek özneleri olan bizlerin sorumluluğundadır. Çünkü bu topraklarda barışa en çok ihtiyacı olan kesimlerin başında kadınlar gelmektedir. Engelli kadınlar, işçi kadınlar, LGBTİ+’lar gelmektedir. Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ile başlayan süreç sadece iki tarafın barışması demek değildir. Silahların susması demek aynı zamanda toplumsal sorunların, kadın sorununun ve engelli kadın sorununun konuşulabilmesinin önünün açılması demektir. Eşitsizliklerin, adaletsizliklerin, hak gasplarının son bulması için hep birlikte bu süreci sahipleneceğimize olan inancımla, sağlamcılık ideolojisinden arınmış yeni bir yaşam mümkün diyerek hepinizi saygıyla selamlıyor, başarılar diliyorum. Yaşasın kadın dayanışması! Jin jiyan Azadi!

26 Temmuz 2025