Batman Cezaevinde hayatını kaybeden Mehmet Çeviren'in vefatından sonra Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonumuz, ÖHD ve TUHAD-FED tarafından hazırlanan ortak rapor. Rapora buradan ulaşabilirsiniz

BASINA VE KAMUOYUNA

Türkiye’de hapishaneler; yaşam hakkı, sağlık hakkı ve insan onurunun sistematik biçimde ihlal edildiği alanların başında gelmektedir.

Yaygınlaştırılan tecrit rejimi, keyfi infaz uygulamaları, hasta mahpusların tedaviye erişememesi ve son yıllarda artan şüpheli ölüm ile intihar vakaları, hapishanelerde derinleşen krizi açıkça göstermektedir.

Bugün kamuoyuyla paylaştığımız, daha önce yüksek güvenlikli statüde olan Batman Beşiri Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda Mehmet Çeviren’in yaşamını yitirmesine ilişkin hazırladığımız ortak rapor da bu tablonun somut ve çarpıcı örneklerinden biridir.

Raporda ortaya çıkan bulgular, yaşanan ölümün münferit bir olay olarak değerlendirilemeyeceğini; meseleye yalnızca son ana odaklanarak ya da yalnızca bireysel psikolojik durumla açıklama getirilemeyeceğini göstermektedir. Uzun süreli yalnızlaştırma, tekli tutma, ortak yaşam alanlarının sınırlandırılması, sosyal haklara erişimin fiilen daraltılması, psikososyal destek eksikliği ve etkili denetim yokluğu bu tablonun ayrılmaz parçalarıdır.

Batman Beşiri Hapishanesi bakımından dikkat çekmek istediğimiz hususlardan biri, yaşam hakkı yönünden ortaya çıkan riskin tek bir olayla sınırlı olmamasıdır.

Tutsakların, son bir yıl içerisinde 1 intihar girişimi ve 2 intihar vakasının yaşandığına ilişkin verdiği bilgiler idarece teyit edildiğini vurgulamak isteriz.

25 Mayıs 2022'de Sıddık UĞUR, Malatya nüfusun kayıtlı Mustafa isimli başka bir mahpusun ölümü; yine İskender AK adlı mahpusun açlık grevi sonrası yaşamını yitirmesi; Eylül 2025 Yücel Balıkçı, Ekim 2025 Harun Şanlı’ya ilişkin intihar iddiaları ise kamuoyuna yansıyan şüpheli ölümlerdir.

15 Nisan günü, yapılan hapishane ziyaretinde Beşiri Açık Hapishanesi’nde Dılbaz Abi’nin pencereden düşmesiyle sonuçlanan şüpheli olayın yaşandığını ayrıca belirtmek isteriz.

Tüm bunlar Batman Hapishane Kampüsünde yaşam hakkı bakımından süreklilik gösteren ciddi bir risk örüntüsüne işaret etmektedir. Risk önleme mekanizmaları, psikososyal destek kapasitesi ve idari denetim süreçleri etkili biçimde sorgulanmalıdır. Özellikle yalnızlaştırma, dayanışmayı ortadan kaldıran tekli tutma ve tecrit uygulamaları, mahpuslar üzerinde ağır psikolojik sonuçlar yaratmakta ve yaşam hakkı bakımından riski büyütmektedir. Üstelik bu risk, Batman Hapishanesi Kampüsü’nde hâlâ sürmektedir.

13 Nisan 2026 tarihinde yaşamını yitiren Mehmet Çeviren’in tutulma koşullarına ilişkin elde ettiğimiz bazı bilgiler ise şöyledir:

Mehmet Çeviren yaklaşık 2,5 yıl tekli odada tutulmuştur. Aynı hapishane içinde ortaklaşma imkânını artırabilecek 3’lü ortak havalandırmalı sisteme geçme talebi karşılanmamıştır. Ortak havalandırma hakkı kullandırılmamış, günde yaklaşık 2,5-3 saat tek başına havalandırmaya çıkarılmıştır. Kurs, sohbet ve ortak sosyal faaliyetlerden fiilen yararlanamamıştır. Oda değişikliği talepleri sonuçsuz bırakılmıştır. Koridor ve oda yerleşimi, iletişimi ve dayanışmayı zayıflatan bir yalnızlaştırma düzeni yaratmıştır. Spor hakkı son derece sınırlı kullandırılmış, sosyal temas imkânları daraltılmıştır.

Ayrıca hapishane de genel olarak; spor hakkının ayda 3 kez ve 45-50 dakikaya kadar sınırlandığı, uzun süre tekli ya da iki kişilik kullanımdan sonra ancak 6-7 kişilik sınırlı gruplarla kullandırıldığı, beş yılı aşkın süre kurs ve sohbet hakkının fiilen tanınmadığı, Mehmet Çeviren’in ölümden sonra ilk kez “akıl oyunları” adında bir kurs açıldığı tespit edilmiştir.

Yine 8’li koridor yerleşiminin iletişimi parçalayacak, ortaklaşmayı zayıflatacak biçimde kurgulandığı teyit edilmiştir. Bu durum, yalnızlaştırmanın rastlantısal değil; mimari, idari ve gündelik yaşam pratiği düzeyinde üretilen kurumsal bir rejim olduğunu göstermektedir.

Mehmet Çeviren’in ölümüne ilişkin olarak, özellikle açıklığa kavuşturulması gereken kritik bir hususa dikkat çekmek istiyoruz. Görüşülen mahpuslardan biri, olaydan bir gün önce Çeviren’in 4-5 sayfalık bir mektup yazdığı yönünde aktarımlar yapmıştır. Ancak kurum idaresi, olay yeri incelemesinde odada herhangi bir mektup ya da not bulunmadığını ifade etmiştir. Bu çelişkinin giderilmesi, şüpheli ölümün aydınlatılması bakımından zorunlu olduğunun altını çizmek isteriz.

 

 

Yapılan ziyaret sonrası ortaya çıkan tablo, yalnızca tek bir kuruma özgü sorun alanlarının tespiti olarak değerlendirmek mümkün değildir.

Kamuoyunda “kuyu tipi” olarak anılan yüksek güvenlikli, S tipi ve benzeri yeni hapishane modellerinde mahpuslar tek kişilik odalarda, sınırlı temas ve ağır izolasyon altında tutulmaktadır. İnsan toplumsal bir varlıkken, infaz rejimi mahpusu sesten, temastan, ortak yaşamdan ve dayanışmadan koparmaktadır. Bu nedenle mesele yalnızca güvenlik yaklaşımıyla bir kurum üzerinden açıklanamaz; bu aynı zamanda ruhsal ve fiziksel yıkım üreten genel bir tecrit rejimidir.

Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler uyarınca devlet; gözetimi altındaki herkesin yaşamını korumak, sağlık hakkını güvence altına almak, kötü muameleyi önlemek ve ölüm vakalarında bağımsız, hızlı, etkili ve şeffaf soruşturma yürütmekle yükümlüdür. Ancak Batman Beşiri Hapishanesi’nde ve genel olarak Türkiye hapishanelerinde yaşanan ölüm, şüpheli ölüm ve intihar vakaları; bu yükümlülüklerin gereği gibi yerine getirilmediğini göstermektedir. Cezaevlerinde yaşamı koruyan değil riski büyüten, insan onurunu gözeten değil tecridi derinleştiren bir infaz anlayışı sürdürülmektedir.

Bu nedenle raporda yer alan taleplerimizi bir kez daha kamuoyunun ve ilgili kurumların dikkatine sunuyoruz:

Mehmet Çeviren’in yaşamını yitirmesine ilişkin süreç, yalnızca ölüm anı ile sınırlı kalmaksızın infaz ve gözlem süreciyle birlikte soruşturulmalıdır. Olay gününe ve öncesine ilişkin kamera kayıtları, sayım kayıtları, nöbet çizelgeleri, oda yerleşim planları, koridor planları, görevli personel listeleri ve tüm tutanaklar eksiksiz biçimde muhafaza altına alınmalıdır. Son 6 aya ilişkin revir başvuruları, psikolog ve psikiyatri görüşmeleri, ilaç kayıtları, disiplin işlemleri, dilekçeler, koğuş değişikliği talepleri ve bunlara verilen cevaplar temin edilip incelenmelidir. Mehmet Çeviren’in yaklaşık 2,5 yıllık tekli tutulma süreci ile 3’lü ortak havalandırmalı sisteme geçme talebinin neden karşılanmadığı özel olarak araştırılmalıdır. Spor, havalandırma, kurs ve sohbet hakkının kullanımına ilişkin resmi çizelgeler istenmeli; mahpus beyanlarında geçen somut veriler kurum kayıtları ile karşılaştırılmalıdır. Olaydan bir gün önce yazıldığı belirtilen 4-5 sayfalık mektuba ilişkin çelişki açıklığa kavuşturulmalı; olay yeri inceleme tutanakları, arama kayıtları ve delil muhafaza zinciri ayrıntılı biçimde incelenmelidir. Kurumda yaşanan önceki ölüm ve teşebbüs vakaları birlikte değerlendirilerek risk önleme ve psikososyal destek mekanizmaları bağımsız biçimde denetlenmelidir. Ağırlaştırılmış müebbet ve yüksek güvenlikli infaz rejiminin tecrit, sosyal izolasyon ve umutsuzluk üretici sonuçları yaşam hakkı ve kötü muamele yasağı bakımından özel inceleme konusu yapılmalıdır.

Raporumuzu Batman Cumhuriyet Başsavcılığı’na, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne, Adalet Bakanlığı’na ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na sunacağız. Sürecin takipçisi olacağız. Sorumlu kurumlar yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü yerine getirmeli; insan onurunu zedeleyen, umudu ortadan kaldıran ve tecridi derinleştiren infaz uygulamalarından derhal vazgeçilmelidir.

 

Tutuklu Ve Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Dernekleri Federasyonu

DEM Parti Hukuk Ve İnsan Hakları Komisyonu

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği